Gazete insan: 07/18/17

18 Temmuz 2017 Salı

Tuğgeneral Sönmezateş, Adil Öksüz için iki ismi işaret etti 'PANDORANIN KUTUSU DAHA AÇILMADI'





Tuğgeneral Sönmezateş, Adil Öksüz için iki ismi işaret etti

Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, Erdoğan'a suikast davasında Adil Öksüz'le ilgili konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Marmaris'te kaldığı otelde suikast girişiminin planlayıcılarından olduğu suçlamasıyla tutuklu yargılanan Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, ifadesinde özellikle Havva Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli E.M. ve Ş.B.'ye yönelik suçlamalarda bulundu.

E.M. ile Ş.B.'nin firari FETÖ'cü, Hava Kuvvetleri imamı olan Adil Öksüz'le de ilişkilerinin bulunduğunu öne süren Sönmezateş, "İki isim Adil Öksüz'le ne sıklıkta, nerede konuştular? Onlara bunların sorulmasını istiyorum" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 1'i firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 44'ü tutuklu 47 sanığın Muğla 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına devam edildi. Yoklamayla başlayan duruşmada ilk olarak suikast girişimin planlayıcılarından olduğu belirtilen Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş konuştu. Sönmezateş ifadesinde, özellikle Havva Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli E.M. ve Ş.B.'ye yönelik suçlamalarda bulundu. Bu kişilerin Ergenekon ve Balyoz davalarında birçok kişinin tutuklanmasına neden olduğunu ileri süren Sönmezateş, bu iki ismin FETÖ konusunda da itirafçı olduklarını, kendilerine yönelik suçlamalarda bulunduğunu anlattı. İki ismin kendisine yönelik sadece usulsüzlük yaptığı suçlamasında bulunduğunu, FETÖ konusunda bir şey söylemediklerini kaydeden Sönmezateş şöyle konuştu:
"Üç yılda 20 milyon dolarlık bir paradan bahsediyoruz. Onları getirin huzura alın ve bunları tartışalım. Ben görevim zamanında Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığım sırasında bu adamları MİT ve emniyete bildirmiş bir insanım. Şimdi bunlar çıkmış, benim için 'FETÖ'cü' diyerek itiraflarda bulunuyor. Birçok insanın tutuklanmasına neden oldular, o adamlar hakkında suç duyurusunda bulunuyorum."

'PANDORANIN KUTUSU DAHA AÇILMADI'

İki ismin pis işlere bulaştığı suçlamasında da bulunan Gökhan Şahin Sönmezateş, "Pandoranın kutusu daha açılmadı" ifadesini kullanınca araya giren Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, "Bunlar bizim konumuz değil" diye uyardı. Sönmezateş bu kez şöyle dedi:

"115 bin yıl hapis cezasıyla yargılanıyorum ama siz bunlara 'dava konusu değil' diyorsunuz. Ankara'da villada olduğum iddia edilen tarihlerde benim nerede olduğumu devlet biliyor. E.M., 17 Haziran 2016 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'a gidip darbeyle ilgili uyardı, buna ait bilgi de delil dosyasındaki ifadesinde yer almaktadır."
İKİ İSMİN ADİL ÖKSÜZ'LE İLİŞKİLERİNİN OLDUĞUNU İLERİ SÜRDÜ

Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli E.M. ile Ş.B.'nin komutanlık içerisinde Aleviler'e yönelik operasyon da başlattığını, kardeşliği bozacak şekilde çalışmalar yaptığını ileri süren Sönmezateş, iki isme ağır hakaretlerde bulunduktan sonra araya giren Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, "Suç niteliği taşıyan, mahkemenin adabına uymayan sözler kullanmayın" diye uyardı. E.M. ile Ş.B.'nin firari FETÖ'cü, Hava Kuvvetleri imamı olan Adil Öksüz'le de ilişkilerinin bulunduğunu da öne süren Sönmezateş, "İki isim Adil Öksüz'le ne sıklıkta, nerede konuştular. Onlara bunların sorulmasını istiyorum" diye konuştu.
Sönmezateş'in, iki ismin Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını da organize ettiğini ileri sürmesi üzerine Mahkeme Başkanı Baştoğ, "Peki neden o zaman işlem yapmadın? Suç duyurusunda bulunmadın? O zaman etkin durumdaydın" dedi. Sönmezateş "O zaman elimde yeterli delil yoktu" dedi.

