Gazete insan: 08/05/17

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Rus uzman: Eğer Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek istiyorsa…



Rus uzman: Eğer Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek istiyorsa…
Rus uzmandan Erdoğan’a ‘milli hükümet’ önerisi

Rus Jeopolitik Analiz Merkezi Müdürü Korovin: Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek için Atatürkçülere dayanarak ‘milli hükümet’ kurmak zorunda

Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyen Tsargrad TV’ye konuşan Jeopolitik Analiz Merkezi Müdürü Valeriy Korovin, Ankara’nın siyasetlerini yorumladı.
Rus jeopolitika uzmanı Korovin,15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cüleri sert yaptırımlarla köşeye sıkıştıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sefer “Gülenci hücreler” tarafından “ölüm yaşam mücadelesi” ile karşı karşıya gelebileceğini söyledi. Korovin, “Gülenci hücrelerin, Erdoğan’ı destekleyen çoğunluğa başını eğmek veya çok sert yöntemlere başvurarak durumu eskiye çevirmekten başka çaresi yok” dedi.


Gazeteduvar’ın Rus kanalı Tsargrad TV’dan aktardığına göre, Korovin, “Bu bağlamda ikinci darbe girişimini, ülke genelinde lokal gerginlik ocakları veya Gülenci hücrelerin iktidar, ordu ve polise girdiğini hesaba katarak bir sessiz komployu bekleyebiliriz” dedi.
FETÖ çıkışını Batı’nın yürüttüğü örtülü politikaya bağlayan uzman, hem Türkiye’nin, hem başka ülkelerin Batı’ya doğru attığı her adımın milli egemenlik yitirmesine yol açtığını belirterek, “Türkiye’nin varlığını, devletini, kültürünü ve medeniyetini korumak isteyen Erdoğan’ın, Amerikan, Gülenci ve İslamcı şebekeleri tahrip edip ülkeyi Rusya ve diğer Avrasya ülkelerine yönlendirmekten başka çaresi yok” dedi.
Valery Korovin Gülenci hücreleri yenmek için Erdoğan, geniş koalisyona ve özellikle Temmuz 2016’da darbecilere karşı canlı duvar oluşturan Atatürkçülere dayanarak “milli hükümet” kurmak zorunda olduğunu savundu.

İKİ SANDALYEDE BİRDEN OTURULMAZ

Erdoğan’ın Batı ile ilişkilerin normale döneceğine bilinçaltında hala inandığını belirten Korovin’e göre Türk lideri, ikili oyun oynamayı, iki sandalyede birden oturmaya çalışmayı bırakmalı ve hem siyasi elitle devleti hem de jeopolitik oluşum olarak Türkiye’nin kendisini koruyabilmek için Rusya ile çok yönlü bir şekilde yakınlaşmalı.
Korovin röportajını bitirirken, bugüne kadar görüş ve yaklaşımlarını defalarca değiştiren Erdoğan’ın, “komplike bir siyasetçi” olma özeliğini korumakla beraber ABD’nin organize ettiği darbe girişimi sonucunda kazandığı tecrübe ve siyasi bilgelik sayesinde daha istikrarlı ve öngörülebilir, Batı’dan uzak durmak gerektiğini anlayan bir lider olma yolunda olduğunu belirtti.

‘İRAN BÖLGEYE GİRMEYE HAZIRLANIYOR’

EADaily ajansı da Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (IKYB) 25 Eylül’de yapma kararı aldığı bağımsızlık referandumunun, Bağdat’ın yanı sıra ABD ve İran’a da rahatsızlık verdiğini yazdı. Hatta Arap medyasının öne sürdüğü habere göre İran ordusu bölgeye girmeye hazırlanıyor.
Ajansın haberine göre referanduma katılması öngörülen bölgeleri kontrol altına alan Kürtler, Musul operasyonu zarfında 30 bine yakın kayıp veren Bağdat ordusu ve onu destekleyen İran yanlısı Şii milisleri eski gücüne kavuşmadan bağımsızlığını ilan etmekte acele ediyor.
Bu gelişmeler karşısında Amerika da zor durumda. Şöyle ki Kürtler ve Irak’ta iktidarda olan Şiiler tamamen “boşanırlarsa” Bağdat’ın Tahran’ın etkisine girmesi kaçınılmaz görünüyor.


kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/politika/2017-agustos/rus-uzmandan-erdogan-a-milli-hukumet-onerisi

Suriyeliler, Gaziantep'i savaş alanına çevirdi! Ölü ve yaralılar var!




Suriyeliler, Gaziantep'i savaş alanına çevirdi! Ölü ve yaralılar var!

Gaziantep’te, Suriye uyruklu kişilerin işlettiği bir lokantada hesap anlaşmazlığı nedeniyle çıkan kavgada Suriyeli 1 kişi öldü, 2 kişi de yaralandı
Olay, gece geç saatlerde Türkmenler Caddesi'nde meydana geldi. Suriyelilerin işlettiği bir lokantada yemek yiyen Suriyeli grup, gelen hesaba itiraz etti. İşyeri çalışanları ile müşteriler arasında başlayan tartışma büyüyerek, av tüfeği, tabanca ve bıçakların kullanıldığı kavgaya dönüştü. 

Kavga sırasında kim tarafından ateşlendiği bilinmeyen av tüfeğinden çıkan saçmalar, işyeri çalışanı 28 yaşındaki Muhammed Osman ve isimleri öğrenilemeyen 2 Suriyeli'ye isabet etti. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi. Muhammed Osman’ın yaşamını yitirdiği belirlenirken, 2 yaralı ise Dr. Ersin Arslan Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırılarak tedaviye alındı. Polis, kaçan otomobille kaçan 2 Suriyeliyi, olay yerine yakın bir noktada yakalayarak gözaltına aldı. Muhammed Osman’ın cesedi olay yerinden yapılan incelemenin ardından Adli Tıp Kurumumorguna götürüldü.

Gökçek, ODTÜ ve AOÇ'de ağaçları katledecek





Gökçek, ODTÜ ve AOÇ'de ağaçları katledecek
Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından içinde ODTÜ ormanlarının da bulunduğu ulaşım güzergahlarına ilişkin farklı zamanlarda onaylanmış 4 ayrı planın askıya çıkarıldığını açıkladı

Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Ankara Şubesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan dört planın askıya çıkarıldığını duyurdu. Bu planlar ODTÜ arazisi içinden geçecek yeni yol yapımı, Eymir Gölü girişine yakın bir yerde yol yapımı, ODTÜ Tüneli’nin genişletilmesi ve Atatürk Orman Çiftliği ve çevresindeki Eskişehir Yolu-Sabancı Bulvarı-Ankara Bulvarı birbirine bağlayan iki yolun yapımını içeriyor.

AKP'li Gökçek, ODTÜ ve AOÇ'de ağaçları katledecek
“Olası Arkeolojik Sit Alanı”ndan yol geçecek
Askıya çıkan plana göre ODTÜ arazisi içinden 4,4 kilometre boyunca yol geçecek ve Eskişehir Yolu ile İncek Bulvarı’nı birbirine bağlayacak. Bu plana göre yol, ODTÜ arazisindeki tescilli orman alanında geçerken, bu arazinin büyük bir kısmı 2. derece doğal sit alanı statüsünde. Ayrıca, Kültür Bakanlığı tarafından onaylı ODTÜ sit alanları paftasında arazinin bu bölgesinde “Olası Arkeolojik Sit Alanı” ifadesi yer alıyor.

İhtiyaç olmayan bölgeye 30 metre genişliğinde taşıt yolu

Askıya çıkan bir diğer plan ise Turan Güneş Bulvarı ile Güney Çevre Otoyolu bağlantısını sağlamayı öngörüyor. Yapılması planlanan bu yolun iki tarafı orman ve doğal sit alanlarından oluşuyor ve aynı bölge Gölbaşı Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesinde yer alıyor. ŞPO yayımladığı açıklamada, bu bölgede bir yola ihtiyaç olamdığını belirtirken “Bu genişlikteki yol (ve viyadük yapısı) nedeniyle ÖÇK ve sit statüsünde bulunan bölgede doğal alanın tahribatı söz konusu olacaktır” ifadelerini kullandı.

