25 Aralık 2017 Pazartesi

ŞEHİT MURAT TEKİN’İN ABLASINDAN MEKTUP ALDIM



Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı
ŞEHİT MURAT TEKİN’İN ABLASINDAN MEKTUP ALDIM

Benim kardeşim otopsi raporunda yazıldığı gibi KESİCİ DELİCİ aletlerle katledilip BOĞULMUŞ, ağız burun tıkanarak…
Benim kardeşim otopsi raporunda yazıldığı gibi KESİCİ DELİCİ aletlerle katledilip BOĞULMUŞ, ağız burun tıkanarak…

Adı Murat Tekin.
Hava Harp Okulu öğrencisi.
Bu yazı acı başlayacak ve acı ile bitecek…
Düşünüyorum da, 1988 yılında, hani o askeri öğrenci olduğum yıllarda, aniden bölük komutanımız, bölük astsubaylarımız bizleri apar topar toplayıp otobüslere bindirse, ne oluyor, nereye gidiyoruz, neden götürülüyoruz, amacı nedir, biz daha rütbeli bile değiliz ne yapabiliriz ki gibi soruları aklımızdan geçirir, birbirimize sorar fakat başımızdaki komutanlarımıza soramazdık.
Emir demiri keser derler.
Keser elbette öyle öğrendik.
Askerliğin ruhu mutlak itaattır.
Öğrencisinden rütbelisine vatan görevi için her asker şahsın yemini itaat üzerinedir.
Asker bunu bilir.
15 Temmuz günü de bir askeri öğrenci ya da alt rütbelerde bir asker olsaydım, neler oluyor, nereye gidiyoruz sorularını kendi kendime yine sorar, fakat üstlerimin emirlerini de yerine getirirdim.
Nereden bilebilirdim ki, emperyalizmin vatandan kurban istediklerini?
Nereden bilebilirdim ki, TSK’nın içinde yuvalanmış kenelerin askerden kan istediklerini?
Nereden bilebilirdim ki?
Ben askeri öğrenci, ben uzman erbaş, ben astsubay, ben subay, ben vatana hizmet etmek için yemin etmiş Mehmetçik’tim!
Murat Tekin.
Hava Harp Okulu öğrencisi.
Bazılarımıza bu isim tanıdık gelecek.
15 Temmuz günü Boğaz köprüsünde boğazı kesilerek katledilen bir askeri öğrenci.
Henüz 2. Sınıf öğrencisi.
Hayalleri var, pilot olacak.
Göklerde uçan kartallarımızdan.
Kanatlarını bizler için çırpacak.
O kara günde Boğaz köprüsünde linç edilen, katledilen henüz daha rütbeleri bile olmayan bir asker.
Şehit Murat Tekin’in ablası Mehtap Tekin’den konu ile ilgili bir mektup aldım.
Bu mektubu Türk milletinin duyarlı ve içi yanan insanlarına ulaştırmak eski bir asker olarak vatan borcu ve yurttaşlık görevidir.

Noktası virgülüne dokunmadan arz ediyorum:
ŞEHİT MURAT TEKİN ile ilgili görsel sonucu