'FETÖ'CÜ OLSAYDIM SÖYLERDİM'

Gökhan Şahin Sönmezateş'ten sonra, suikast timinin başındaki isimlerden Binbaşı Şükrü Seymen ifade verdi. FETÖ'nün haberleşme sistemlerini kullanmadığını, kullandığı tüm mesajlaşma programlarının yasal ve şifresiz olduğunu anlatan Şükrü Seymen, "Telefonumun hafıza kartının içinde FETÖ tarafından kullanılan mesajlaşma programı bulunmamaktadır. ByLock ve Eagle gibi programların adlarını savcılık sorgusunda duydum. İyi derecede Rusça biliyorum. Murat'a Rusça çalıştığı için öyle yazdım" dedi.
Polisteki inceleme sırasında bilgisayarına zarar verildiğini, bunu yapanlardan şikayetçi olduğunu da söyleyen Seymen, "Eğer FETÖ'cü olsaydım burada hiç tereddüt etmeden gözünüzün içine baka baka söylerdim. Kimse de bana FETÖ'cülüğü yamamaya çalışmasın" diye konuştu.

MAHKEME BAŞKANI'NDAN SERT UYARI

Şükrü Seymen'in sözlerini burada sert bir şekilde kesen Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, "Kimseye mesaj vermeye çalışma. Burada sanıksın. Mesaj vermene gereke yok, savunmanı yap. Sana insanca muamele yapıyoruz. Kimsenin senden daha az cesaretli olduğunu söylemene gerek yok. Kimse senden daha az cesaretli değil. Bu sözlerinden seni men ediyorum" diye tepki gösterdi. Şükrü Seymen kendisinin FETÖ'yle bağlantıda olduğunu yönelik verilen ifadeleri kabul etmediğini söyledi.

Taylan YILDIRIM - Cavit AKGÜN - Yasin TİNBEK / MUĞLA, (DHA) - 

Rakka’dan kaçan IŞİD'in gelinleri: Sadece seks peşindeler





Rakka’dan kaçan IŞİD'in gelinleri: Sadece seks peşindeler
ABD desteğinde Rakka’nın IŞİD'ten alınması operasyonu sürerken CNN televizyon kanalı, Şanlıurfa-Akçakale’nin 20 km güneyindeki Ayn İsa’daki bir kampta tutulan IŞİD militanlarının eşleriyle görüştü. ‘Müslüman, dindar erkeklerle yeni bir hayat kurma’ umuduyla Rakka’ya giden birçok kadın düş kırıklığına uğramış. Endonezyalı bir gelin, “Cihat diyorlar ama, sadece kadın ve seks peşindeler” diyor.

Amerikan CNN televizyonuŞanlıurfa’nın Akçakale ilçesinin 20 km güneyinde terör örgütü PKK’nın uzantısı PYD kontrolündeki Suriye’nin Ayn İsa beldesindeki bir kampta tutulan terör örgütü IŞİD militanlarının eşleriyle konuştu. 

Fransız Saida, IŞİD'li eşinin ölümünün ardından ülkesine geri dönmenin hayalini kuruyor. Suriyeli İngilizce öğretmeni May, Türkiye’ye kaçmak isterken uğradığı Rakka’da Faslı bir IŞİD'liye aşık olup kalmış. Endonezya’dan gelen üç kızkardeş ise IŞİD'in bedava sağlık ve eğitim vaadine kandıklarını söylüyor.

FRANSIZ GELİNİN HAYALİ AKDENİZ

Saida, Fransa’nın güneyindeki Montpellier’den. IŞİD'İn güçlü, dindar bir erkekle yeni bir hayat kurma vaadiyle ‘Halifeliğe’ katıldığını söylüyor. Rakka’ya gelince ‘madafa’ diye adlandırılan kadınlar lojmanına yerleştirildiğini anlatan Saida, şöyle devam ediyor: “Buraya geldiğinizde bir CV hazırlıyorsunuz, yaşınız, adınız, kişilik özellikleriniz, nasıl birini aradığınız. Erkekler de CV yolluyor. Çöpçatanlık gibi. 15-20 dakikalık görüşmeler oluyor, sonra ‘evet’ ya da ‘hayır’ diye karar veriyorsunuz. İkiniz de kabul ediyorsanız evleniyorsunuz. Çok hızlı oluyor.” 
Saida, Yasin isimli bir IŞİD'liyle evlenmiş. 14 aylık bir oğlu var. Rakka’dan kaçabilmek için bir çobana 6 bin dolar ödediğini söylediği eşi Yasin ise kaçarken hayatını kaybetmiş. IŞİD'li kadınların tutulduğu kampta çiçekli bir başörtüsü ile gezen genç kadın şimdi ülkesine geri dönmek istiyor. Hayali Akdeniz’de bir plajda bikiniyle denize girmek. “Hayatı seviyorum. Çalışmayı seviyorum. Kot pantolonumu seviyorum. Makyajı seviyorum, anne, babamı seviyorum. İstediğim tek şey geri dönmek, arabamı almak, seyahat etmek” diyor.
Rakka’dan kaçarken yakalan IŞİD militanlarının eşleri Türkiye’ye yakın bir kampta tutuluyor. İçlerinde yurtdışından gelip IŞİD'e katılanlar da söz konusu.

