Gazete insan: Erdoğan 15 yıllık iktidarında 2 trilyon dolar vergi topladı.Vatandaş,Sanayici ve devlet 1 trilyon dolar borçlandı. Ortada sıfır var !

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Erdoğan 15 yıllık iktidarında 2 trilyon dolar vergi topladı.Vatandaş,Sanayici ve devlet 1 trilyon dolar borçlandı. Ortada sıfır var !



Résultat de recherche d'images pour "erdoğan ve para"

Erdoğan 15 yıllık iktidarında 2 trilyon dolar vergi topladı.Vatandaş,Sanayici ve devlet 1 trilyon dolar borçlandı. Ortada sıfır var !
2002 yılına kadarki bütün iktidarlar 80 yılda toplam 572 milyar dolar gelir vergi toplarken, ilk 12 yılda AKP bunun üç katından da fazla 1 trilyon 820 milyar dolar gelir vergi toplamış.
12 yıllık AKP iktidarında toplanan gelirlerin vergilerin 1923-2002 arası 80 yıllık dönemde toplanan gelirlerden vergilerden 3 kattan daha fazla olması.

Hâlâ kamu sektörü bütçesi açığı verdiğine ve hazine nakit açığı için borçlandığına göre bu para aynı zamanda harcandığı anlamına gelmektedir. Sosyal güvenlik primlerini de eklediğinizde 2 trilyon dolarları aşan bu vergi ve primler vatandaştan alınıp harcandı. Bu 2 trilyon doları aşan gelirin bütçenin yanında IMF’ye ödenen 25 milyar dolarlık borç adeta çekirdek parası kalıyor. Yine bu vergilerle vatandaşın parasıyla memleket uyduruk, köstebek çukurlarına dönen, tekrar tekrar yenilenen ve bir türlü bitmeyen duble yol yerine otobanlarla örülebilirmiş. İktidarların gelir toplama ve harcama yetkilerini aldıkları makam merci olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan Sayıştay’ın denetim yetkisinin budanması ve adeta kurumun anlamsızlaştırılmasının nedeni de herhalde toplanan bu muazzam vergileri fonları harcarken sorgulanmaktan denetimden ve şeffaflıktan kaçma olsa gerek.

“Harçlar, adeta haraca dönüşmüş durumda. İcra ve iflastan tutun da ödenen nafakaya kadar hemen her işlem üzerinden devlet harç alıyor. Mahkemede hakkınızı aramak için bile devlete harç ödemek zorundasınız. Devlet 340’a yakın işlem üzerinden harç alınıyor. Buna belediyelerin aldığı harçları da eklersek, vatandaş 400’den fazla işlem için kamuya harç ödemek zorunda bulunuyor. Özel iletişim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi gibi dünyada bir eşi benzeri olmayan vergiler de haraca dönüşmüş durumda.”

2002 yılında yüzde 63 olan dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payının 2011 yılında yüzde 68’e yükseldi, hükümetin, yıllardır ÖTV ve benzeri dolaylı vergilere yaptığı zamlarla vergi yükünü yoksul halkın üzerine yıktığı ortada. 

Mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerle ilgili olarak 

“-AKP hükümetleri döneminde 1 trilyon 623 milyar liralık vergi toplandı. Buna 2015 yılını dahil edersek 2 TRİLYON DOLAR genel toplama ulaşılır.Bu verginin sadece 541 milyar liralık kısmı gelir ve servet üzerinden alınan dolaysız vergilerden oluştu. Geri kalan 1 trilyon 82 milyar liralık vergi ise KDV, ÖTV, BSMV, özel iletişim, şans oyunları, harç ve benzeri isimlerle tahsil edildi.

-Bu dönemde verginin yüzde 15’ine yakınını sadece akaryakıt ve doğalgaz tüketicilerinden alınan ÖTV meydana getirdi. Son 10 yılda akaryakıt üzerinden alınan ÖTV’nin toplamı 236 milyar lirayı buldu. Bunlardan alınan KDV de dikkate alındığında sadece akaryakıt ve doğalgazdan 10 yılda alınan vergi 300 milyar liraya ulaşıyor.

-Aynı dönemde sigara ve diğer tütün ürünlerinden toplanan ÖTV 106,4 milyar lirayı geçti.

-Motorlu taşıt satışlarından bu dönemde 45,3 milyar lira ÖTV alındı.