‘’Abla ölüm nasıl bir şey acaba? Hiç korkmuyorum ama merak ediyorum…’’
‘’15 Aralık 1994’de başlayıp, 15 Temmuz 2016’da yok olan bir hayat kardeşiminkisi.
Hava Harp Okulu öğrencisi kardeşim Murat Tekin 5 yıl Bursa Işıklar Hava Lisesi’ne gitti. Ardından Hava Harp Okulu’na girmeye hak kazandı.
En son 9 Temmuz 2016’da kardeşimle İzmir’de evimizdeydik.
Birlikte gezdik, vakit geçirdik abla kardeş. Son filmimizi izledik evimizde. Tabi ki, son görüşmemiz olduğunu bilmeden.
‘’Abla ölüm nasıl bir şey acaba? Hiç korkmuyorum ama merak ediyorum…’’ dedi mutfakta.
Ve devam etti ‘’Ne kadar şanslısın, bir gün şehit olsam ne yapardın?
‘’Keşke ileride olsan, gurur duyardım’’
‘’Biliyor musun abla ben bu okula şehit olmaya giriyorum’’
Kardeşimi 13 yaşında Bursa Işıklar Hava Lisesi’ne emanet ettiğimiz gün vedalaşmıştık oklun önünde. Murat geri geldi, kulağıma eğilerek;
‘’Biliyor musun abla ben bu okula şehit olmaya giriyorum’’ diyerek gülümsedi ve içeri girdi.O gün içime geldi, ‘’Bir gün kardeşim şehit olacak’’ dedim kendi kendime.
‘’Abla kurtar beni!‘’
15 Temmuz 2016’da İzmir dışındaydım. Kardeşim ile 9 Temmuz 2016’da onu Yalova’daki eğitim kampına uğurladık. 15 Temmuz günü bir şeylerin ters gittiğini söylüyordu insanlar. Bir kafede televizyon açıktı. Askerler kemerlerle dövülüyordu. Kardeşimin orada olduğunu tahmin bile edemezdim. Ben de izledim neler olup bittiğini. Ülkemize kim zarar veriyorsa lanet okudum o gece.
Dışarıda toplanan insanların arasına karıştım.
Asker yolları kapattı dediler. Anlam veremedim. Kaldığım yere geri gittim, telefonum çekmiyordu malum olaylardan dolayı.
15 Temmuz gece 4’e doğru can havliyle uyandım. Titriyordum, kötü bir rüya görmüştüm. Askerler, polisler çatışma halindeydi. Kardeşim Murat elleri bağlı yerde yatıyordu. Altında askeri kamuflajı üstü yoktu.
‘’Abla kurtar beni‘’ diye haykırıyordu. Yanına yanaştım, su verdim ağzına. Ağzı kum doluydu kurtaramadım.
Ve hemen telimi alıp Murat’ı aradım, telefon bazen çekiyordu, kardeşimin telefonu kapalıydı. Zaten asker eğitim kampında telefon yasaktı. Yine de aradım.
‘’ Abla o kadar mutluyum ki, tek başıma uçuşa seçilmişim. Artık tek başıma uçak uçuracağım ‘’
Ve telefonuma 12 Temmuz 2016’da kardeşimin bana gönderdiği mesaj hatlardan dolayı o lanet gece ulaştı bana.
‘’Abla o kadar mutluyum ki, tek başıma uçuşa seçilmişim. Artık tek başıma uçak uçuracağım‘’
O kadar mutluydu ki mesajında, sadece ‘’olaylar oluyormuş, iyisin di mi?‘’ diye yanıtladım. Tabi bu cevabımın kardeşime bir daha ulaşamayacağını bilemeden…
‘’O öğrenciydi elleri kitap kalem kokuyordu daha…‘’
Ertesi gün İzmir’e döndüm.
Anneme gördüğüm rüyayı anlattım.
Annemde ‘’Kardeşin okulda kampta emin ellerde, etkilenmiş ve öyle görmüşsündür rüyayı. Hafta sonu kardeşin arar belki.‘’

Kardeşimin rüyayı gördüğüm saatlerde gerçekten katledildiğini nereden bilebilirdim ki ? O öğrenciydi elleri kitap kalem kokuyordu daha…
‘’Kardeşim asker benim, vatan için çıkıyorum ‘’
İzmir saat kulesinde toplanan insanların yanına gittim elimde Türk bayrağımız ve anlıma sardığım ‘’Şehitler ölmez vatan bölünmez‘’ yazısı ile.
‘’ Gitme, dışarı çıkma ortalık karışık‘’ dediler, tek cevabım ‘’Kardeşim asker benim vatan için çıkıyorum‘’ .
‘’Çocuğunuzu teslim ettiğiniz komutanlar hain çıktı, çocuğunuz nerede bilemeyiz, tutukludur.’’
Birkaç gün sonra, Hava Harp Okulu öğrencilerinden kardeşimin devresinin tutuklandığını duyduk. Endişelendik, sonra öğrencilerin çoğunun tutuklandığını…
Askeri kampı aradık açan yok, Hava Harp Okulu’nu aradık.
‘’Çocuğunuzu teslim ettiğiniz komutanlar hain çıktı, çocuğunuz nerede bilemeyiz, tutukludur.’’
Yüreğimiz acı doldu.
‘’Kardeşim zor durumda olur, belki eve gelir diye dış kapıyı kilitlemeden eşiğinde bekledim günlerce.‘’
Ailem İstanbul’a, ilk Yalova kampına oradan da Hava Harp Okulu’na gittiler. Okul denen bir şey kalmamış, kimsenin kimseden haberi yok. Ben İzmir’de kaldım. Kardeşim zor durumda olur, belki eve gelir diye dış kapıyı kilitlemeden eşiğinde bekledim günlerce.
Ama gelmedi…
‘’Merak etmeyin ölüm yok, kaçak görünüyor Murat Tekin‘’
Ailem 10 gün boyunca tüm hastaneleri aradı bizzat gidip yaralı askerleri tespit için. Ben de İzmir’de hastaneleri aradım, isim taraması yaptırdım. Hapishanelerde ismi yok, hastanede yok.
Hava Harp Okulu’nu aradık yine.
‘’Merak etmeyin ölüm yok, kaçak görünüyor Murat Tekin ‘’
‘’Eyvah dedik. Teröristler kaçırdı çocuğu ama neden?‘’
25 Temmuz 2016’da haberlerde okuduğum asker cesetleri var cümlesi ile Adli Tıpı aradım. İlk denememde titredim, tıkandım, geri kapadım. Birkaç aramamda kardeşimin ismini verebildim. Görevli ‘’Öyle isimde kayıtlı er yok‘’ dedi.
O kadar rahatladım ki.
Ama neredeydi kardeşim…
‘’Ama isimsiz askerler var‘’ dediler.
Sonra Sağlık Bakanlığı hattını aradım ‘’Murat Tekin dedim, hastanelerde var mı?‘’
Olmadığı bilgisi geldi.
‘’Bilemezdim oracıkta yıkılacağımı…’’
26 Temmuz 2016…
Sabah telefonum çaldı.
ŞEHİT MURAT TEKİN ile ilgili görsel sonucu