HUMUSLU İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ MAY

May, Humuslu bir İngilizce öğretmeni. Türkiye’ye kaçmaya çalışırken yolu Rakka’ya düşmüş. İlk eşinin bir keskin nişancı ateşiyle ölmesinin ardından karar vermiş kaçmaya. Çocuklarıyla Rakka’daki bir arkadaşının evine sığındığında, kapı komşusu Bilal ile tanışmış. 
May, Bilal için ‘Sanırım onu bana Allah yolladı’ diyor. Şimdi Kobani’de tutulan Bilal’in barışçıl, savaş istemeyen biri olduğunu anlatıyor. Rakka’da birçok kadının kendisi gibi şanslı olmadığı da söylüyor. “Avrupalı kadınlar IŞİD'e geldiğinde kendilerine güçlü, silahlı, onları koruyabilecek Avrupalı erkek arıyorlar. Tıpkı filmlerdeki gibi. Ama çoğu düş kırıklığına uğruyor; çünkü üç ya da dört gün sonra ya da bir ay sonra boşanıyorlar.” Bir kadının altı kez boşanıp evlendiğini anlatan May, yargıcın kadını kırbaç ya da hapisle tehdit ettiğini aktarıyor.

KADIN VE SEKS PEŞİNDELER

Endonezya’nın başkenti Cakarta’dan Rakka’ya gitmek için servet ödeyen üç kızkardeş, ‘Müslüman dindar erkek’ sandıkları IŞİD militanlarından düş kırıklığına uğramış durumda. “Allah için cihat diyorlar, ama sadece kadın ve seks peşindeler. İğrenç. Bir dulla evlendiklerinde binlerce dolar aldıklarını duydum. Sabah evlenmek istediklerini, akşamdan haber veriyorlar” diyor.
Nur, özellikle kadın lojmanında yaşanan kavgalardan ve çekişmelerden şoke olmuş. “Lojmandaki kadınların tavrı, İslam’dan çok uzak. Sert mizaçlılar, dedikoducular, birbirlerine bağırıyorlar, arkalarından konuşuyorlar, dövüşüyorlar. Çok şaşırmıştım.” Rahma’nın kanseri ve Fina’nın bilgisayar eğitimi için Rakka’ya geldiklerini söyleyen üç kadın şimdi Endonezya’ya dönmenin yolunu arıyor.
Terör örgütü PKK’nın uzantısı YPG’nin ana unsur olduğu SDG’nin Rakka’ya yönelik ABD destekli operasyonu olanca şiddetiyle devam ederken daha fazla IŞİD'li ve eşinin kaçması bekleniyor. IŞİD'e kaçan bu kadınların ise bir gün eski hayatlarına dönüp dönemeyeceği bilinmiyor.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/rakkadan-kacan-isid-in-gelinleri-sadece-seks-pesindeler-h36553.html

Dünyanın ilk İslami ‘helal seks rehberi’ yayınlandı





Dünyanın ilk İslami ‘helal seks rehberi’ yayınlandı

Rehberde, Müslüman kadınlarının seks hayatından zevk alması gerektiğini ifade ediliyor
Dünyanın ilk ‘Müslüman kadınlar için seks rehberi’ internette satışa sunuldu.

İngiliz medyasının haberine göre, rehberin yazarı ismini açıklamak istemedi ve Umm Muladhat lakabını kullandı. 54 sayfalık kitapta öpüşme ve seks pozları ayrıntılarıyla anlatılıyor.
“Sadece eşleriyle seks yapmalılar”
Müslüman kadınlarının seks hayatından zevk alması gerektiğini ifade edilen ‘helal seks rehberinde', Müslüman kadınların sadece eşleriyle seks yapması gerektiği vurgulanıyor.
İngiliz The Guardian gazetesine konuşan yazar, kitabın ahlaksızlığı teşvik ettiği yönünde yoğun eleştiriler aldığını belirterek, "Bir kadın, buna ihtiyaç olmadığını, genç kızların her şeyi annelerinden öğrendiğini söyledi. Bir annenin kızına böyle bir şeyi benim gibi anlattığına inanmıyorum" dedi.
“Eski alimler cinsel zevkin önemini vurguluyordu”
Ama bazı Müslüman kadın örgütleri kitabı olumlu karşılayarak, rehberin kadınlara özgürlük sunacağı ve cinsel olarak aşağılayıcı ilişkilerden koruyacağını açıkladı. İngiltere Müslüman Kadınlar Ağı sözcüsü Shaista Gohir, "İslam'da seksi konuşmak yeni bir şey değil. Eski alimler, kadınlar için cinsel zevkin önemini vurguluyordu" dedi.
http://www.yurtgazetesi.com.tr/dunya/dunyanin-ilk-islami-helal-seks-rehberi-yayinlandi-h36513.html

AKP'liden skandal sözler: Atatürk kız çocuğunun bekaretini bozdu!





