Gazete insan: TSK Katliamcı ve işgalcidir dedi, Dışişleri Bakanı oldu. İşte mü'min budur, okumaz, sadece hamd eder.

16 Mayıs 2017 Salı

TSK Katliamcı ve işgalcidir dedi, Dışişleri Bakanı oldu. İşte mü'min budur, okumaz, sadece hamd eder.






TSK Katliamcı ve işgalcidir dedi, Dışişleri Bakanı oldu. 
İşte mü'min budur, okumaz, sadece hamd eder.
AVRUPA PARLAMENTERLER MECLİSİNDE KENDİ ÜLKELERİNİN ALEYHİNDEKİ KARARLARA İMZA ATAN "AKP" MİLLETVEKİLLERİ

24 Haziran da başlayan ve 26 Haziran'da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde 
imzalanan bir karar tasarısına göre Türkiye'nin;
* Güneydoğu'su Kürdistan,
* Türk Ordusu Güneydoğu'da İşgalci,
* Türk Ordusu orada Kürtleri katlediyor, 
* Kıbrıs'ta Türk Askeri işgal kuvveti,
* Türk Ordusu Faşist,
* Ülkede Azınlıklar sorunu var,
bu tasarının altına "Yeminli Türk Düşmanı" olarak adlandırılan;
* David Herütanyan,
* Rafi Povenesyan,
* Armen Gustavyan isimli 3 ermeni ve
* Andros Kipriyanu isimli Kıbrıs Rum'u ile,
TÜRK GRUP BAŞKANI AKP MİLLETVEKİLİ
 Mevlüt Çavuşoğlu imzalamıştır !!!
(DİKKAT EDİN; TÜRKİYE'NİN İKTİDAR PARTİSİ TARAFINDAN TÜRKİYE'NİN SAVUNULMASI İÇİN ATANAN TEMSİLCİDİR KENDİSİ...)
İmzalamayanlar ise;
ABBASOF isimli Azeri Milletvekili ve Prof. Dr. Hakkı KESKİN isimli Türk kökenli Alman Milletvekilidir
AYRICA ;
Türkiye Cumhuriyetine ait Ege Adalarının Rum İsimleri ile kullanılmasına imza atan Türk Milletvekilleri şu zat-ı muhteremlerdir. .
* Mevlüt ÇAVUŞOĞLU AKP Antalya Milletvekili
* Ruhi AÇIKGÖZ AKP Aksaray Milletvekili
* Lokman AYVA AKP İstanbul Milletvekili
* Mesude Nursuna MEMECAN AKP İstanbul Milletvekili
* Özlem Piltanoğlu TÜRKÖNE AKP İstanbul MV.
* Mehmet Sayım TEKELİOĞLU AKP İzmir! Milletvekili
* Mustafa ÜNAL AKP Karabük MV. 
* Erol Aslan CEBECİ AKP Sakarya Milletvekili
İMZALAMAYANLAR İSE ;
* Yıldırım Tuğrul TÜRKEŞ MHP Ankara MV
* Ertuğrul KUMCUOĞLU MHP Aydın Milletvekili
* Vildan KELEŞ CHP İstanbul Milletvekili
* Haluk KOÇ CHP Samsun Milletvekili
İnsanın bunlara inanası gelmiyor, ne ile açıklayabilir bunları acaba AKP yönetimi..! Ama o dillerden düşürülmeyen "millet" in bunlardan haberi bile olmadığı kesin. Ratingi az olan, çapsız tartışma programları yapmayan TV'lerde yayınlanan bu bilgilendirme- aydınlatma programlarını "millet" in izlemediği de kesin... Zaten önce buna güveniliyor, beraberinde de ratingi yüksek olacağı garanti olan "gündemler" de oluşturularak bütün "haber kanalları" manipüle ediliyor..! 
Şimdi isterseniz ilgili videoyu da izleyebilirsiniz ! !




VARAN 2

Arkadaşlar, elbet ki dış siyaset başka işlere benzemez.

Ülke çıkarları her şeyin elbet ki üzerindedir, ne gerektiriyorsa, dönemin koşullarına göre o yapılır.

Ebedi düşmanınız da, ebedi dostunuzda olmaz, dış siyaset milletin çıkarları neyi gerektiriyorsa onun yapıldığı bir arenadır.