Bilemezdim oracıkta yıkılacağımı…
‘’Murat Tekin için arıyoruz lütfen birini yanınıza alarak en yakın karakola gidin.’’
‘’ Neden‘’ diyemedim, aklımda ölüm yok… ‘’Belki yaralıdır‘’ dedim, karakola gitmedim. Ama hissettim kardeşime kötü bir şey olduğunu…
Ailem de açmadı telefonumu.
Halbuki ailem kardeşimi tespit edip kayıtlara girince, Sağlık Bakanlığı aramış beni.
Aklımı, kalbimi, beynimi yitirdim o gün…
Ve bir telefon daha geldi, duyduğum tek şey ‘’Tek ablası olarak Murat Tekin’in cenazesini havalimanından imza ile teslim alın’’.
Yıkıldım…
‘’Hava Harp Okulu’na gidiyoruz galiba ‘’
15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde komutanlarca, tatbikat, eğitim, canlı bomba bahaneleri ile Boğaz Köprüsüne götürülen kardeşim ve devre arkadaşları daha köprüye varamadan önleri halk tarafından kapatılıp taşlandı.
Taşlar öğrencilerinin kafalarına geldi, camları kırarak.
Şoför çocukların kendi aralarında ‘’Hava Harp Okulu’na gidiyoruz galiba‘’ dediklerini duyuyor.
Öğrenciler olaydan bihaberler.
‘’Ne mahkememiz oluyor, ne de katiller yargılanıyor.’’
Halkın arasındaki hainler tespit edilmeli. Nasıl üniformalı hainler varsa, o gün dışarı çıkanların hepsi vatansever değildi. Ellerinde taş, sopa, bıçak, demirlerle çıktılar. Sosyal medyada görüntüler mevcuttur. Suç duyurusunda bulundum geçen sene.
Ne mahkememiz oluyor, ne de katiller yargılanıyor.
Benim kardeşim otopsi raporunda yazıldığı gibi KESİCİ DELİCİ aletlerle katledilip BOĞULMUŞ, ağız burun tıkanarak…
‘’ Öğrenci mi darbeci, öğrenci mi hain!‘’
Öğrencimi darbeci, öğrenci mi hain!
Hain arayanlar, öğrenciyi oraya götürenlere, katledenlere ve katledilmesine göz yumanlara bakmalıdır…
Kardeşimin hedefi, düşmana karşı savaşıp şehit olmaktı, kendi halkı tarafından linç edilip katledilmek değildi. Arkasından ‘’Hain‘’ muamelesi değildi. Bir buçuk yıl oldu, ne bir baş sağlığı ne bir telefon yok devletten.
Biz hain miyiz?
Biz darbeci miyiz?
Biz kardeşini, evladını 12 gün sonra tanınmaz halde, sadece tırnağındaki izden tespit eden mağdur bir aileyiz.
‘’Ben bir eğitimciyim ve kardeşimin asker olmasını ben istedim.‘’
Kardeşim için acımın içinde kitap yazdım.
Yakında çıkacak ve bu katliamı haksızlığı taşımak amacım.
Acımızı dahi yaşatmadı kimse.
Sürekli hakaret, tehdit ve iftiralara maruz kalıyoruz.
Ben bir eğitimciyim ve kardeşimin asker olmasını ben istedim. Ellerimle kaydettim askeri okul sınavlarına ve birlikte test çözüp hazırlandık ve kazandı.
‘’Devletimizin araştırıp katilleri yargılaması, itibarımızı iade etmesi gerekiyor.‘’
İftira atanların geçmişini araştırdığımda maalesef ki kapkaranlık.
Biz Murat’ı 13 yaşında devletin okuluna her türlü incelemeden geçerek TERTEMİZ olarak EMANET ettik. İçeride kardeşime kim ne yaptı, devletimizin araştırıp katilleri yargılaması, itibarımızı iade etmesi gerekiyor.
Maddi açıdan talebimiz ASLA yoktur.
Bir taziye ve katillerinin yargılanmasıdır.
Ülkemizde adalet varsa bu olmalıdır.
Yasımızı tutamadan adalet arayışındayım.
Ve elimden geleni yapmaya devam edeceğim.
Sosyal medyada kardeşime, bana iftira, hakaret edenlerden daha büyük mücadelem…
Devletimizin bir an önce ‘’ben öldürdüm ben askeri kestim‘’ diye bana mesaj atan şahısları tespit etmelidir.
O zaman adaletin varlığına inanacağım…‘’
‘’Takipsizlik veriliyor hep …‘’
ŞEHİT MURAT TEKİN ile ilgili görsel sonucu