ODTÜ Tüneli’nde güzergah değişikliği

Plan değişikliği ile ODTÜ Koruma Amaçlı İmar Planında Bilkent Bulvarı’nın 35 metreden 50 metreye genişletilmesi, bu yol üzerindeki ODTÜ Tünel, şehir hastanesi yolu ve diğer yolların kavşak düzenlemesi ile ODTÜ Tünelinin güzergah değişikliğini içeriyor. Planda ODTÜ Tüneli’nin 736 metresi ev 14 bin 168 metre karesi 1. derece doğal sit alanı içerisinde. 2015 yılında onaylanan ODTÜ Koruma Amaçlı İmar Planında “açma-kapama yöntemi” kullanılmaması plan notu vardı. Bu yöntem çevredeki ağaçların kesilmesine neden olan ve çalışmanın yapıldığı zemine zarar veren bir yöntem. Bu plan notu da çıkarılmış durumda.

AOÇ’yi tamamen talan eden bir plan

Plan değişikliğinde Eskişehir Yolu-Sabancı Bulvarı-Ankara Bulvarı’nı birbirine bağlayan 2 adet 50 metre genişiliğinde yeni yollar yapılması ve Sabancı Bulvarı’nın 50 metreye genişletilmesi öngörülüyor. Bu haliyle plan, 1. derece doğal ve tarihi sit alanı AOÇ’nin Kaçaksaray, Ankapark, Ankara Bulvarı ile talanının ardından tamamen yok olması anlamına geliyor.

Şehir Plancıları Odası’nın açıklamasının son kısmı ise şöyle:

Söz konusu yol planları Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 23 yıldır aynı hatayı tekrarlayan “daha fazla hız, daha fazla yol, daha fazla imarlı alanı tüket” temalı ve özel araç sahipliliğine dayanan ulaşım politikasının ürünüdür. Bu projeler art niyetlidir, bu projeler inşaat sektöründen, rant lobisine ve otomotiv sektörüne kadar halkın, kentin değil sermayenin çıkarlarına hizmet etmektedir. Ankara ulaşımı içinde bütüncül olarak ele alınmayan bu yollar Ankara ulaşım sorunun çözümüne katkı sunmayacaktır. Bu yollar Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yolların çevresinde yer alan arazilerde birçok yargı kararını hiçe sayarak gerçekleştirmiş olduğu yüzlerce lüks konut projesine hizmet eden ve hâlâ doymadıkları yapılaşmaya açmak istedikleri ormanlık alanların, tarım alanlarının üzerinden geçen yollardır.ODTÜ kampüsü yaklaşık 40 km2’lik bir alan üzerine kurulmuştur ve 1960’lı yıllardan bu yana ODTÜ tarafından yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla kampüsünün yaklaşık %85‘ini orman haline getirilmiştir. Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) de tarımsal AR-GE alanı olarak hayata geçirilmiş, kent içerisinde önemli bir açık-yeşil alan omurgası oluşturan, kentsel altyapıya önemli hizmetler sunan devrimci bir Cumhuriyet projesidir.Ankara şehri içerisinde AOÇ ve ODTÜ arazileri ana yeşil alan arzını teşkil etmektedir. Neoliberal politikalar ile salt sermaye birikimi güdümündeki hızla “betonlaşan” kentimizde yapılı çevremizin daha da sağlıksız bir hâl almaması, kalan bu son doğal alanların yok edilmemesi ve gelecek nesillerin daha sağlıklı bir çevrede yaşayabilmeleri için toplumsal bir mücadele gerekliliği ortaya çıkmaktadır.Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak yurttaşlarımıza, mesleğimize, kentlerimize karşı duyduğumuz sorumlulukla ODTÜ ve AOÇ üzerine dökülecek betona geçit vermeyeceğimizi bildirir, bu planları yargıya taşıyacağımızı ve her türlü mücadeleyi yürüteceğimizi duyururuz. Tüm Ankaralıları Cumhuriyetin değeri AOÇ’ye ve akciğeri ODTÜ ormanına sahip çıkmaya, mücadeleye omuz vermeye davet ediyoruz.  http://www.yurtgazetesi.com.tr/

Erdoğan Mısır'ın Esma'sına yine ağladı





Erdoğan Mısır'ın Esma'sına yine ağladı

Mısır’da darbecilerin saldırısında öldürülen Esma el-Biltaci’nin babasının Esma’ya yazdığı mektup okunduğu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gözyaşlarını tutamadığı görüldü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen Diyanet İşleri Başkanlığı Doğu ve Güneydoğu Öğrencileri Yaz Etkinliği kapanış programına katıldı.

GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Programda, Mısır’da darbecilerin saldırısında öldürülen Esma el-Biltaci’nin babasının Esma’ya yazdığı mektubun seslendirildiği video, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması öncesinde ekranda gösterildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, videoyu izlerken gözyaşlarını tutamadığı görüldü.



http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-gozyaslarini-tutamadi-h40548.html

Rus uzman: Eğer Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek istiyorsa…




Rus uzman: Eğer Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek istiyorsa…
Rus uzmandan Erdoğan’a ‘milli hükümet’ önerisi

Rus Jeopolitik Analiz Merkezi Müdürü Korovin: Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek için Atatürkçülere dayanarak ‘milli hükümet’ kurmak zorunda

Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyen Tsargrad TV’ye konuşan Jeopolitik Analiz Merkezi Müdürü Valeriy Korovin, Ankara’nın siyasetlerini yorumladı.
Rus jeopolitika uzmanı Korovin,15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cüleri sert yaptırımlarla köşeye sıkıştıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sefer “Gülenci hücreler” tarafından “ölüm yaşam mücadelesi” ile karşı karşıya gelebileceğini söyledi. Korovin, “Gülenci hücrelerin, Erdoğan’ı destekleyen çoğunluğa başını eğmek veya çok sert yöntemlere başvurarak durumu eskiye çevirmekten başka çaresi yok” dedi.


Gazeteduvar’ın Rus kanalı Tsargrad TV’dan aktardığına göre, Korovin, “Bu bağlamda ikinci darbe girişimini, ülke genelinde lokal gerginlik ocakları veya Gülenci hücrelerin iktidar, ordu ve polise girdiğini hesaba katarak bir sessiz komployu bekleyebiliriz” dedi.
FETÖ çıkışını Batı’nın yürüttüğü örtülü politikaya bağlayan uzman, hem Türkiye’nin, hem başka ülkelerin Batı’ya doğru attığı her adımın milli egemenlik yitirmesine yol açtığını belirterek, “Türkiye’nin varlığını, devletini, kültürünü ve medeniyetini korumak isteyen Erdoğan’ın, Amerikan, Gülenci ve İslamcı şebekeleri tahrip edip ülkeyi Rusya ve diğer Avrasya ülkelerine yönlendirmekten başka çaresi yok” dedi.
Valery Korovin Gülenci hücreleri yenmek için Erdoğan, geniş koalisyona ve özellikle Temmuz 2016’da darbecilere karşı canlı duvar oluşturan Atatürkçülere dayanarak “milli hükümet” kurmak zorunda olduğunu savundu.

İKİ SANDALYEDE BİRDEN OTURULMAZ

Erdoğan’ın Batı ile ilişkilerin normale döneceğine bilinçaltında hala inandığını belirten Korovin’e göre Türk lideri, ikili oyun oynamayı, iki sandalyede birden oturmaya çalışmayı bırakmalı ve hem siyasi elitle devleti hem de jeopolitik oluşum olarak Türkiye’nin kendisini koruyabilmek için Rusya ile çok yönlü bir şekilde yakınlaşmalı.
Korovin röportajını bitirirken, bugüne kadar görüş ve yaklaşımlarını defalarca değiştiren Erdoğan’ın, “komplike bir siyasetçi” olma özeliğini korumakla beraber ABD’nin organize ettiği darbe girişimi sonucunda kazandığı tecrübe ve siyasi bilgelik sayesinde daha istikrarlı ve öngörülebilir, Batı’dan uzak durmak gerektiğini anlayan bir lider olma yolunda olduğunu belirtti.