AKP'liden skandal sözler: Atatürk kız çocuğunun bekaretini bozdu!

CHP'yi, edepsizlerin ve ahlaksızların partisi olarak değerlendiren AKP'li Meclis üyesi Ali Ovalı, Ülkü Ocakları'nın da Türkleri kışkırtmak için kurulduğu yönünde destek paylaşımları yaptı. Ovalı'nın, Çanakkale zaferinin de vatan savunması olmadığı yönünde fikir belirtmesi dikkat çekerken, Atatürk hakkındaki çirkin paylaşımları ise düşmanlık boyutlarına vardı. Öte yandan Ali Ovalı'nın eski Cumhurbaşkanı ve dönemin AKP Genel Başkanı Abdullah Gül'den bahsederken de 'hain" benzetmesi yapması dikkatlerden kaçmadı.
AKP'LİLER REZİLLİKTE YARIŞIYOR

Yerelkulisgazetesi'nde yer alan habere göre; Beylikdüzü'nde siyaset yapan AKP'li yerel siyasetçilerin, özellikle sosyal medya üzerinden gündeme düşürdüğü sorumsuzluk örneği mesajları bu kez de Belediye Meclis üyesi Ali Ovalı'nın paylaşımlarında ortaya çıktı. Grup sözcüsü Mücahit Birinci'nin, Atatürk'ün Çankaya köşkünde bir kadına striptiz yaptırdığını iddia etmesinin ardından, Ali Ovalı'nın da Atatürk hakkında 15 yaşındaki bir kız çocuğunun bekaretini bozduğu yönündeki bir paylaşımda bulunması oldukça dikkat çekti. 
Toplumun hassas değerleri üzerinden siyaset yaparak gündem yaratmaya çalışan AKP'li bazı siyasetçilerin tavırları şaşkınlıkla izlenirken, infial yaratacak açıklama sahiplerinin siyasi nezaket ve sorumluluktan uzak davranış sergilemesi ise tepkilere neden oldu.



CHP EDEPSİZ, ÜLKÜ OCAKLARI TÜRKLERİ KIŞKIRTIYOR

Belediye Meclis üyesi Ali Ovalı, internet ortamındaki twitter paylaşımlarında Atatürk'e yönelik ağır ifadeler kullanırken, CHP ve ülkücüler de hakaretlerden payını aldı. CHP'yi, edepsizliğin ve ahlaksızlığın partisi olarak niteleyen AKP'li meclis üyesi, ülkü ocaklarının kurulmasının ana nedeninin de Türkleri kışkırtmak olduğu yönünde paylaşımlara destek verdi.


AKP'Lİ İSME GÖRE ÇANAKKALE VATAN SAVUNMASI DEĞİLMİŞ

Silmeyi unuttuğu mesajlarında, Çanakkale Zaferi ile alakalı da küçümser tanımlamalara imza atan Ovalı, Çanakkale muharebesinin bir vatan savunması olmadığını, ülkeyi ilgilendirmeyen bir savaşa burun sokulduğundan dolayı diğer devletlerin üzerimize saldırdığı iddiasını savundu. Asker kökenli Ali Ovalı'nın tartışma yaratacak bu paylaşımlarını hangi tarihi belgeye ve gerekçeye dayandırdığı ise net değil.



CHP'Lİ BAŞKAN'A MİSYONERKİL SUÇLAMASI

Beylikdüzü Belediyesi'nin AKP'li Meclis üyesi Ali Ovalı'nın hedefinde olan bir diğer isim ise Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu. İmamoğlu'nu misyoner olmakla suçlayan Ovalı'nın gerekçesi ise ilçede gösterime sunulan bir tiyatro oyunundaki papazın göğsünde haç işaretli kolye olması. Papaz kıyafeti giyen oyuncu üzerinden belediye başkanına yüklenen AKP'li meclis üyesi, oyuna ait görseli eleştirerek İmamoğlu'na hitaben "Misyonerlik mi?" sorgulamasında bulunuyor.