Bunda kimsenin kuşkusu zaten yoktur.
İyi de, ülke çıkarları dediğinizde, siyasilerin şahsi çıkarları işin içine giriyorsa orada, olumsuz eleştiri hakkımızı kullanırız.
Demirel'in, "siyasette 24 saat çok büyük zamandır" sözünün haklılığını da biliyoruz, lakin dış siyasette durum böyle değildir.
Büyük devletlerin, toplumuna yön verecek kapasitedeki büyük liderlerin, özellikle dış siyasette 24 saatlik zaman diliminde teşbih edersek, "dansöz gibi kıvırtması" yanlış olur.
Hem kıvırtanı hem ülkeyi mahcup eder.
İç siyasette gülüp geçilir ama ülke haysiyeti, milyonlarca insanın onurunu kimse, ama hiç kimse ayaklar altına alamaz.
Dünyada kabileler dahil, hiç bir ülkede böyle bir durumda liderler ayakta kalmaz.
Ancak kabilelerden daha ilkel olan dinsel kökenli yöneticiler, salt bir inancı yüzünden oy alabilenler bu işin istisnasıdır ki, Türkiye'de yazık ki son 15 yıldır bu istisnayı yaşamaktadır.
İleri giden ülkeler ve insanlarının özelliklerinden birisi de,sözlerine güvenilir, dürüstlük ilkesine bağlılık oranlarının çok yüksek düzeyde olmalarıdır.
Dürüst ülke insanlarının esnafı da, yöneticileri de dürüst olmak zorundadır, kuzu eti yerine domuz eti satmazlar, aksi durumda lider koltuğunda kalamazlar.
Nitekim daha 7 gün evvel, Erdoğan'ın yaptığı açıklamanın ardından, Belçika Adalet Bakanı Koen Geens ve İçişleri Bakanı Jan Jambon istifalarını vermek zorunda kaldılar.
Çünkü bu ülkelerde halkın dürüstlük ilkesine bağlılığı üst seviyelerdedir.
O tip ülkelerde zaten hükümet politikalarından daha çok devlet politikası vardır.
AKP'nin gelerek bizde bozduğu bu yapı gibi, diğer ülkelerde bozamaz, buna izin vermezler.
Her hükümet o politikaya uyum sağlayarak yolunu çizer, bizdeki gibi gücü eline alan, babasının çiftliğini sürer gibi, ben yaptım oldu gibi, bu anayasayı tanımıyorum gibi sözler sarf edemez.
Halk onlardan mutlaka hesabını sorar, bunu bildikleri için halkına yalan söyleyemezler.
Nitekim daha evvel belirttiğim gibi, Bill Clinton, Uçkurgate Skandalı yaşadığı dönemde savcının, "ABD halkına yalan söyleyemezsin" diyerek, neredeyse görevinden ayrılmaya kadar gittiği, 17 Ağustos 1998'de, New York'un zenginler mahallesi East Hampton'a hareketinden önce Beyaz Saray'ın Gül Bahçesi'nde yaptığı açıklamada, "Beyaz Saray'da tam ve doğru ifade vereceğim" demesi ve savcının Clinton'un eline verdiği metni okumasıyla özgürlüğüne kavuşan ABD başkanını da unutmamak gerek.
Lafa gelince ABD, AB özgürlükler ülkesi, işine gelince Türkiye'de kimse düşüncesinden ötürü yargılanmaz diyeceksin, ancak kendine gelince dilediğini yargılatacak, dilediğini özgürleştirecek, adalet sistemini talan edeceksin.
Dış siyasette adama bunun hesabını sorarken, yüzünüzün tam orta yerine doğru yapıştırırcasına söylerler.
Rezil ederler.
Siz dünyada itibarsızlaştıktan sonra, peygamber olsanız ne yazar?
Bunları neden söylüyorum?
Erdoğan ve Çavuşoğlu, ABD'de yaptığı açıklamalar, hem kendilerini hem ülkeyi istenmeyen konumlara itmiştir.
Bunda elbet ki Zarrab yargılanmasının korkuları vardır lakin bunu zamanında düşünerek hareket edecektiniz.
İç siyasette paralel masalı yaratıp (ki gerçekte olduğu halde), milleti enayi yerine koyabilirsiniz, halkın düşük eğitim seviyesini kullanarak ikbalinizi devam ettirebilirsiniz.
Fakat dış dünya böyle değildir, imamın camilerde cemaatine verdiği vaazlara benzemez.
Adamın yüzüne vurular ve boynunu eğdirir, sözlerini yedirir, tükürdüğünü yalatırlar.
Nitekim Zarrab yargılaması da, Erdoğan ve çevresinin boynunu bükük bırakmıştır.
Adalete müdahale etmemiş olsaydınız, bu günleri belki kendi ülkenizde daha kolay atlatabilirdiniz, ama şimdi köşeye sıkıştınız, yalan üzerine yalan, dönüş üstüne dönüşle, fırdöndü izler gibiyiz.
Yakın zamanda ABD savcısı 17/25 dosyalarını, Zarrab'ın yargılama dosyalarını Türkiye'den istediğinde, "Sen kimsin, vermiyorum" diyemezsiniz.
15 yıldır ülkeyi hem ekonomik, hem yasal olarak AB'ye entegre edeceğiz diye yaptığınız, örneğin doğal gazda donumuza kadardışa bağladınız gibi, çıkartıp çıkartıp geri çektiğiniz ucube yasalarla da, milletin egemenliğini dışa teslim ettiğiniz için, "Hayır, belge, bilgi vermiyorum" diyemezsiniz.
Aksi halde, İran'ın durumuna düşer, ambargolarla, daha kötüsü "yurt dışı çıkış yasağı" konarak, T.C'yi kendinize de, halka da hapishane haline getirisiniz.
Ödeyeceğimiz milyarlarca dolar tazminatlar için bu kez sadece rakıya, mazota zam da kurtarmaz.
KaçAK Saray'ı satsanız borcu özeyemez duruma geliriz.
Neyse, benden söylemesi.
Neden böyle söylediğime aşağıda bazı delilleri sıralayayım, mümkün oldukça tarih sırasıyla vereceğim.
31.3.2016
A. Dursun


Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/