‘İRAN BÖLGEYE GİRMEYE HAZIRLANIYOR’

EADaily ajansı da Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (IKYB) 25 Eylül’de yapma kararı aldığı bağımsızlık referandumunun, Bağdat’ın yanı sıra ABD ve İran’a da rahatsızlık verdiğini yazdı. Hatta Arap medyasının öne sürdüğü habere göre İran ordusu bölgeye girmeye hazırlanıyor.
Ajansın haberine göre referanduma katılması öngörülen bölgeleri kontrol altına alan Kürtler, Musul operasyonu zarfında 30 bine yakın kayıp veren Bağdat ordusu ve onu destekleyen İran yanlısı Şii milisleri eski gücüne kavuşmadan bağımsızlığını ilan etmekte acele ediyor.
Bu gelişmeler karşısında Amerika da zor durumda. Şöyle ki Kürtler ve Irak’ta iktidarda olan Şiiler tamamen “boşanırlarsa” Bağdat’ın Tahran’ın etkisine girmesi kaçınılmaz görünüyor.


kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/politika/2017-agustos/rus-uzmandan-erdogan-a-milli-hukumet-onerisi

Merhaba yobazlar.. bakın şimdi nasıl va*ina konusundan girip sizin beyin yapınızdan çıkıyorum.. :)




Résultat de recherche d'images pour "nü women and flowers"

Merhaba yobazlar.. bakın şimdi nasıl va*ina konusundan girip sizin beyin yapınızdan çıkıyorum.. :)


Bildiğiniz gibi çiçeklerle bezenmiş yerde vajina var.. hani şu sizin namus kavramını yüklediğiniz organ.. hani şu ilk cinsel ilişkide mutlaka ama mutlaka kanaması gereken organ yahu.. hâlâ anlamıyorsan kızlık zarından bahsediyoruz.. hani şu senin "evlilik çağına gelene kadar birçok kızla yatıp kalkayım ama evleneceğim kız bakire olsun" diyerek 'kanayacak kanamayacak' derdine düştüğün organ var ya, hah ondan bahsetmeye çalışıyorum.. hani bazıları esnek oluyor yırtılmıyor, bazıları hiç olmuyor ve zaten yırtılamıyor ya o organ işte.. ne bilim belkide senin pipi ufak geliyor, ondan yırtılmıyor.. :) olur mu olur..

Bak yobazcığım.. bütün ahlaki değerleri sığdırmaya çalıştığın o vajina ve kızlık zarı var ya anne karnındaki bebeğin soyunu devam ettirebilmesi için doğanın aldığı bir önlem.. Yani dış dünyanın mikroplarının karın içindeki steril dokulara ulaşmaması için. Eğer kızlık zarı olmasaydı, çişini kakasını altına yapan ya da farkında olmadan parmağını vajinasına sokan bir çocuğun vajinasından giren mikroplar karın zarına kolayca ulaşır ve bütün kız çocukları daha ergenlik çağına bile gelmeden, çocuk yaşta ölürlerdi.


Sevgili yobaz.. 

Vajina namus değildir.. ama bu demek değildir ki oraya herkes girip çıkabilir.. haşa öyle bir şey demiyoruz.. herkes namusunu kendi taşır.. mesela g*tüne salatalık sokan imam namussuzdur.. 11 yaşındaki çocukla cinsellik düşünen imam namussuzdur.. hatta 45 çocuğa tecavüz eden, edilmesine ses çıkarmayan, bir kereden birşey olmaz diyen herkes namussuzdur. (Sanırım senden bahsediyoruz) Etek giyen herkesi yollu sanmak, şort giyen herkesi, herkesle yatacak sanmak, başı açık herkesi tahrik edici görmekde namussuzluktur sevgili yobaz efendi..

Kızlık zarı ve vajina konusuna dönecek olursak yobazcığım; kızlık zarına verdiğin önemi çocuk gelişimi ve beyin gelişimine vermiş olsaydın ortaçağ masallarının değilde bilim ve teknolojinin önemini konuşuyor tartışıyor olurduk.. ve uğruna cinayetler işlenen küçük bir et parçası bu denli önemli hale gelmezdi.. Kızlık zarı yada vajina namus değil.. Bacak arasında kalan hiçbir organ namus değil.. Namus nedir biliyor musun yobaz oğlu yobaz; Namus, kadın vücuduna saygılı olmaktır.. 20 yaş altı kız çocuklarına cinsel dürtü hissetmemektir.. Kadını kara bir çuvalın içine hapsetmemektir.. Açık her kadını or*sbu sanmamaktır.. Namussuzluk mu arıyorsun; sünnettir diye küçücük çocukları eş olarak görebilenlere bak.. hatta aynaya bile bakabilirsin illede bir namussuz arıyorsa.. hiç kadın hakları yürüyüşünde görmedim seni, o yüzden aynaya bak.. küçük çocuklar tecavüze uğradığında da "idaaam" diye böğürürek maydanlara indiğinide göremedik hiç.. bu yüzden aynaya bak..
Şunu merak ediyorum;
Eşinin ilk erkeği olmak istiyorsun
Eşinin, kendini sana saklamasını bekliyorsun..
Peki sen;
kendini eşine saklıyor musun..
Eşin senin için ilk kadın mı??
(Umarım iletideki görselden tahrik olmamışsındır)
BC

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Rus uzman: Eğer Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek istiyorsa…




Rus uzman: Eğer Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek istiyorsa…
Rus uzmandan Erdoğan’a ‘milli hükümet’ önerisi

Rus Jeopolitik Analiz Merkezi Müdürü Korovin: Erdoğan, Gülenci hücreleri yenmek için Atatürkçülere dayanarak ‘milli hükümet’ kurmak zorunda

Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyen Tsargrad TV’ye konuşan Jeopolitik Analiz Merkezi Müdürü Valeriy Korovin, Ankara’nın siyasetlerini yorumladı.
Rus jeopolitika uzmanı Korovin,15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cüleri sert yaptırımlarla köşeye sıkıştıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sefer “Gülenci hücreler” tarafından “ölüm yaşam mücadelesi” ile karşı karşıya gelebileceğini söyledi. Korovin, “Gülenci hücrelerin, Erdoğan’ı destekleyen çoğunluğa başını eğmek veya çok sert yöntemlere başvurarak durumu eskiye çevirmekten başka çaresi yok” dedi.


Gazeteduvar’ın Rus kanalı Tsargrad TV’dan aktardığına göre, Korovin, “Bu bağlamda ikinci darbe girişimini, ülke genelinde lokal gerginlik ocakları veya Gülenci hücrelerin iktidar, ordu ve polise girdiğini hesaba katarak bir sessiz komployu bekleyebiliriz” dedi.
FETÖ çıkışını Batı’nın yürüttüğü örtülü politikaya bağlayan uzman, hem Türkiye’nin, hem başka ülkelerin Batı’ya doğru attığı her adımın milli egemenlik yitirmesine yol açtığını belirterek, “Türkiye’nin varlığını, devletini, kültürünü ve medeniyetini korumak isteyen Erdoğan’ın, Amerikan, Gülenci ve İslamcı şebekeleri tahrip edip ülkeyi Rusya ve diğer Avrasya ülkelerine yönlendirmekten başka çaresi yok” dedi.
Valery Korovin Gülenci hücreleri yenmek için Erdoğan, geniş koalisyona ve özellikle Temmuz 2016’da darbecilere karşı canlı duvar oluşturan Atatürkçülere dayanarak “milli hükümet” kurmak zorunda olduğunu savundu.

