4 Ekim 2017 Çarşamba

Eski Köylerin insanları Sepetci geldiii sepetciiii...!!!!! diye bağırırdı adam





Eski Köylerin insanları
Sepetci geldiii sepetciiii...!!!!! diye bağırırdı adam
Ufacık sepet. 
Tütün bandırması kadar bile yok.
Ama neler olmazdı o sepette.
içi dışı dolu.
Dışından yerlere kadar bir şeyler asılı olurdu.
çocuk çıngırağından tutunda,boncuk,iğne tığ,makas,makara,masır ipi aklınıza ne gelirse her şeyi sığdırmıştı adam sepetinin içine.
Kadınlar dört gözle beklerdi yolunu hepsinin bir eksiği,mutlaka alacakları bir şey vardı.
Önceki geldiğinde spariş verenler de olurdu.
Adamın zulasında özel müsterileri için kaçak tütün afyon macunu okunmuş gebelik önleyici toprak kil bile olurdu. 
Sesi duyar duymaz koşar gelir toplanırlardı sepetcinin başına,o senin bu benim o kaça bu kaça saatlerce oyalanırlardı başında. 
Adamın bir de atı veya eşeği olurdu arabasız.
parası olmayanlar olurdu kadınların içinde her daim para ne gezer...Aldıklarının karşılıgında kimi bir tas buydağ,kimi kuru üzüm,kimi nohut,haşhaş artık ne varsa kuru peynir veren bile olurdu.
Adam eşegi onun için taşır ve yüklerdi.
Sepeti de elinde olurdu.
Köylüler kendi aralarında birbirlerine parayla bir şey satmazlardı.ihtiyacı olana ya bedava verilir ya ödünç verilir,yada başka bir şeyle değiştirirlirdi.
Örneğin adamın narı çoksa bir teneke nar karsılığında yada elma karsılığında buydağ alırdı.
Birbirlerine parayla bir şey alıp vermeye utanırlardı yakışmazdı, ayıptı.
Az çoğu olmaz birbirlerine hakkını helal et, helal olsun denildi mi olay biterdi.
Bu taaa osmanlı'dan kalma gelenekti paralı ticareti ecnebiler rumlar ermeniler yapardı köylü türkler köylüydü hep.
Parayla ticaret yaparlarsa hak yeme günaha girme olasılıkları çoktu çünkü müslüman köylülerin.
Tehcirle ticaret erbabları kalmamıştı Cumhuriyetten sonra.
Onların bıraktığı boş alanı müslüman ticaretciler almıştı.
Köye bu tür seyyar ticari amaçla gelen çok olurdu.
Pamuk şekerciler,köpük helvacılar,cambaz, skeç göstericileri,kalaycılar,halatcılar,fotografcılar gelirdi.

Seyyar sinemacılar sinemasını köyün harmanyerine kurar gündüzden köy içine gezer tanıtım yapar,gece olunca da filmi orda oynatırlardı.çadırcılar tiyatro gösterisi yapar oryantal dans gösterisini köyün delikanlıları büyük bir zevkle izlerdi.kimsenin aklına yasak günah bunlar ahlakı bozuyor kovalım taşlayalım demek gelmezdi.
Bazen fotografçı da gelirdi,
Fazla poz masrafı olmasın diye kadın,kız,erkek,ihtiyar,çocuk 20-25 kişi bütün mahalle hepsi beraber fotograf çektirmiştik bir kez.
Kalaycılar köy odası denilen binada konaklar herkes bakır eşyalarını çanak,haranı,tepsi,ve sinilerini gider kalaylatırdı,Bakır eşyalar,yün döşekler kalmayınca,kalaycılar,halatcılarda gelmez oldu.
insanlar kendilerini çamaşırlarını yağ fabrikalarının atık yağlarından yapılan kalıp sabunlarla ve limon tuzuna benzeyen,sıcak suda kaynatılıp eritilen çamasır sodasıyla yıkardı.
Kimi de killi ve küllü su kullanırdı.
Kil veya kül kazanda kaynatılır.çökmeye bırakılır,sonra yüzündeki berrak su alınıp kullanılırdı.

En etkilisi de küllü suydu mikrop kırıcı yüksek çözeltici özelliğe sahipti.
Hele meşe külünden yapılırsa daha etkili olurdu.
ilk ve yeni 300 gramlık naylon poşetlerde yoğurt kıvamında güneş sabunu çıkmış hem çamaşırda hem bulaşıkta kullanılıyordu.
Henüz ilk marka olan çamaşır deterjanı tursil çıkmamıştı.

çiçek yağı da kullanılmazdı pek,yada yoktu,insanlar ekmek ettiği zaman sıcak bezdirmelerin üzerine koyu yeşil renkli bol asitli ağır kokusu beşyüz metreden duyulan zeytinyağları sürerlerdi,
Ne kadar ağır keskin koksa da insanların hoşuna gidiyordu. 
kokuyu duyan takip eder akrabası olsun olmasın ekmek edilen yeri bulur kim gelirse gelsin gelen kişiye istemeden yağlı bezdirme yapılır,dürülür verilirdi.
O gün kim ekmek ederse bütün komşular karnını hem orada doyurur hem birlikte yapılır yardımlaşılırdı.
Bir yanda ekmek edilirken bir yanda ince uzun oyma kayık şeklindeki ağaç teknelerde hamur yoğrulurdu.
insanlar birbirlerine karşı daha bağlı ve sorumlu idi.çünkü hayatta tek güvenceleri,kaza,bela,hastalık,felaket sigortalari yine birbirleriydi.
Genç kızlar ve genç erkekler,kuzen,komsu akraba olsun olmasın,başlarında büyük olmadan,derelere bağlara çalışmaya giderler,birbirleriyle eğlenirler şakalaşırlar,hatta iş uzun olduğu zaman derelerde veya bağlarda çardakların üstünde yatılıya kalırlar,ama hiç bir zaman birbirlerine karşı dolaylı yönden bile olsa taciz olayı yaşanmaz,öyle bir şey ne kendileririn ne de anne babalarının asla aklına gelmezdi.
Bir kişinin böyle bir olayı gerçekleştirmesinin utancı sadece kendisinin değil bütün ailesinin kafasına kursun sıkmaktan daha ağır bir bedel,utanç,olurdu.
Ama sevgi olmaz mıydı,Aşk olmazmıydı elbette olurdu fakat onunda onurlu bir şekilde yolu yordamı vardı.
insanlar inançlarını,namazlarını,ibadetlerini de,herhangi bir kurumsallaşmış tarikat,mezhep cemaat anlayışından uzak,habersiz kendi gönül ve ruh güzellikleriyle yerine getirirlerdi.
Eski günler eski köyler böyle idi




Disqus Comments