Abla Mehtap Tekin konu ile ilgili 3 kez dava açtıklarını beyan ediyor.
2’sine takipsizlik verildi, 3. Davayı bekliyoruz diyor.
Kardeşim için video ve resimleri kanıt topladık askerlere atılan dayak için, kemerle, taşla askerleri linç edenlerin isimlerini bulup suç duyurusunda bulundum ayrıca bunun yanında da kardeşimin katillerinin yargılanması için de dava açtım, tek dava. Kardeşimin katledildiğine karşı, kesici alet kullanılmadı diyenlere karşı.
Avukatımızla açtık ‘’sonuç yok henüz bekliyoruz‘’ diyor, takipsizlik veriliyor hep …
Bir derinden, bir en derininden of çekiyorum.
Bir ablanın, bir anne ve babanın acı hikayesi bu.
Acı onların değil sadece, acı bizimdir, acı bizim gibi düşünebilenlerin, acı Cumhuriyet ve vatan uğrunda toprağa düşmüş Mehmetçik’ler ve geride kalıp da yangın yerlerlerinde korda kalmış yüreklerin.
Resmin büyüğüne bakınca, 15 Temmuz, 16 Temmuz ve gele gele 16 Nisan yolcularının, önce birlikte daha sonra da tek başına yürüyenlerin bu olaylarda sorumluğu yok mudur acaba?
Elbette vardır.
Kesin vardır.
Her şey ayan beyan ortada.
Bu kadar şehit, bu kadar dram varken, bu acılar, bu yaralar, bu sancılar hala yürekte taşınırken,‘’Bu bize ALLAHIN BİR LÜTFU‘’ yaklaşımında işin sırrı.
Ellerinde kan var bu lütfun kollayıcılarına…
Şimdilik bu lütuftaki sorumluluklarını ‘’ kandırıldık Allah affetsin ‘’ diye geçiştiriyorlar.
Hukuk var mı memlekette, adalet var mı diye soracak olursak kendi kendimize, elbette şimdilerde görmüyorsak dahi, Murat’ların, Ali’ler ve ismini bilmediğimiz nice yavruların hakkını sormak, hakkını aramak boynumuzda borçtur en önceliğinden.
Acı ile başlamıştık satırlara ve acı ile bitecek diye de belirtmiştik sevgili yurtsever.
Allaha havale edilmiş gibi gözükse de bugünlerde her şey, hem ilahi adalette hem hukuk önünde hak yerini bulacaktır elbette. Kimileri takipsizliğe sığına dursun, bizler takipteyiz.
Er ya da geç bu hesaplar görünür ve açılır defterler.
Giden gitmiştir gözyaşları ile de, hem gidene hem de kalana bir görevdir bu mücadele, onlar ki cennette bizlerden bu vefayı bekler…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Cem AYAZ / Parlamentohaber yazarı ve Şef Editör
ŞEHİT MURAT TEKİN ile ilgili görsel sonucu

Disqus Comments