İKİ SANDALYEDE BİRDEN OTURULMAZ

Erdoğan’ın Batı ile ilişkilerin normale döneceğine bilinçaltında hala inandığını belirten Korovin’e göre Türk lideri, ikili oyun oynamayı, iki sandalyede birden oturmaya çalışmayı bırakmalı ve hem siyasi elitle devleti hem de jeopolitik oluşum olarak Türkiye’nin kendisini koruyabilmek için Rusya ile çok yönlü bir şekilde yakınlaşmalı.
Korovin röportajını bitirirken, bugüne kadar görüş ve yaklaşımlarını defalarca değiştiren Erdoğan’ın, “komplike bir siyasetçi” olma özeliğini korumakla beraber ABD’nin organize ettiği darbe girişimi sonucunda kazandığı tecrübe ve siyasi bilgelik sayesinde daha istikrarlı ve öngörülebilir, Batı’dan uzak durmak gerektiğini anlayan bir lider olma yolunda olduğunu belirtti.

‘İRAN BÖLGEYE GİRMEYE HAZIRLANIYOR’

EADaily ajansı da Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (IKYB) 25 Eylül’de yapma kararı aldığı bağımsızlık referandumunun, Bağdat’ın yanı sıra ABD ve İran’a da rahatsızlık verdiğini yazdı. Hatta Arap medyasının öne sürdüğü habere göre İran ordusu bölgeye girmeye hazırlanıyor.
Ajansın haberine göre referanduma katılması öngörülen bölgeleri kontrol altına alan Kürtler, Musul operasyonu zarfında 30 bine yakın kayıp veren Bağdat ordusu ve onu destekleyen İran yanlısı Şii milisleri eski gücüne kavuşmadan bağımsızlığını ilan etmekte acele ediyor.
Bu gelişmeler karşısında Amerika da zor durumda. Şöyle ki Kürtler ve Irak’ta iktidarda olan Şiiler tamamen “boşanırlarsa” Bağdat’ın Tahran’ın etkisine girmesi kaçınılmaz görünüyor.


kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/politika/2017-agustos/rus-uzmandan-erdogan-a-milli-hukumet-onerisi

Göbek eriten içecek… Tam 4 günde 10 santimetreye kadar inceltiyor





Göbek eriten içecek… Tam 4 günde 10 santimetreye kadar inceltiyor

Evdeki malzemelerle kolaylıkla hazırlayabileceğiniz bu içecek göbek çevresinde biriken yağları 4 günde 10 cm’e kadar inceltiyor.
Göbek eriten içecek hangi malzemelerle nasıl hazırlanır? İşte pratik tarif:
Malzemeler:

-Taze zencefil

-8-12 taze nane yaprağı
-1 salatalık
-1 limon
-8.5 bardak su

Hazırlanışı:

Limonu yıkayın. Soymadan ikiye kesip çekirdeklerini çıkarın. İki yarısını da doğradıktan sonra su ile doldurduğunuz kaba koyun.
Salatalığı soyup doğradıktan sonra onu da suya atın. Nane yapraklarını ekleyin.
Soyduğunuz zencefili dilimleyip diğer malzemelerin içine ekleyin. Bütün malzemeleri karıştırıp üzerine bir kapak kapattıktan sonra karışımı 1 gece buzdolabında bekletin.
En az 4 gün boyunca bu karışımı gün boyunca için. Farkı göreceksiniz.

KAYNAK: Milliyet – Duygu Bay / PembeNar

CHP'li vekillerden '#BüyükBaşkomutanATATÜRK' mesajı



CHP'li vekillerden '#BüyükBaşkomutanATATÜRK' mesajı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün TBMM Orduları Başkomutanı seçilmesinin 96. yılında '#BüyükBaşkomutanATATÜRK' hashtagı sosyal medyada gündeme oturdu.
CHP İzmir Milletvekili ve Yurt Gazetesi yazarı Mustafa Balbay paylaştığı tweetlerde, '#BüyükBaşkomutanATATÜRKBaşkomutan saray inşa ederek olunmaz ülke inşa ederek olunur.' , 'Başkomutanlık halka hükmetmekle değil, hizmet etmekle olur. #BüyükBaşkomutanATATÜRK' dedi.


'Bir milletin kaderi değişti'
CHP Genel Başkan Yardımcısı, CHP Antalya Milletvekili ve Yurt Gazetesi yazarı Çetin Osman Budak tweetinde, 'Tarihte Bugün 5 Ağustos 1921. TBMM tarafından Mustafa Kemal Paşa Başkomutan seçildi ve bir milletin kaderi değişti. #BüyükBaşkomutanATATÜRK' ifadelerini kullandı.

'Sözde değil özde #BüyükBaşkomutanATATÜRK'
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt paylaştığı tweette, '5 Ağustos 1921... Mustafa Kemal Paşa TBMM Orduları Başkomutanı... Sonra Sakarya, Dumlupınar, İzmir... Sözde değil özde #BüyükBaşkomutanATATÜRK' dedi.

Sefalet sıralamasında Türkiye altıncı sırada Türkiye 'sefalet endeksi'nde altıncı sırada. En iyi durumdaki ülke ise İsviçre.





Sefalet sıralamasında Türkiye altıncı sırada

Türkiye 'sefalet endeksi'nde altıncı sırada. En iyi durumdaki ülke ise İsviçre.
Mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik ve tüketici enflasyonu listesinde Türkiye altıncı sırada yer aldı. Ekonomistler tarafından sıkça kullanılan “sefalet endeksi” hesaplamasında Türkiye’nin puanı, 21.1.

Sözcü’de Engin Esen’in haberine göre ‘sefalet endeksi’nin zivesinde 748.3 puan ile Venezuela açık ara öndeyken, bu ülkeyi 32.8 puanla Güney Afrika, 31.1 puanla Arjantin takip ediyor. İç savaşta ülkenin önemli bir bölümünü kaybeden Ukrayna 26.1 puanla dördüncü olurken, Yunanistan 22.7 puanla beşinci, Türkiye ise altıncı sırada yer aldı.
ABD’li finansal yayın kuruluşu Bloomberg yayımladığı endekste, küresel ekonomide ve bölgelerinde etkili 65 ülkeyi esas aldı. Bu ülkelerin en güncel işsizlik ve enflasyon verilerine bakıldığında, Türkiye ile ekonomik iflastan Avrupa Birliği (AB) ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) borç paketleriyle kurtulmaya çalışan Yunanistan arasında çetin bir yarış yaşanıyor.

ENFLASYONDA GERİLEME KÜÇÜK

Türkiye’de hem işsizlik hem de enflasyonda yılın ilk iki çeyreğine göre Temmuz’da küçük gerilemeler kaydedildi. Ocak ayında yüzde 13’e dayanan işsizlik, nisanda yüzde 10.5 ölçülürken, sefalet endeksinde kullanılan mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranı ise yüzde 11.3 olarak hesaplandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun önceki gün açıkladığı temmuz ayı tüketici enflasyonu oranı yüzde 9.8’de kalınca, aylar sonra ilk defa halkın fakirleşmesinin çift haneli sayıların altına indiği anlaşıldı. Ancak Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, “Önümüzdeki aylarda baz etkisi nedeniyle enflasyonda bir miktar yukarı yönlü eğilim görülebilir” diyerek, sonbahara doğru enflasyonun yeniden yükseleceğinin işaretini verdi. Zaten üretici fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 15.45’e fırlaması, tüketici enflasyonunun artacağının habercisi olarak yorumlandı.

YUNANİSTAN İŞSİZLİKTE İYİYE GİDİYOR

Referandum öncesinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen istihdam kampanyasının sona ermesiyle işsizlik yeniden tırmanışa geçerse, enflasyondaki artışla birlikte Türkiye’nin sefalet endeksi puanı 23’ü bulabilir. Bu durumda, AB ve IMF ile yeni borç programında anlaşarak bütçe dengelerini toparlayan Yunanistan, sefalet endeksinde Türkiye’nin altına inebilir.

Yunanistan’da yüzde 21.7 ölçülen nisan ayı işsizlik oranı, mart ayına göre yüzde 0.3, bir önceki yılın nisan ayına göre yüzde 1.9’luk düşüş anlamına geldi. Yunanistan’ın işsizlik rekoru Temmuz 2013’te yüzde 27.9 ile kırılmıştı. Endeksin en dibinde yer alan, yani sefaletten en az etkilenen ülkeler ise İsviçre, Japonya, İzlanda ve Danimarka.