Milli Güreşçi sitem etti!



Milli Güreşçi sitem etti!
Milli Güreşçi Rıza Kayaalp, 21-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında Paris'te yapılacak olan Dünya Kadın ve Erkek Büyükler Güreş Şampiyonası hazırlıklarına devam ediyor.

Rıza Kayaalp, yaklaşan Dünya Kadın ve Erkek Büyükler Güreş Şampiyonası hakkında açıklama yaptı, sitem de buludu: ''Allah'tan sosyal medya var da, başarılarımızı oradan görüyorlar"
Dünya Güreş Şampiyonası hazırlıklarına Ankara Elmadağ güreş kampında sürdüren Olimpik Milli sporcu Rıza Kayaalp, ''Şampiyon olmak için çok iyi çalışmak gerekiyor. Şampiyon olmak kolay değil. Bu nedenle, kamplardayız ve hazırlıklarımız devam ediyor. Yılın yarısını kamplarda geçiriyoruz. Bu gibi büyük şampiyonalarda Ülkemizi en iyi şekilde temsil edelim ve madalyalar kazanıp İstiklal Marşımızı söyletelim. Son kamp öncesi yüklemelerimizi yapıyoruz. Son kampımız ise form kampımız olacak. İnşallah en iyi şekilde hazırlanarak Dünya Şampiyonası'na gideceğiz'' dedi.

''HEDEFİM ÜÇÜNCÜ ALTIN MADALYA''

Dünya şampiyonalarına 7 defa katılan ve 2 altın madalyası olan Kayaalp, gittiği hiçbir dünya şampiyonasından boş dönmediğini belirterek şunları söyledi:
''2 altın, 2 gümüş ve 2 bronz madalyam var. Bazen hedeflerime ulaşamasam da madalya ile dönmesini bildim. Kariyerimde bu 7. Dünya şampiyonası olacak. Orada tek hedefim üçüncü dünya şampiyonluğumu elde etmek. Bizim gibi şampiyon sporcuların hedefi, kazandığımız her şampiyonadan sonra yenisini kazanmak. Tek hedefim inşallah üçüncü dünya şampiyonluğu'' diye konuştu.
'Şampiyonlar olarak gerekli ilgiyi görüyor musunuz?' sorusuna Milli güreşçi Rıza Kayaalp, ''Allah'tan sosyal medya var da oradan halk şampiyonluklarımızı görüyor" yanıtını vererek, sosyal medyanın olmasına sevindiğini söyledi.


ALLAH'TAN SOSYAL MEDYA VAR''

Kayaalp şunları söyledi;
''Yıllardır bu böyle ve öyle olmaya da devam edecek diye düşünüyorum. Bundan her zaman bahsediyoruz. Halk her zaman sizleri niye göremiyoruz diye soruyor. Avrupa şampiyonası olur, 4 ay sonra Dünya şampiyonası olur ve sonrasında 7-8 ay gibi bir ara olur. Arada büyük bir şampiyona olmadığı zaman anılmazsın. Çünkü! Yaptığın büyük bir şey yok? Sen zaten yapacaklarını yapmışsın ve bir iki gün yazılmış çizilmiş sonrasında da yenisi gelene kadar piyasada yoksun. Aslında ilgi önemli değil, önemli olan yaptığın başarıları halkımızın duyması. Bir popçu gibi ilgi görecek halimiz zaten yok. Biz bu halkı temsil ediyorsak, başarıları da onların duyması gerekiyor. Haberleşmede artık sosyal medya var ve duyuluyor. Ne kadar az yazılırsa yazılsın, ama sosyal medyada düştün mü milyonlarca insanın görmesine imkan sağlıyor. Allah'tan sosyal medya var da, başarılarımızı oradan görüyorlar. İyi ki sosyal medya var seviniyorum''
http://www.yurtgazetesi.com.tr/spor/milli-guresci-sitem-etti-h36527.html

Ar yok,şeref yok,ahlak yok,utanma yok. Çünkü hedef seriat olursa her şey mübah..AKP'li Kuzu'dan büyük ahlaksızlığa çirkin savunma





Ar yok,Şeref yok,Ahlak yok,Utanma yok. Çünkü hedef seriat olursa herşey mübah.
AKP'li Kuzu'dan büyük ahlaksızlığa çirkin savunma 
Burhan Kuzu, Gülen'in Erdoğan ile olan fotoğrafının montajlanmış, Erdoğan'ın yerine CHP liderinin fotoğrafını paylaşmasına pişkin ve ahlaksız bir savunma yaptı. Kuzu "Amaç hasıl oldu, biraz da biz uyduralım!" dedi

AKP İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, Fethullah Gülen ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafını, Erdoğan yerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun montajandığı haliyle sosyal medyadan paylaştı. Tepkiler üzerine paylaşımını kaldıran Kuzu, kendini "Yeteri kadar kaldı ve amaç hasıl oldu. Hep onlar mı uyduracak bizraz da biz uyduralım." sözleriyle savundu. 
kuzunun kılıçdaroğlu motajlı paylaşımı
brr.jpg


Olayın ortaya çıkmasından sonra Burhan Kuzu'nun paylaşımı şöyle:

Burhan Kuzu Hocasını ziyaret ederken...