-Alkollü içkiler üzerinden 22,2 milyar lira, dayanıklı tüketim malları üzerinden 10,7 milyar lira, kolalı gazozlardan 2,6 milyar lira ÖTV tahsil edildi.

-Devlet, vatandaşların yaptığı banka ve sigorta işlemlerinden 30,7 milyar lira vergi aldı.

-Loto, toto gibi oyunlardan 3,5 milyar lira, cep telefonu, internet ve benzeri harcamalardan özel iletişim vergisi adıyla 34,8 milyar lira topladı.

-Hemen hemen imzalanan tüm kâğıtlardan damga vergisinden ise bu dönemde 38,9 milyar lira tahsil edildi.

-Yargı, noter, tapu, vergi, pasaport, konsolosluk, sicil, trafik, yurt dışına çıkış ve akla gelebilecek her türlü işlem üzerinden alınan harçlardan ise bu dönemde 49,2 milyar lira geldi.”


-DOLAYLI VERGİ EKONOMİDEN HIZLI BÜYÜDÜ-


Dolaylı vergilerin, 2002 yılında yüzde 11 olan milli gelire oranının 2011 yılında yüzde 13.2’ye kadar yükseldiğini belirterek, bunun dolaylı vergilerin Türkiye ekonomisinden daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor.
2002 ve 2011 yılı gerçekleşmeleri karşılaştırıldığında gelir ve servet üzerinden alınan vergisinin 3.8 kat artmasına rağmen, dolaylı vergilerde 4,5 kat artış yaşandı“Dolaylı vergi yükünün bu ölçüde yüksek seyretmesi kayıt dışı ekonominin büyüklüğünden kaynaklanıyor. Hükümet, kayıt dışılığı azaltarak vergi tabanını genişletmek gibi zor ve zeka gerektiren politikalar yerine her seferinde ÖTV gibi dolaylı vergileri artırarak bütün yükü yoksul halkın sırtına yüklüyor”

-EN PAHALI ÜLKE TÜRKİYE-

“Türk halkı, dünyanın en pahalı benzinini, en pahalı doğalgazını, en pahalı elektriğini, en pahalı internetini, en pahalı telefon konuşmasını, en pahalı otomobilini dolaylı vergiler yüzünden kullanıyor. OECD’nin hesaplamalarına göre, OECD ortalaması yüzde 12,5 civarında olan gelir ve kar üzerinden alınan vergilerin GSYH’ye oranı Türkiye’de yüzde 5,9 düzeyinde kalıyor. Mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerde ise Türkiye yüzde 11,2 oranıyla, yüzde 11 civarında olan OECD ortalamasına yakın seyrediyor”
Bu arada !

AKP faiz lobisine 12 yılda 387 milyar dolar ödedi.
Gap bitmedi.
Tarım çökertildi.
Türk halkı amelelik yaptı.
Bir fabrika dahi açılmadı.
Bu kadar gelir havaya uçtu gitti.Hala 1 trilyon dolar borcumuz var.Ve 3 Türkiye inşa edecek teknolojik olarak GÜNEY KORE gibi ülkeleri geçebilecek noktadan ülke olarak kaybettik.Ayağımıza gelen fırsatı AKP ile kaybettik.