Yale Üniversitesi profesörü ve ABD’li Arthur Melvin Okun tarafından geliştirilen sefalet endeksinin çeşitli versiyonları hâlâ kullanılıyor. Sefalet endeksinin en basit hali olan mevsimsellikten arındırılmış işsizlik ve enflasyon oranları toplamı ise “sıradan vatandaşın ekonomik durumunu” ölçmekte kullanılıyor. İşsizliğin ve enflasyonun yükselmesi ülkelerin ekonomik maliyetini artırırken, suç oranında artışı da beraberinde getiriyor.

‘Papaz nikah kıyıyor da müftü niye kıymasın’





‘Papaz nikah kıyıyor da müftü niye kıymasın’
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, müftülere nikah kıyma yetkisiyle ilgili tartışmalara cevap verdi. Akdağ, “Papaz nikah kıyıyor da müftü niye kıymasın? Tabi ki kıyabilir, ne zarar var bunda?” dedi.
Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Recep Akdağ, Kardelen TV’deki “Gündem Özel” programına konuk oldu. İHA Erzurum Bölge Müdürü Ayhan Türkez ve Gazeteci Esat Bindesen’in sorularını cevaplandıran Akdağ, müftülere nikah kıyma yetkisine tepki gösterenlere cevap verdi.

Kimseye zorla bir şey yaptırılmadığını ifade eden Akdağ, “Kimseyi müftüye git nikah kıydır diye zorlayan bir kanun yok. Mevcut sistem zaten devam ediyor ama arzu edenler müftüye de kıydırabilecekler.
Bu vatandaşın işini kolaylaştırıyor. Bu aslında nikah memurları ve belediye başkanının da işini kolaylaştırıyor. Özellikle yaz mevsimlerinde garibim evlendirme memurları ve belediye başkanları beş dakika oturamıyor, o salondan öbür salona koştur dur. Yani ne gereği var?” dedi.

“BEYHUDE TARTIŞIYORLAR”

Tartışmalara bir örnekle değinen Akdağ, “Bu hususta gereksiz tartışma açanların dönüp dünyaya bakması gerekiyor. Amerika’ya baksınlar, Avrupa ülkelerine baksınlar, oralarda papazlar nikah kıymıyor mu?
Ne oluyormuş papaz nikah kıydırıyor da müftü niye kıydıramıyor? Sorunun cevabı çok basit. Papaz nikah kıyıyor da müftü niye kıymasın? Tabii ki kıydırabilir ne zarar var bunda.
Türkiye’deki insanların birçoğu resmi nikahı ya eş zamanlı başka dini nikahla buluşturuyorlar ya da onu zaten öyle addediyorlar. Müftülerin nikah kıyacak olması herkesin işini kolaylaştıracak bir husustur, bunu tartışanlar beyhude tartışıyorlar” diye konuştu.

Dik not: Papazların kıydığı nikahın hiçbir hükmü yoktur. Çünkü resmi nikah olmadan hiçbir Papaz nikah kıymaz. Geçerli olan da resmi nikahtır. Papazın kıydığı nikah tamamen semboliktir.

Sincerely Yorgo Angelopoulos

Üçüncü Gözümüz: “İnsanlık Tarihindeki en büyük üstü örtülen gerçek”





Üçüncü Gözümüz: “İnsanlık Tarihindeki en büyük üstü örtülen gerçek” 
Kozalaksı bez, beyin epifizi, 3.göz diye de tanımlanan epifiz bezi, vertebre-omurgalı beyindeki küçük bir endokrin-içsalgı bezidir.

Epifiz bezi, uyku-uyanma modülasyon kalıpları, mevsimsel fonksiyonları etkileyen seratoninin türevi olan melatonin hormonu üretir.
Epifizin şekli küçük çam kozalağına benzer ve beynin iki yuvarlak talamik lobu arasında,
beynin orta yerinde yer alır.
Sır: Onlar sizin BİLMENİZİ neden istemiyor?
Her bir insanın epifizi ya da üçüncü gözü ruhani alem frekansına aktive olabiliyor ve sizi herşeyi bilen-alim ve tanrısal bir haz yaşamanızı ve etrafınızdaki her şeyle bütünleşip, teklik hissini duymanızı sağlar.Epifiz bezi bir kere meditasyon, yoga ya da çeşitli ezoterik, okült metodlarla uyumlanıp, ayarlandığında, popüler olarak bilinen astral seyahat ya da astral projeksiyon ya da uzaktan seyr şeklinde kişiyi diğer boyutları seyre geçirir.



Daha ileri düzey çalışmalar ve çok eski metodlarla, fiziksel dünyadaki insanların düşüncelerini ve davranışlarını kontrol etmek mümkündür.

Evet, biraz garip ama Amerika Birleşik Devletleri, eski Sovyetler Birliği hükümeti ve çeşitli gölge organizasyonlar bu çeşit araştırmaları uzun yıllardır yapmaktalar ve hayal edemeyeceğiniz kadar da başarılı olmuşlardır.

Epifiz bezi, Roma’da katolizmde temsil edilmektedir; epifizi sanatsal olarak çam kozalağı şeklinde resmederler.Eski çağlardaki toplumlarda,özellikle Mısır ve Romalılar epifiz bezinin yararlarını biliyor ve bunu geniş sembolojilerinde göz semboli ile sembolize ediyorlardı.

Epifiz bezi ayrıca Amerikan dolarının arka yüzünde “herşeyi gören göz” şeklinde yer alır ve bu, bireye ya da bireylerden oluşan gruplara epifizlerini kullanmaları ve diğer taraf olan sipiritüel aleme geçmeleri ve fiziksel alemde neler olduğunu, neler düşünüldüğünün hepsini bilip, insanların düşünce ve davranışlarını kontrol etmeleri için bir referans niteliği taşır.

Bu zamana kadar yapılan pek çok araştırma, gecenin belirli saatleri olan gece 1 ile 4 arasında beyinde salgılanan kimyasalların, kişinin derinindeki kaynağa bağlanarak bütünlük, teklik hissine yol açtığı doğrulanmıştır.
Komplo: Epifiz Bezinizi nasıl öldürüyorlar?

1990ların sonlarında, Jennifer Luke adlı bir bilim adamı, sodyum floridin epifiz üzerindeki etkileri konusunda ilk çalışmaları başlatmıştır.

Luke,beynin orta yerinde bulunan epifiz bezinin, florid için bir hedef olduğunu bildirdi. Epifiz bezi, bedendeki kemikler de dahil diğer fiziksel maddelerden daha fazla floridi absorbe etmekte, emmekteydi.

Epifiz bezi tıpkı bir mıknatıs gibi sodyum floridi çeker. Bu da epifizin kireçlenmesine ve bedendeki tüm hormonal işlemin etkin bir şekilde dengelenmesine engel olur.

Daha sonra yapılan çeşitli araştırmalar da sodyum floridin beyindeki en önemli bezde absorbe edildiğini kanıtlamıştır. Sodyum florid, beynimizdeki en önemli salgı bezimize saldırıda bulunmaktaydı.

Sodyum florid, yiyeceklerde, içeceklerde, banyolarda,içme sularında bulunur. Sodyum florid, Amerika’daki içme sularının %90’ına konmaktadır. Marketlerde satılan su filtreleri floridi filtre etmez, sadece tersine ozmoz ya da su damıtma ile filtrelenebilir. Bunun en ucuz yolu da bir su tamıtıcısı almaktır.

Sudaki,pepsi, kola, yiyeceklerdeki Sodyum florid gerçek anlamda kitleleri aptallaştırır.Naziler ve Ruslar, konsantrasyon kamplarında kampta bulunanları otoritenin sözünü dinleyen ve otoriteyi sorgulamayan bir hale getirmek için sularına sodyum florid katmışlardır.

