22 Aralık 2017 Cuma

Türkiye’yi şekerle nasıl kandırdılar





Türkiye’yi şekerle nasıl kandırdılar
“Türkiye tarımı nasıl çökertildi” ve“Özelleştirmelerin hedefinde ne var” yazılarımda tarımı çökertmenin araçlardan biri olan özelleştirmenin kökenleri üzerinde durmuştum.
“Türkiye’yi şekerle nasıl kandırdılar” yazıma da tarımsal ithalata ödenen kaynak aktarımını yeniden anımsatarak başlamak istiyorum.

Türkiye, son 14 yılda 18 milyar dolarlık tahıl,17 milyar dolarlık pamuk lifi, 37 milyar dolarlık yağlı tohum ve türevleri ve 3.5 miyar doları geçen bakliyat ithal etmiş. İthalat yapılan ülke sayısı 126 dolayında imiş.
2017’nin Ocak – Ekim döneminde de salt kırmızı mercimeğe 178 milyon doları geçen para ödemişiz.
Bu yazımda günümüzde özelleştirilen, “Tarımsal KİT’ler Ne İşe Yaradı?” ve “Girdi Üreten Tarımsal KİT’ler” konusunda kısaca bilgi vereceğim.
Türkiye, 1923’de emperyalizme karşı verdiği Ulusal Kurtuluş Savaşı’ndan galip çıktı. Ancak ülke; aç, yoksul ve hastalıklı idi. Bu nedenle cumhuriyet kurucuları, öncelikle üç beyaz gereksinimi; unu, şekeri ve bezi yurt içi kaynaklarla üretmek için tarımda devletçiliği esas aldılar. Tarımsal KİT’ler bu amaçla kuruldu.

Tarımsal KİT’ler ne işe yaradı?

– Tarımda verimliliği yükselterek önemli düzeyde üretim artışına neden oldular.
– Kırsal kesimin alt yapısını ve hizmetlerini sağladılar, göreli zenginleştirilmesine katkıda bulundular.
– Kırsal kesimin eğitim düzeyini yükselttiler.
– Köylüyü ağaların ve yabancı güçlerin denetiminden kurtarmaya çalıştılar.
– Köylü ile devlet arasında bağı güçlendirerek, ulusal bütünlüğün pekiştirilmesinde rol oynadılar.
Tarımsal KİT’ler ile kendine yeter duruma gelen Türkiye’nin, besin güvencesi açısından da çökertilmesi gerekiyordu. Tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi de bu bağlamda gündeme geldi. Özelleştirme için KİT’ler karadelik ilan edildi ve bunların sanayi kitlerinde olduğu gibi, zararlı duruma gelmesi için ne gerekiyorsa yapıldı.
Tarımda özelleştirme kapsamına alınan KİT’ler işlevlerine göre; Girdi Üreten, Girdi Üreten + Dağıtan, Kredi Sağlayan, Fiyat Düzenleyici, Tarımsal Alt Yapı Hizmetleri Kurumları olarak sınıflandırılabilir.

GİRDİ ÜRETEN KURUMLARIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
TARIM İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TİGEM)’NÜN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
TİGEM’e bağlı Türkiye’nin her yanına dağılmış 38 çiftlik vardı.

TİGEM, ülkenin sertifikalı tohum ve damızlık gereksinmesini karşılama, yetiştirme ve ıslah konularında çalışmalar yapma, teknik tarım konularında çiftçi ile işbirliğinde bulunma, çiftçilerden alınacak ürünleri değerlendirme gibi konularda görevlendirilmişlerdi.
Bugün TİGEM’e bağlı çiftliklerin kimileri, daha önce benzeri olmayan bir uygulama ile 49 yıl gibi uzun süreli kiraya verilerek özelleştirilmektedir. Bu şekilde tarım arazilerinin bütünlüğü bozulmaktadır. TİGEM’lerin özelleştirilmesi ile Türk çiftçisi de, sertifikalı tohumluk ve damızlık açısından dışa ve tekelci sermayeye bağımlı duruma getirilmeye başlandı.

GİRDİ ÜRETEN + DAĞITAN KURUMLARI’NIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI’NIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

Şeker Şirketi, 1925 yılında “Şeker İnhisar Kanunu” gereği kuruldu. 2000 yılına gelindiğinde, Türkiye’de 25’inin sermayesinin tamamı devlete ait 27 adet şeker fabrikası vardı. Şeker fabrikalarının dışında, şirkete ait makine fabrikaları, elektromekanik aygıtlar fabrikası ve tohum üretim çiftliği (Sarımsaklı Tohum Üretim Çiftliği) vardı. TSFAŞ, 2000 yılında özelleştirme kapsamına alındı. 2001 de “Yeni Şeker Yasası” çıktı. Şeker Yasası gereğince, Şeker Kurulu oluşturuldu.