Meteoroloji uzmanından şaka gibi uyarı

Meteoroloji uzmanından şaka gibi uyarı
Meteoroloji Uzmanı Hüseyin Öztel, "Mümkünse boyu 1.60'dan kısa olanlar sokağa çıkmasın" dedi.
İstanbul'da sabah saatlerinden bu yana etkili olan sağanak yağmurla ilgili olarak Habertürk TV'de değerlendirmelerde bulunan Meteoroloji Uzmanı Hüseyin Öztel,"Mümkünse boyu 1.60'dan kısa olanlar sokağa çıkmasın" dedi. Öztel'in söz konusu ifadesi, sosyal medyada gündem oldu.
İstanbul Valiliği, kenti etkisi altına alan sağanak yağmur ve fırtına nedeniyle vatandaşlara uyarılarda bulundu.
Zorunlu olmadıkça araçlarla dışarı çıkılmaması gerektiğini belirten Valiliğin açıklaması, Habertürk canlı yayınında değerlendirildi.
"BOYU 1,60'TAN KISA OLANLAR.."
Ekrana gelen görüntüler üzerinden durumu değerlendiren meteoroloji uzmanı, "Şu görüntüye baktığımız zaman, boyu 1,60'tan kısa olanlar dışarıya çıkmasın uyarısı yapılması daha iyi yani.. Burada ciddi bir sel var.."
http://www.milligazete.com.tr/meteoroloji_uzmanindan_saka_gibi_uyari/473224

Kısa vadeli dış borç 104.3 milyar $’a çıktı




Kısa vadeli dış borç 104.3 milyar $’a çıktı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından bu yılın Mayıs dönemine ilişkin kısa vadeli dış borç istatistikleri açıklandı.
Buna göre, Mayıs sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2016 yıl sonuna göre yüzde 6.4 artışla 104.3 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 1.5 artarak 58.2 milyar dolara, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 13.3 artışla 45.9 milyar dolara yükseldi. Borçlu bazında incelendiğinde, büyük çoğunluğu kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu geçen yıl sonuna göre yüzde 3.3 yükselişle 16.8 milyar dolar, özel sektörün kısa vadeli dış borcu da yüzde 7 artarak 87.4 milyar dolar oldu. Mayıs sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 51.5’i ABD doları, yüzde 30.8’i avro, yüzde 14.9’u TL ve yüzde 2.8’i diğer döviz cinslerinden oluştu.

ÖZEL SEKTÖRÜN PAYI YÜZDE 83
Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 166.6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 16.5, Merkez Bankasının yüzde 0.5, özel sektörün ise yüzde 83 paya sahip olduğu gözlendi.

Başbakan Yıldırım Kılıçdaroğlu'nu tehditle hedef aldı





Başbakan Yıldırım Kılıçdaroğlu'nu tehditle hedef aldı
AKP Genel Başkan Vekili ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşuyor.Başbakan Binali Yıldırım, Adalet Yürüyüşü'nü ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarını eleştirerek, "Kılıçdaroğlu'nu uyarıyorum; kontrollü ruhlara karşı dikkatli ol, bunların kontrolüne girme. FETÖ'nün yüzünü güldüren açıklamalar yapan Kılıçdaroğlu bir yandan da PKK'nın yüzünü güldürenlerle yürüyor" dedi. Yıldırım, OHAL Komisyonu'na ise bugüne kadar 300 bin başvuru yapıldığını söyledi.