Ben bir komplo teoristi değilim ama eğer ruhun tohumunu alırsanız, bu bizi tanrı ve içimizdeki güç ve ruhaniyetin bir olduğu tekliğinden kopartır ve bizleri gizli toplulukların, gölge organizasyonların ve çılgına dönmüş kurumsal dünyanın sıradan köleleri haline getirir.
Yazıma bir alıntı ile son vermek istiyorum…

“Sırf duydunuz diye herhangi bir şeye inanmayın. Sırf pek çokları tarafından konuşuluyor ya da dile getiriliyor diye herhangi bir şeye inanmayın. Sırf dini kitaplarınızda bulunuyor diye körü körüne inanmayın.

Sırf öğretmenleriniz ya da büyükleriniz dedi diye inanmayın. Geleneklere inanamayın. Çünkü onlar pek çok jenerasyondan beri süregelmekte.



Ama gözlemler ve analizler sonucunda, bir nedenden dolayı oluşan bir şey tespit edersen ve bu da bir şeye hizmet eder ve birisinin ya da herkesin yararına olursa o zaman kabul et ve bu kabul ettiğini yaşa!”



kaynak: http://www.spiritueller.com/konu-ucuncu-gozumuz-insanlik-tarihindeki-en-buyuk-ustu-ortulen-gercek.html

“Beğenin beğenmeyin yeni bir devlet kuruyoruz!” diyenlere, Yeliz Koray’dan kapak niyetine bir yazı… : “Seveyim yeni devletinizi!”



“Beğenin beğenmeyin yeni bir devlet kuruyoruz!” diyenlere, Yeliz Koray’dan kapak niyetine bir yazı… : “Seveyim yeni devletinizi!”
Yıl 2011, son dönemlerde artan terör olayları ve şehit haberleri nedeniyle 30 Ağustos resepsiyonu iptal edildi.
Çünkü.. 47 gün önce Diyarbakır’da 13 askerimiz şehit olmuştu.
Aynı yıl, 29 Ekim resepsiyon ve törenleri Van depremi nedeniyle iptal edildi.
Çünkü.. 6 gün önce depremde 700’e yakın vatandaşımız hayatını kaybetmişti.
Yıl 2012, yine 30 Ağustos..
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kulağındaki rahatsızlık nedeniyle resepsiyon iptal edildi.
Çünkü.. kulağı ağrıyordu!
Yıl 2013 bu kez 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları iptal edildi.
Çünkü.. 8 gün önce Reyhanlı’da terör saldırısı nedeniyle 52 vatandaşımız hayatını kaybetmişti.
Bir yıl sonra, yine 19 Mayıs.. Tüm kutlamalar iptal edildi. Çünkü.. 6 gün önce Soma’da 301 işçi ‘yaşam kabini’ olmadığı için hayatını kaybetmişti.


Yıl 2014..29 Ekim resepsiyonu iptal edildi. Çünkü.. 1 gün önce Ermenek’teki maden faciasında 18 işçi hayatını kaybetmişti.
Yıl 2015.. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları iptal edildi.
Çünkü.. 41 gün önce Suruç’ta 32 vatandaş, 39 gün önce Ceylanpınar’da2 polis, 16 gün önce Siirt’te 8 askerimiz şehit olmuştu.
Yıl 2016.. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şehit düşen askerler nedeniyle iptal edildi.
Çünkü.. 29 gün önce Bingöl’de 7 polis, 20 gün önce Diyarbakır’da 5 polis-12 vatandaş, 14 gün önce Diyarbakır’da 5 polis, 1 çocuk, 2 sivil, 13 gün önce Van’da 2 polis, 10 gün önce Gaziantep’te 52 vatandaşımız, 4 gün önce de Şırnak’ta 11 polisimiz şehit olmuştu.
Aynı yıl.. Yine 30 Ağustos, “Halk travma geçirdi” diye Zafer Bayramı kutlamaları iptal edildi.
Çünkü.. 41 gün önce FETÖ darbe girişiminde 249 vatandaşımız şehit olmuştu.
Günümüz..
23 Nisan kötü hava koşulları nedeniyle,
19 Mayıs güvenlik gerekçesiyle..
30 Ağustos güvenlik gerekçesiyle..
29 Ekim’e Allah kerim..
Bu terör endişesi, şehit acıları sadece milli bayramları mı buluyor diyordum ki…
“Halk travma geçirdi” diyerek 30 Ağustos’u iptal eden Milli Savunma Bakanı Fikri Işık,
travmaya düğün arası verdi, 15 Temmuz’dan 38 gün sonra kızını evlendirdi.
Milletvekili, bakan, TBMM başkanı tüm ahali oradaydı.
Güvenlik endişesi yoktu, herkes mutluydu!
Aynı gerekçelerle 23 Nisan ve 30 Ağustos’u iptal edenler bu kez Cumhurbaşkanının kızı Sümeyye’nin düğününe katıldı. 14 gün önce Gaziantep’te 3 şehit, 2 gün önce Sarıkamış’ta 16 şehit, 1 gün önce Çukurca’da 8 şehidimiz vardı.
Şehit acısına düğün arası verildi. Genel Kurmay Başkanı, bakanlar, vekiller..tüm ahali oradaydı. Herkes mutluydu…
Atatürk Havalimanı’na saldıran teröristler 44 vatandaşımızı şehit etti. Acımız büyüktü ama kısa sürdü, yasımıza açılış arası verildi. 2 gün sonra Osman Gazi Köprüsü coşkuyla açıldı. Bakanlar köprünün önünde sırıtarak poz verdi. Konfetiler havada uçuştu, herkes mutluydu.
Aktütün’de teröristler karakola baskın yaptı. 17 askerimiz şehit oldu. Sadece 17 eve değil hepimizin yüreğine ateş düşmüştü ama 3 gün sonra sünnet arası verdik.
Çünkü AKP Kilis Milletvekilinin oğlu sünnet oluyordu. Bakanlar, milletvekilleri tüm ahali oradaydı. Stadyumda halaylar çekildi, zılgıtlar yankılandı.Herkes mutluydu.
Güvenlik gerekçesiyle 29 Ekim’i yasaklayan İçişleri Bakanı Muammer Güler Mardin’de,
19 Mayıs’ı kutlamayan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da Ankara’da gerekçelerine düğün arası verdiler. Eşleriyle birlikte halay çekip “3 çocuk yapın”dediler. Herkes mutluydu..


Velhasıl, bu kez “Hiçbir ülke yoktur ki kendi zaferini mağlubiyet saysın” diyordum ki, birisi ağzındaki baklayı çıkardı.
“Beğenin beğenmeyin yeni bir devlet kuruyoruz!”
İşte böyle dürüst olun canımı yiyin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılıp yeni bir devlet kurulmasın diye kazanılan zaferlerle sizin ne işiniz olur?
Ama kısa bir hatırlatma yapayım da hevesiniz kursağınızda kalmasın. Siz “1 şehit için yaygara koparıyorsunuz” diyen birinin arkasından, biz ise 1 şehit için Menemen’i yakan bir adamın arkasından gidiyoruz.
Sonra yine “kandırıldık” demeyin!
kaynak: http://www.kocaelikoz.com/yazar/yeliz-koray/seveyim-yeni-devletinizi/476.html

Hatipoğlu Görmez'in yerine mi geliyor?





Hatipoğlu Görmez'in yerine mi geliyor?

Mehmet Görmez neden ayrıldı?

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in görev süresi dolmadan, başkanlığı bırakması çok konuşuldu. Gazeteci Fatih Altaylı, hem Görmez'in görevi bırakma nedeni hem de yerine geçecek yeni başkan ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu.


Habertürk Gazetesi yazarı Fatih Altaylı, bugünkü köşesinde "17 Aralık'ı 5 geçe Gülence ne diyordu?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in görev süresi dolmadan başkanlığı bırakmasının nedenini ve yerine geçecek yeni başkan ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. "Görünen sebep, bir üniversitenin başına geçmek için bıraktığı" diyen Altaylı, asıl sebebin İslamcı camianın Mealciler ve Hadisciler diye ikiye bölünmesi olduğunu iddia etti.
Altaylı, yeni başkanla ilgili ise kendisine gelen bilgiler arasında Nihat Hatipoğlu'nun bu iki gruba da uzak olduğunu, başkanlık için konuşulduğunu belirtti.