TÜRKİYE’Yİ ŞEKERLE NASIL KANDIRDILAR

Yeni Şeker Yasası ne getirdi ya da götürdü?
– Şeker pancarı, şeker ve yan ürünlerin fiyat belirlemesi, güdümlü oluşturulan şeker kuruluna verildi.
– Şeker fiyatlarında vergilerden meydana gelecek artışlar tüketiciye doğrudan yansıtılmaya başlandı. Bunun sonucu şeker ve tatlandırıcı piyasası zarar gördü.
– Verimli çalışan fabrikaların özelleştirilmesiyle, özel kesime haksız bir kazanç aktarılmaya başlandı. Verimsiz arazilerde pancar üretimini desteklemek ve bu bağlamda istihdam yaratmak amacıyla kurulan fabrikaların kapatılmasıyla, üretim düşmeye başladı.
– Şeker pancarından elde edilen şeker üretimine getirilen kota ile üretim olumsuz etkilendi ve kimi dış ve iç güçlere haksız kazanç aktarılmaya başlandı (Türkiye’de nişasta bazlı tatlandırıcı kotası %15’e kadar çıkarıldı, oysa Avrupa Birliği’nde bu kota %2’ler civarında).
– Şeker pancarı üretiminin düşmesiyle pancar çiftçisi fakirleşme sürecine girdi, işsizlik artmaya başladı, hayvansal üretim ve nakliye sektörü de zarar gördü.
– Şekerde var olan yeterlilik sona ermeye başladı, dışa bağımlılık şimdiden ortaya çıktı.

TÜRKİYE GÜBRE SANAYİ AŞ(TÜGSAŞ) / İSTANBUL GÜBRE SANAYİ AŞ(İGSAŞ)’NİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

TÜGSAŞ Türkiye Gübre Sanayi ve İGSAŞ, Türkiye güre üretiminin neredeyse yarısını (%41) karşılıyordu. Bu nedenle ulusötesi gübre tekellerinin Türkiye’ye sattıkları gübrenin fiyatını da önemli ölçüde denetleyebiliyorlar ve bu şekilde gübre fiyatlarında istikrar sağlanabiliyordu.
TÜGSAŞ ve İGSAŞ, uygulanan politikalarla, işletme sermayesini tüketmiş, teknik kapasitesini ve verimliliği artırıcı yatırımlara sokulmadı ve bunların sonucu olarak zarar ettirildi.
Kamunun gübre sektöründen çekilmesiyle, gübre fiyatları yükseldi, fiyat istikrarı bozuldu ve gübre dışalımı arttı. Fiyatların artışıyla birlikte Türkiye’de gübre kullanımı da düştü ve üretim aşağıya çekildi. Gübrede, yerli ve yabancı özel sermaye tekelciliği egemen oldu.

TÜRKİYE ZİRAİ DONATIM KURUMU (TZDK)’NUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

Türkiye Zirai Donatım Kurumu, 1943 yılında Donatım Kurumu olarak kuruldu. Kurumun çeşitli illerdeki işletmeleri 1999 yılından itibaren özelleştirildi. Sakarya Traktör İşletmesi de 2003’de satıldı.
TZDK da, özelleştirme sürecinde yapılan kasıtlı uygulamalar ile zarar ettirildi. Bunlar arasında, gübre satışlarının en yoğun olduğu dönemlerde durdurulması, kurumun kullandığı kredilerin faiz oranlarının olağanüstü artırılması (%2’den %66’ya çıkarılması), alımlarda ihaleye giren şirketlerin bilerek yükümlülüklerini yerine getirememesi gibi konular sayılabilir.

TZDK’nun özelleştirilmesiyle;

– Tarımsal girdilerin fiyatları arttı, fiyat istikrarı bozuldu.
– Girdi fiyatları üzerinde devletin denetim gücü devreden çıkınca, bu alan iç ve dış sermayenin insafına ve çıkarına bırakıldı. Tarımsal etkinlik, vurguncuların denetimine girdi.
Mustafa Kaymakçı
Odatv.com

Disqus Comments