AKP Genel Başkan Vekili ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşuyor.Yıldırım özetle şunları söyledi: 
KILIÇDAROĞLU DİKKATLİ OL: Yaşananlara kontrollü darbe diyerek kendi kontrolünü başkasına kaptıranlar var. Biz bize söylenenlere bir yere kadar müsamaha gösteririz. Ancak o gece canını veren şehitlerimize ve gazilerimize gölge düşürülmesine izin vermeyiz. Başta ana muhalefet partisi lideri Kılıçdaroğlu olmak üzere bunu yapanların milletimize özür borcu var. 15 Temmuz’da vatanımızı işgal etmek isteyen FETÖ lideri, Kılıçdaroğlu’ndan cesaret oluyor. Ana muhalefet partisi başkanı yol yorgunu, bazı şeylerin farkında olmayabilir. Biz de kendisini uyarıyoruz; kontrollü ruhlara karşı dikkatli ol, bunların kontrolüne girme. Kılıçdaroğlu diğer yandan da sırtını PKK’ya yasladığını ifade edenlerin yüzünü güldürüyor. PKK’nın siyasi kanadına bile özgürlük istemiştir. Biz şehit yakınlarımızla, gazilerimizle kol kola yürürken ana muhalefet partisi başkanı da FETÖ’cülerle, bölücülerle kol kola yürümeyi tercih etmiştir.
MİLLET ÇOK NET FOTOĞRAF VERDİ: Böyle giderse ana muhalefet partisi sözde adalet mitinglerini övmek için gizli gizli hayranlık duydukları AK Parti mitinglerinin fotoğraflarını kendilerine aitmiş gibi paylaşmaya devam edecekler. Millet, cumartesi gecesi o fotoğrafı çok net vermiştir.
OHAL KOMİSYONU: Bugüne kadar terör örgütleri ile mücadelede 168 bin 977 şüpheli hakkında işlem yapıldı. 33 bin 180’i kamudan uzaklaştırıldı. 111 bin 240’ı ihraç edildi. 35 bin 639 kişi de görevine iade edildi. Bugüne kadar aralarında mükerrer de olanlarla birlikte 300 bin itiraz başvurusu alındı. Bunların hepsi tek tek inceleniyor. Başvuruları detaylı incelemeye tabi tutmak amacıyla OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nu kurduk ve dün itibariyle çalışmaya başladı. AİHM de yapılan başvuruları bu komisyonun yeni bir iç hukuk yolu olarak gösterip ve bunu işaret ederek bu müracaatları reddetti. Ülkemiz aleyhine 24 bin 600 başvuru varken, 30 Haziran’da sayı 12 bine inmiştir. Önümüzdeki günlerde bunun tamamı da reddedilecek.
KURUNUN YANINDA YAŞ YANMAYACAK: OHAL Komisyonu’na dün 3 bin 28 başvuru yapıldı, 1189’u işleme alındı. 120 bin civarında toplam başvuru olmasını bekliyoruz. Yapılan başvuruların tamamı valiliklere yapılanla birlikte değerlendirilecek. Kurunun yanında yaş yanmayacak. İnceleme sonrasında göreve iade kararı çıkarsa ilgili kurum 15 gün içinde o kişi tekrar görevine başlayacak.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/basbakan-yildirim-kilicdaroglu-nu-hedef-aldi-h36545.html

Mimarlar Odası: Anıtkabir’deki ağaçları hangi gerekçe kestiniz?



Görüntünün olası içeriği: yazı

Mimarlar Odası: Anıtkabir’deki ağaçları hangi gerekçe kestiniz?
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in açıklamalarının ardından Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nden yeni bir açıklama geldi.



Anıtkabir'in bulunduğu alanın yapılaşmaya açılmasına ilişkin tartışmada karşılıklı açıklamalar bugün de sürdü.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek Anıtkabir'in yapılaşmaya açılmadığını iddia ederek “Yalan yanlış bilgilerle vatandaşı kandırıp, ortalığı karıştırmak için çabalayan ideolojik kafalar yine iş başındalar. Milli Savunma Bakanlığı bizden talep etti ve yapıldı. Yapılan da haberde bahsedildiği gibi değil. Anıtkabir sınırları dışında bulunan ve mevcutta park alanı olarak ilan edilmesine rağmen orada bulunan 5 katlı askeri lojmanı resmileştirdik” dedi.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık da “Orada muhtemelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ile Mimarlar Odası arasındaki çekişmeye maalesef Atatürk ve Anıtkabir alet edilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

MİMARLAR ODASI: AĞAÇLARI NEDEN KESTİNİZ?