12 YILDA TÜKETİMDEN 1.6 TRİLYON VERGİ

AKP hükümetleri, 2003 başından Eylül 2014 sonuna kadar olan dönemde, ülke genelinde toplam 2 trilyon 261 milyar liralık vergi tahsil etti. Bunun da yüzde 67.1 oranındaki 1 trilyon 561 milyar liralık bölümü, tüketim mallarının fiyatı içinde peşin ödenen KDV, ÖTV gibi “dolaylı” vergi kalemlerinden elde edildi. AKP iktidarları döneminde tahsil edilen her 100 TL’lik verginin 67 TL’sini, akaryakıt, motorlu taşıt, sigara, alkollü içki, dayanıklı tüketim, kolalı gazoz vb. tüketim maddelerinden alınan ÖTV ile dâhilde ve ithalden alınan KDV başta “dolaylı” vergiler oluşturdu. Toplam tahsilatta gelir ve kâr üzerinden alınan vergilerin payı yüzde 30.4’te, mülkiyet vergilerinin payı ise sadece yüzde 2.4’te kaldı.
Dolaylı vergiler kapsamında 12 yılda 403.1 milyarı ithalde ve 263.4 milyarı dâhilde olmak üzere toplam 666.5 milyar liralık KDV toplandı. Hükümet, aynı dönemde akaryakıt, doğal gaz, motorlu taşıt alımları, içki, sigara, kolalı gazoz, dayanıklı tüketim malları ve diğer ürünlerin tüketiminden toplam 588.1 milyar liralık ÖTV tahsilatı gerçekleştirdi. ÖTV’nin 322.4 milyar lira ile yarıdan fazlası akaryakıt ve doğal gaz tüketiminden elde edildi. ÖTV gelirinde; motorlu taşıt alımları ile sigara ve diğer tütün mamullerinin tüketiminden elde edilen tutar da önemli bir yer tuttu. AKP döneminde yurttaşlar dolaylı vergi niteliğinde ayrıca; resmi işlemlere toplam 74.8 milyar liralık harç, 57.3 milyar liralık da Damga Vergisi ödedi. Yine dolaylı nitelikteki cep telefonu abonelerinden alınan Özel İletişim Vergisinde toplam tahsilat 43.6 milyar liraya ulaştı. Bankacılık işlemleri yapanlar toplam 43.3 milyar liralık Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ödedi. Spor müsabakalarına dayalı müşterek bahisler, at yarışları ve diğer şans oyunu oynayanlardan da toplam 4.9 milyar liralık Şans Oyunları Vergisi toplandı. 2002-2013 döneminde dolaylı vergilerde yıllık tahsilat tutarı 5 katlık artışla 38.5 milyar liradan 225.5 milyar liraya yükseldi. Toplam vergi geliri içinde dolaylı vergilerin 2002’de yüzde 64.5 olan oranı, 2013’te yüzde 69.2’ye ulaştı.
Buna karşılık aynı dönemde doğrudan (vasıtasız) vergilerdeki toplam tahsilat ise 742.6 milyar lira ile dolaylı vergilerin yarısına bile ulaşmadı. Üstelik bu kapsamda Gelir Vergisi mükelleflerinden yapılan toplam 687 milyar tahsilatın da tamamına yakınını ücret ve maaşlardan yapılan kesinti oluşturuyor. Aynı dönemde Kurumlar Vergisi mükelleflerinden yapılan tahsilatın 221.5 milyar; veraset ve intikaller ile motorlu taşıt sahiplerinden alınan mülkiyet vergilerindeki toplam tahsilatın ise 55.4 milyar lirada kaldığı dikkati çekiyor.
TBMM’de görüşmeleri devam eden 2015 yılı bütçesinde de vergi gelirlerinin büyük bölümü yine vatandaşların tüketiminden alınan dolaylı vergilerden öngörülüyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ BÜYÜDÜ

TÜİK’in 2013 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre en varlıklı yüzde 10’luk nüfus gelirin yüzde 31.3’ünü alırken, en yoksul yüzde 10’un payı sadece yüzde 2.3’te kalıyor. En varlıklı ve en yoksul yüzde 10’luk dilimler arasındaki gelir farkı yaklaşık 14 kata ulaşıyor. Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği korkunç boyutlarda. Bir ülkede milli gelirin dağılımının adaletli olup olmadığını ölçmeye yarayan Gini katsayısı da gelir adaletsizliğinin kronikleştiğini gösteriyor. 2005’te 0.380 düzeyinde bulunan Gini katsayısı 2013 itibariyle 0.400 oldu. Herkesin aynı gelire sahip olduğu bir toplumun Gini katsayısı 0 olurken, tüm gelirin bir kişide toplandığı toplumun Gini katsayısı 1 çıkıyor. Gini katsayısına göre Avrupa’da gelir dağılımı en bozuk ülke Türkiye.

JAPONYA’DA 15, TÜRKİYE’DE 44 DOLAR MİLYARDERİ

2002 yılında Türkiye’de sadece 4 dolar milyarderi bulunuyordu. AKP döneminde buna 40 milyarder daha eklendi. Kişi başına milli geliri zorlamayla 10 bin dolar civarında gösterilen Türkiye’de 44 dolar milyarderi bulunuyor. Buna karşılık 40 bin dolar dolayındaki kişi başına milli geliriyle dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan Japonya’da ise bu sayı sadece 15. Petrol zengini Suudi Arabistan’da 8, Mısır’da 7, Kuveyt’te 5, BAE’de 4 dolar milyarderi bulunuyor. AKP döneminde artan dolar milyarderi sayısı, Türkiye’nin büyüyüp kalkındığını değil, servet transferi yoluyla gelir dağılımındaki bozulmanın arttığını; az sayıdaki zengin servetine servet katarken, milyonların giderek daha da yoksullaştığını gösteriyor.

