Gazete insan: Bilimin Çözemediği Esrarengiz Gizem: İnsanlar Nasıl Kendi Kendilerine Yanarak Ölüyorlar?

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Bilimin Çözemediği Esrarengiz Gizem: İnsanlar Nasıl Kendi Kendilerine Yanarak Ölüyorlar?





Bilimin Çözemediği Esrarengiz Gizem: İnsanlar Nasıl Kendi Kendilerine Yanarak Ölüyorlar?
Tespit edilen hiçbir çevresel etken olmamasına rağmen, kendi kendine yanıp kül olan insanlarla alakalı anlatıları mutlaka duymuşsunuzdur.
İlk duyduğunuzda kulağa mistik ve uydurma bir olay gibi gelse de böyle bir şey gerçekten var…
Yani insanlar gerçekten bir anda yanmaya başlıyorlar ve normalde erişilmeyecek kadar yüksek sıcaklıklarda kemikleri eriyene kadar yanıp, kül oluyorlar.
Günün telaşını atlatmış, rahatlamış şekilde en sevdiğiniz koltuğunuza yerleşiyorsunuz. Sakin, sessiz uyuklarken birden başınızda can sıkıcı bir zonklama ve gözlerde bir basınç hissi beliriyor, derken vücudunuzda içten yükselen bir ısı hissediyorsunuz. Sonra içinizdeki ısı gitgide büyüyor ve dehşete kapılmış şekilde, kilitlenmiş vücudunuzu hareket ettirmeye çalışırken, ciğerleriniz yanıyor ve sonra ağzınızdan dışarıya alevler çıkmaya başlıyor.
Alev alıyorsunuz. Bilincinizi kaybettiğiniz andan itibaren çok kısa sürede geride bacaklarınız hariç bir kül yığınından başka bir şey kalmıyor.
Gerçekten de böyle oluyor. Bir anda içten yanmaya başlıyorsunuz ve sizi kurtarması için hiçkimseye haber veremeyeceğiniz kadar acılı bir ölümle tanışıyorsunuz.
Peki, bu olay gerçekten de bilimin açıklayamadığı mistik olaylardan birisi mi?

Aslında cevap hem evet hem de hayır.
Şöyle ki, olayın bilimsel olarak net bir açıklaması henüz yok fakat olayın parapsikolojik bir nedene dayanması da söz konusu değil.
“Bilimsel olarak açıklaması nasıl yok?” diye düşünebilirsiniz.
Olayın bilimsel olarak açıklamasının yapılabilmesi için yanan vücut üzerinde bir takım çalışmalar yapılması gerekiyor haliyle, lakin yanmadan sonra ortada çalışacak ve bulguları saptayacak bir vücut kalmıyor…
Yani, olayın nedenlerini araştırmak isteyen adli tıp uzmanlarının üzerinde çalışacağı bir şey kalmıyor yanma sonrasında.
Bu acı verici ölümlerin en bilinenlerinden birisi 67 yaşındaki Mary Reeser adındaki, yalnız yaşayan bir kadının ölümüdür.
Gece yan dairede yoğun ısı hisseden ev sahibi, sabah Bayan Mary’e gelen telegrafı vermek üzere kapısını çalar. Cevap alamayınca içeri girmek için kapı koluna dokunmasıyla sıçraması bir olur. Dairenin kapı tokmağı akkor halindedir.
Küçük dairesel yanık alanının içinde, Bayan Reeser’ın terlik giymiş bacağının parçası ve oturduğu sandalyelerin kömürleşmiş helezon yayları ile karşılaşan ev sahibi gibi olaya müdahale etmeye gelen itfaiyeci, polis ve doktorlar da şaşkına döner.
Ani ve kuvvetli yanma sebebiyle kafatası beyzbol topu kadar küçülen, 70 kg ağırlığındaki kadın, 450 gram ağırlığa düşmüş, nerdeyse buharlaşmıştır. Sadece bayan Reeser’in oturduğu köşenin duvarları isle kaplanmış, ayna çatlamış, yakındaki elektrik düğmeleri ve mumlar erimiştir.

Isı prizleri bile eritmişse de kemikleri kül haline cevirecek kadar yüksek dereceli bir sıcaklığa ulaşamayacağını söyleyen yetkililer, polis müfettişi ve adli tıp uzmanları olayın içinden çıkamayınca uzayan soruşturmayı kapatmak amacıyla yaşlı kadının uyuklarken içtiği sigaradan kaynaklı yandığını rapor ederek kaza olarak kayıtlara geçmesini sağlar.
Bayan Mary’nin vakası gibi tarih boyunca yüzlerce kendi kendine yanma olayı yaşanmıştır.
Bilimsel olarak konuya net bir açıklama getirilemese de elbette bilimin konuyla alakalı birtakım teori ve açıklamaları vardır.
Konuyla ilgili bilimsel teorilerden biri bağırsaklarda biriken metan gazının, enzimlerin katalizörlüğü ile birlikte ani bir yanma ve patlamaya sebep olduğudur.
Bu da insanı yüksek ısılı ve içten başlayan bir ölüme sürükler elbette.
Konuya açıklık getirmek isteyen bilim insanlarının bir kısmı, olayı radyoaktivite ile açıklamaya çalışır.
Yanma olayını gerçekleştirenin, radyoaktif bir reaksiyon olduğunu iddia ederler ve buna da ‘Hiroşima sendromu” ismini verirler.
Hiroşima insanı sendromu, vücudun içinde başlayan çok hızlı seyreden atom altı bir reaksiyon. Vücudun içinde atom bombası etkisiyle eşdeğer zincirleme bir reaksiyon oluşmakta ve insani birden içten içe kavurup, küle dönüştürmektedir.
Bir diğer iddia da vücut yağları ve alkolün bir araya gelip parladığı teorisi. Buna “Fitil etkisi” deniliyor.
Teoriye göre vücut yağları yanıcı madde, saç ve giysiler de fitil işlevi görüyor. Alev alan vücut yağları mum gibi sürekli yanmayı sağlarken ve saç ve elbiseler de bu yanmayı hızlandırıyor. Bu sebepten geriye yağlı ve isli tamamen yanmış bir kül yığını kalıyor.
İnsan yağının çok başarılı bir kaynak olduğunu göz önüne alırsak eğer, insan bedeninin mum etkisi gösterebileceği mantık dahilinde olur.

Yanıp, kül olan insanlarda bu reaksiyonu neyin başlattığı halen bilinmese de bu vakaları inceleyerek elde ettiğimiz bazı kesin sonuçlar da var.
Bunların belki de en önemlisi yanarak ölen bu insanların çoğunun normale göre daha kilolu, sağlığını kaybetmiş, yaşı ilerlemiş veya elden ayaktan düşmüş olduklarıdır.
Kısacası yalnız yaşayan insanlardır bunların çoğu.
İlerleyen yaşla birlikte bilincin kaybolmaya başlaması; en ufak bir dış etkiye bağlı olarak alev alan bedenin, sonuna kadar yanması anlamına geliyor.
Bu insanların yine yaşlarıyla birlikte muhtemelen kemik erimesi yaşadığını, güçten düştüğünü ve kalp krizi gibi riskleri taşıdığını düşündüğümüz zaman, bu insanların alev alarak yanmaları için ufak bir tetikleyiciden başka bir şeye ihtiyaç duymadıklarını görebiliriz.
Bir kere alev alan ve yüksek derecelerde yanan bedeni kurtarmak pek de mümkün olmuyor sonrasında…



kaynak: o-nedio
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/