İşte o yazıdan ilgili kısım şöyleydi:

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI NİYE BIRAKTI!

TÜRKİYE’nin en önemli ve zannederim Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sonra personel ve bütçe açısından en büyük sivil kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nda pek ender rastlanan bir şey oldu ve Başkan Görmez, süresi dolmadan başkanlığı bıraktı.Herkes merak ediyor niye bıraktığını.Görünen sebep, bir üniversitenin başına geçmek için bıraktığı.Ama asıl neden ne? 
Anladığım bir konu olmadığı için bir küçük araştırma sonucu ulaştığım bilgileri sizinle paylaşayım.

1. Bizim gibiler çok farkında olmasa da, Türkiye’de İslamcı camiada ciddi bir ikiye bölünmüşlük var. Bir yanda Mealciler, diğer yanda Hadisçiler.

2. Mealciler, Kuran-ı Kerim’in yeterli olduğunu, her şeyin yanıtının orada bulunduğunu söylüyorlar ve şeyh, şıh, tarikat önderi gibi kişilere karşı çıkıyorlar, bunların kendilerine vehmettiği güçlerin doğru olmadığını söylüyorlar.

3. Hadisçiler ise Kuran’ı anlamaya insanın gücünün yetmeyeceğini, hadislerin önemli olduğunu ve asıl İslam’ın hadislerden anlaşılabileceğini, Kuran’a uygun yaşamak için de çok yüksek güçlere sahip şeyhlerin önderliğine ihtiyaç olduğunu söylüyorlar.

4. Mealciler Abdülaziz Bayındır, Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, Hayri Kırbaşoğlu, Mustafa Öztürk ve eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu gibi isimler.5. Hadisçiler ise daha çok cemaat çevreleri, İsmailağa, Menzil, İskenderpaşa, Erenköy gibi güçlü cemaatlerBaşlangıçta İslami elitler arasında başlayan bu ayrışma artık tabana da yansımış vaziyette.Görmez’in görevi bırakmasındaki neden ise anladığım kadarıyla bu çatışma.Görmez, tarikat ve cemaat önderlerini dışlaması, bunlara vehmedilen güçleri ciddiye almaması ve Diyanet’in kapılarını kapatması sonrasında “arada kaldı” ve sonunda görevi bırakmaktan başka çaresi kalmadı.

HATİPOĞLU MU?

DİYANET İşleri Başkanlığı’na kimin geleceği tartışılıyor. Herkes bir isim telaffuz ediyor. Yeni Türkiye’de bu görev eski döneme göre çok daha önemli olduğu için de tartışmalar ve merak normal. Bana gelen bilgilere göre bir isim, yeni Diyanet İşleri Başkanı olarak giderek öne çıkmaya başlamış. 
Bu isim Nihat Hatipoğlu. Her iki gruba da çok dahil olmayanProf. Hatipoğlu, uzun zamandır TV’ler üzerinden toplumla zaten çok yakınlaşmış vaziyette. “Menkıbeci” denilen bir yaklaşımı tercih eden Hatipoğlu’na Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yakıştıranların sayısı giderek artıyor.


Wikileaks belgesini açıkladı: CIA bizi izliyor "CIA beni izliyor"un belgesi!





Wikileaks belgesini açıkladı: CIA bizi izliyor

"CIA beni izliyor"un belgesi!
Korkutan açıklama...

"CIA beni izliyor"un belgesi!
Wikileaks bugün sitesinden yayınladığı duyuruda son derece önemli bir dosyayı sızdırdığını bildirdi.
Wikileaks bugün sitesinden yayınladığı duyuruda son derece önemli bir dosyayı sızdırdığını bildirdi. CIA'in "Dumbo Project" adını verdiği bir sistem aracılığıyla bilgisayarların kameralarına erişebildiği öğrenildi.
Dumbo'nun Windows işletim sistemine sahip bilgisayarları teşhis edebildiği, kontrol ve manipüle edebildiği belirtiliyor. Sistemin ayrıca bilgisayar kamerası ve mikrofon gibi bilgisayara sonradan monte edilen araçlara da erişebildiği ekleniyor.
http://www.siyasetcafe.com/dunya-haberleri/24159-wikileaks-belgesini-acikladi--cia-bizi-izliyor



Hatipoğlu Görmez'in yerine mi geliyor? Mehmet Görmez neden ayrıldı?






Hatipoğlu Görmez'in yerine mi geliyor?
Mehmet Görmez neden ayrıldı?

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in görev süresi dolmadan, başkanlığı bırakması çok konuşuldu. Gazeteci Fatih Altaylı, hem Görmez'in görevi bırakma nedeni hem de yerine geçecek yeni başkan ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu.


Habertürk Gazetesi yazarı Fatih Altaylı, bugünkü köşesinde "17 Aralık'ı 5 geçe Gülence ne diyordu?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in görev süresi dolmadan başkanlığı bırakmasının nedenini ve yerine geçecek yeni başkan ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. "Görünen sebep, bir üniversitenin başına geçmek için bıraktığı" diyen Altaylı, asıl sebebin İslamcı camianın Mealciler ve Hadisciler diye ikiye bölünmesi olduğunu iddia etti.
Altaylı, yeni başkanla ilgili ise kendisine gelen bilgiler arasında Nihat Hatipoğlu'nun bu iki gruba da uzak olduğunu, başkanlık için konuşulduğunu belirtti.

İşte o yazıdan ilgili kısım şöyleydi:

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI NİYE BIRAKTI!
TÜRKİYE’nin en önemli ve zannederim Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sonra personel ve bütçe açısından en büyük sivil kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nda pek ender rastlanan bir şey oldu ve Başkan Görmez, süresi dolmadan başkanlığı bıraktı.Herkes merak ediyor niye bıraktığını.Görünen sebep, bir üniversitenin başına geçmek için bıraktığı.Ama asıl neden ne? 
Anladığım bir konu olmadığı için bir küçük araştırma sonucu ulaştığım bilgileri sizinle paylaşayım.

1. Bizim gibiler çok farkında olmasa da, Türkiye’de İslamcı camiada ciddi bir ikiye bölünmüşlük var. Bir yanda Mealciler, diğer yanda Hadisçiler.

2. Mealciler, Kuran-ı Kerim’in yeterli olduğunu, her şeyin yanıtının orada bulunduğunu söylüyorlar ve şeyh, şıh, tarikat önderi gibi kişilere karşı çıkıyorlar, bunların kendilerine vehmettiği güçlerin doğru olmadığını söylüyorlar.
3. Hadisçiler ise Kuran’ı anlamaya insanın gücünün yetmeyeceğini, hadislerin önemli olduğunu ve asıl İslam’ın hadislerden anlaşılabileceğini, Kuran’a uygun yaşamak için de çok yüksek güçlere sahip şeyhlerin önderliğine ihtiyaç olduğunu söylüyorlar.
4. Mealciler Abdülaziz Bayındır, Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, Hayri Kırbaşoğlu, Mustafa Öztürk ve eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu gibi isimler.5. Hadisçiler ise daha çok cemaat çevreleri, İsmailağa, Menzil, İskenderpaşa, Erenköy gibi güçlü cemaatlerBaşlangıçta İslami elitler arasında başlayan bu ayrışma artık tabana da yansımış vaziyette.Görmez’in görevi bırakmasındaki neden ise anladığım kadarıyla bu çatışma.Görmez, tarikat ve cemaat önderlerini dışlaması, bunlara vehmedilen güçleri ciddiye almaması ve Diyanet’in kapılarını kapatması sonrasında “arada kaldı” ve sonunda görevi bırakmaktan başka çaresi kalmadı.
HATİPOĞLU MU?

DİYANET İşleri Başkanlığı’na kimin geleceği tartışılıyor. Herkes bir isim telaffuz ediyor. Yeni Türkiye’de bu görev eski döneme göre çok daha önemli olduğu için de tartışmalar ve merak normal. Bana gelen bilgilere göre bir isim, yeni Diyanet İşleri Başkanı olarak giderek öne çıkmaya başlamış. 
Bu isim Nihat Hatipoğlu. Her iki gruba da çok dahil olmayanProf. Hatipoğlu, uzun zamandır TV’ler üzerinden toplumla zaten çok yakınlaşmış vaziyette. “Menkıbeci” denilen bir yaklaşımı tercih eden Hatipoğlu’na Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yakıştıranların sayısı giderek artıyor.