RESMİ VERİLERE GÖRE BİLE 22 MİLYON YOKSUL VAR

TÜİK araştırmasında 2013 itibariyle 10 bin 24 (aylık 835) TL olarak baz alınan eşdeğer hane halkı kullanılabilir “medyan” gelirinin yüzde 70’i üzerinden yoksulluk sınırı yıllık 7 bin 16 (Aylık 585) lira kabul edildiğinde, ülkedeki yoksul sayısı yaklaşık 22 milyon kişi çıkıyor.
Buna göre yoksul sayısının son 6 yılda 1.4 milyon kişi arttığı görülüyor. Ancak baz alınan en yüksek yoksulluk sınırı bile, yoksulluğun boyutunu yansıtmaktan uzakta bulunuyor. TÜİK’in 2013 itibariyle yüzde 70’lik medyan gelire göre aylık 585 TL olarak belirlediği yoksulluk sınırı, asgari ücretin bile çok altında bulunuyor.

NÜFUSUN YARISI “MADDİ YOKSUNLUK” İÇİNDE

Toplam nüfusun yaklaşık yüzde 40’ının konutunda “sızdıran çatı, nemli duvar, çürük pencere” gibi sorunları bulunuyor. İzolasyon nedeniyle evinde ısınamayanların oranı yüzde 42.2. Nüfusun yüzde 25.2’si konutunda yeterli ışık olmadığı için karanlıkta yaşıyor. Nüfusun yüzde 65.4’ü, konut kredisi dışında sürekli taksit ödüyor. Her 5 vatandaştan 4’ü “evden uzakta bir haftalık tatil” yapacak para bulamıyor. Nüfusun yüzde 49’u “beklenmedik harcamalarını” ve yüzde 75.5’i “yıpranmış, eskimiş mobilyalarını yenileyemiyor. İki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafının karşılayamayanların oranı yüzde 46.1. Hane halklarının yüzde 35.1’i kendisine yeni giysiler alamıyor. Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4’ünü karşılayamama durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk” oranı yüzde 49.7’ye ulaşıyor. Yani nüfusun yarısı maddi yoksunluk içinde.

İŞTE ÖVÜNDÜKLERİ “YENİ TÜRKİYE”…

1950’lerden bu yana Türkiye’yi yöneten sağ iktidarlar, orta sınıfı güçlendirmek yerine, küçük bir grubun servetini büyüten ekonomik politikalar izlediler. Menderes’in hayali “Her mahallede bir milyoner” yaratmaktı. Bu anlayış, 12 yıllık AKP döneminde en çarpıcı biçimde hayata geçirildi. İktidarı ile eş zamanlı küresel likidite bolluğunda ekonominin ipini sıcak paraya bağlayan AKP, borçlanma ve tüketim çılgınlığını teşvik etti. Ekonominin ortalamada ancak yüzde 4.9 büyüyebildiği bu dönemde, bizzat iktidar üyeleri ve ona yakın çevreler başta küçük bir kesim gerçekten astronomik hızla büyüdü, servetine servet kattı. Ülke AVM’lerle donatıldı, tüneller, altgeçitler, iş kuleleri, gökdelenler, toplu konutlar çoğaldı. AKP’li yıllar “Türkiye’nin uçuşa geçtiği” bir dönem olarak pazarlandı. Ülkenin hızla kalkındığı, zenginleştiği algısı oluşturuldu. Türkiye’nin “parlayan yıldız” olduğu illüzyonu yaratıldı. Türkiye’nin algı yönetimi AKP’yi iktidarda tuttu.
Oysa hızla kalkınan, büyüyen sadece küçük bir kesimdi. AKP döneminde, orta sınıf kalmadı, yoksullar ordusuna milyonlar eklendi. Milyonlarca yurttaş yardımlara bağımlı hale getirildi.Yani zengin çok daha zengin, yoksul daha da yoksul oldu. İktidarın yarattığı şaibeli sermaye gruplarının trilyonluk borçları bir kalemde silinirken, vatandaş benzin yerine vergi yaktı, su yerine vergi içti, gıda yerine vergi tüketti. Devletin kesesi, vatandaşın tüketiminden alınan vergilerle şişti. Bir ülkede demokrasi ve hukuk devleti yok edilirse; ekonomide denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılırsa, bu sonuç kaçınılmazdır.

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/