Nakşibendi tarikatına verilen 'çocuk evleri'nin giderleri yurttaşın cebinden





Nakşibendi tarikatına verilen 'çocuk evleri'nin giderleri yurttaşın cebinden
Cumhuriyet gazetesi yazarı Çiğdem Toker 4 Ağustos’taki köşe yazısında Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ensar Vakfı ve diğer tarikatların vakıflarıyla yaptığı anlaşmaları yazdı. Kasım 2016’da Meclis’ten geçen “Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu Kanununu”nun kurumun amacını düzenleyen maddesine eklenen “Milli ve manevi gelişmelerine katkı sağlamak” ifadesinin tehlikesine dikkat çekti.

“Maneviyat istasyonu”

Toker yazısında CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık’ın, Plan Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında bunun ne anlama geldiğini sorduğunu ancak net olarak yanıt alamadığını daha sonra Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçe sunumu sırasında yanıtını aldığını hatırlattı. Bu maddeyle bakanlık, bütün gençlik kamplarında, -Osmanlıca ve Arapça derslerin de verildiği “Maneviyat İstasyonu” adı altında etkinlikler yapabilecekti.

Nakşibendi tarikatıyla Aile Bakanlığı arasında anlaşma

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, Nakşibendi Tarikatı’nın Ankara kolu olarak bilinen Muradiye Kültür Vakfı’yla protokol imzaladığını hatırlatan Toker, Ankara’da açılan 31 çocuk evinin masraflarının tamamı halkın vergileriyle oluşturulan bakanlığın bütçesiyle karşılanacağına dikkat çekti:
Nakşibendi tarikatının vakfı olan Muradiye’nin Ankara’da devlet onayıyla açtığı evlerin sabit giderleri bizlerin vergisiyle oluşturulan bakanlık bütçesinden karşılanacak.
Tıpkı, diğer bakanlıkların protokol yaptığı tarikatların diğer etkinlikleri gibi.
Bu yazı, arabanıza benzin, çocuğunuza bilgisayar oyunu alırken gerici dinsel tarikatları da finanse ettiğinizi unutmayın diye yazıldı.

TSK'da istifa depremi





TSK'da istifa depremi

İlk kez siyaset ağırlıklı Yüksek Askeri Şûra gerçekleşti ve tarihinde yine ilk kez kendisinden kıdemli ve yüksek rütbede komutanlar bulunmasına rağmen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na koramiral atanmasından sonra Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele ile Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Şükrü Korlu istifa ettikleri iddia edildi.
İlk kez siyaset ağırlıklı Yüksek Askeri Şûra gerçekleşti ve tarihinde yine ilk kez kendisinden kıdemli ve yüksek rütbede komutanlar bulunmasına rağmen Deniz KuvvetleriKomutanlığı'na koramiral atandı. 3 yıllık rütbe bekleme süresini doldurmadığı için yasa gereği emekli edilemeyen Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele ile Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Şükrü Korlu istifa dilekçesi verip siyasete sorun çıkarmadı.

Sözcü'den Saygı Öztürk'ün haberine göre; görüştüğü bazı komutanlar da bir oramiralin, kendisinden düşük rütbede, kıdemde bulunan komutanın emrinde çalışmasının uygun olmadığını, iki komutanın da istifa ederek kendilerine yakışanı yaptıklarını belirttiler.
Kendisinden kıdemli 4 komutanın önüne geçirilip, hem de korgeneral rütbesinde olmasına rağmen Adnan Özbal'ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na getirilmesi büyük sürpriz oldu. Özbal'ın kimliğine, kişiliğine kimsenin diyeceği yok. Ama kendinden kıdemli ve üst rütbede isimler bulunmasına rağmen Özbal'ın getirilişinin disiplini bozacağı endişesi yaşanıyordu. 3 yıllık görev süresini doldurmadığı için emekliye sevk edilemeyen Oramiral Veysel Kösele'nin Genelkurmay'da bir göreve getirilmesi konuşuldu. Ancak Kösele bunu uygun bulmadı ve istifa yolunu seçti. 40. Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner de, emrindeki komutanların Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki gösterip 6 ay sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı olacakken istifa etmişti.

GETİRDİKLERİNİ DE GÖNDERDİLER
Emekliye sevk edilen komutanların bazılarının durumunu araştırdığımızda şöyle bir tablo ortaya çıktı:
– EDOK Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu, 6'ncı yılında emekliye sevk edildi. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Harp Akademileri komutanıyken darbeciler tarafından derdest edilmişti. EDOK Komutanı Kamil Başoğlu'nun emekliye sevk edilmesinden sonra bu göreve getirilmişti.
– Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ömer Paç, 4'üncü, 8'inci Kolordu (Elazığ) Komutanı Korgeneral Yılmaz Uyar, 3'üncü yılında emekli edildi. Uyar'ın bölgesinde, 15 Temmuz'da hiçbir asker sokağa çıkmamıştı.
– 5'inci Kolordu (Çorlu) Komutanı Tümgeneral Şenol Alpaslan 7'nci yılında emekliye sevk edildi. Alpaslan, tümgeneral rütbesinde bulunmasına rağmen 5. Kolordu Komutanlığı'na verilmişti. Daha önce MGK Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulunmuştu.
– 2'nci Kolordu Komutanı (Gelibolu) Tümgeneral İzzet Çetingöz, 5'inci yılında emekli edildi. 15 Temmuz'da Harp Okulu Komutanı'ydı, darbeciler tarafından derdest edilmişti. Geçen yıl görev süresi uzatılıp kolordu komutanı yapıldı. Emekliye sevk edilmesi sürpriz oldu.

SURİYE HAREKAT PLANI

– Genelkurmay Harekat Başkanı Tümgeneral Mehmet Okkan, terfi senesi olmasına rağmen 4'üncü yılında emekli edildi. Okkan, Hakkari'de bir yıl tugay, bir yıl tümen komutanlığı yaptı. Tümgeneralliğinin 2'nci yılında Genelkurmay Harekat Başkanı yapıldı. Suriye harekatı, Süleyman Şah sandukasının nakli bu komutan döneminde planlandı.
– Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Atilla Şirin, 1'inci Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Rafet Sevinç Şaşmaz da 3'üncü yıllarında emekli edildi.

“İNİN” EMRİNİ VERMİŞTİ

– Genelkurmay SKKHM Amiri Tuğgeneral İlhan Kırtıl, 5'inci yılında emekli edildi. İlhan Kırtıl, 15 Temmuz darbe girişiminde TSK Komuta Harekat Merkezi'nin amiriydi. Uçakların inmesi konusunda tüm Hava, Kara, Deniz komutanlıklarına talimatı Kırtıl vermişti. Sınıftan tuğgeneralliğe yükselmişti.

– Genelkurmay Kuvvet Geliştirme Daire Başkanı Tuğgeneral Erhan Sipahioğlu 5'inci, Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tümgeneral Ömer Şevki Gençtürk de 3'üncü yılında emekliye sevk edildi.

GENELKURMAY'IN SESİ

– Askerlerle ilgili her gelişme üzerine gazetecilerin gece/gündüz telefonla aradığı isimlerin başında İletişim Dairesi Başkanı Tuğgeneral Ertuğrulgazi Özkürkçü geliyor. Operasyonları neredeyse saat saat, görüntülü ve de kahramanların
öyküsüyle aktardı. Biliyoruz ki son dakikasına kadar bilgilendirmeyi sürdürecektir. Kendisine teşekkür ederiz. Bu yıl terfi edenler arasında darbe girişiminde bulunanlardan yedi kurşun yiyen gazi Piyade Albay Davut Ala'nın tuğgeneralliğe terfi ettirilmesi ise belki de şûranın en sevindirici haberiydi.

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/