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden de bugün yeni bir açıklama geldi. Oda’nın resmi internet sitesinde yapılan açıklamada şöyle denildi:


“Anıtkabir Tarihi Sit alanlarına ilişkin Büyükşehir Belediyesi’nin 11.05.2016 tarihli Belediye Meclis kararında yapılacak değişiklikler ve 7 Temmuz 2017 ‘de askıya çıkan plana ilişkin Melih Gökçek’in açıklaması ve ona referans veren hükümetin açıklaması bilimsellikten uzak gayri ciddidir. Kendi Meclisinin verdiği kararı ve yayınladığı planı okumaktan uzak yöneticilerin Başkent Ankara’yı yönetmesi oldukça vahim bir durumdur. Anıtkabir Planı üzerinden plan nasıl okunmalı ve meclis kararları ne anlama gelir rehberi Büyükşehir Belediyesi belgeleriyle aşağıdaki şematik halde gösterilmiştir. Anıtkabir tarihi SİT alanı bir bütündür, sadece anıt bloktan ibaret değildir. Anıt bloku simgeselleştirecek bir peyzaj düzenlemesi ve çevresindeki yapılaşmalarında belirlendiği etkileşim alanı ile birlikte ele alınmak durumundadır.

“HANGİ GEREKÇEYLE KESTİNİZ?”

Orada inşaat yapılmıyor açıklamasına ilişkinde Anıtkabir Muhafız Birliği’nin 2015 ve 2017 google earth üzerinden alınan görseller üzerinden karşılaştırmalı inceleyebilirsiniz. Ağaçları hangi gerekçe ve hangi kararla kestiklerini alanın neden harf edildiğinin de açıklamasını kamuoyuyla paylaşmaları da bir zorunluluktur.
“Mimarlar Odası konuyu çarpıtıyor” diyenlere “ parselleri hayır için verdim” diyenlere söylenecek tek sözümüz var, halka yalan söylemek suçtur.

“BİZ HİÇ KANDIRILDIK DEMEDİK”

Bugüne kadar biz hiç “kandırıldık” demedik. Kimin neyi çarpıtıp çarpıtmadığı ortadadır. Mimarlar Odası olarak Cumhuriyetin değerlerini yok ederek, , tarihinden ve kültüründen yoksun bir şekilde, Cumhuriyetle hesaplaşmayı mekanlar üzerinden yürüterek, Atatürk’ün bizzat talimatlarıyla yapılan, İller Bankası, Marmara Köşkü, Baraj Gazinosu, Su Süzgeci, Havagazı Fabrikası’nı bir gecede yıkanlara, Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi ikametgahı, anı ve saygı mekanı Anıtkabir’e yönelik, oyun parkı, halı saha, bakımsızlık ve son olarak plan değişikliği ile nasıl planlar içerisinde olduklarını bilerek güvenmediğimizi bir kez daha ifade ederek mücadeleye devam etme kararlılığımız kamuoyunun bilgisine sunarız.
Diplomalarımız Cumhuriyet değerlerinin ve onun kültürel ve tarihsel mirasının korunmasına yönelik verilmiş mücadele senedidir. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak bilimi ve tekniği halkımızın hizmetine sunmaya devam edeceğiz.”
http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/mimarlar-odasi-anitkabirdeki-agaclari-hangi-gerekce-kestiniz-1937497/

AKP'nin gerçek niyetini ortaya çıkaran dilekçe!



AKP'nin gerçek niyetini ortaya çıkaran dilekçe!
İçtüzük değişikliğiyle muhalefeti susturmaya çalışan AKP’nin 2002’de benzer teklif için AYM’ye verdiği dilekçe ortaya çıktı.
AYM arşivindeki 2002 tarihli dilekçe, TBMM İçtüzüğü’nü değiştirerek muhalefeti susturmak isteyen AKP’nin takiyyeci ve ikiyüzlü anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi. Vekillerin söz hakkını “3 dakika” ile sınırlamak isteyen AKP, 2002 yılında sürenin 10 dakikaya indirilmesine “Demokrasinin virüsü olan oligarşik yapılanmaların iyileştirilme araçlarından biri de, kişisel söz hakkıdır” diye karşı çıkmış.
Şaibeli referandum ile “tek adam” rejimini kurumsallaştırdıktan sonra TBMM’yi de tümüyle etkisizleştirmek ve muhalefeti susturmak için içtüzüğü değiştirmek üzere apar topar düğmeye basan AKP’nin, 2001 yılında DYP-MHP işbirliği ile yapılan içtüzük değişikliğinin iptali için 2002 yılında AYM’ye başvurusu, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. CHP’li üyeler, alt komisyon raporuna muhalefet şerhinde, o dönem içtüzük değişikliğinin iptaliyle sonuçlanan AKP’nin AYM’ye yaptığı başvurudaki ifadelere dikkati çekti.
İyimaya imzalı
Birgün'den Sebahat Karakoyun'un haberine göre, o dönem, bugünle taban tabana zıt bir yaklaşım sergileyen AKP’nin, halen TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olan Ahmet İyimaya, eski bakanlardan Mehmet Ali Şahin’in imzasını taşıyan dilekçesinde, “Kendi hukukunu hukuk temelinde oluşturamamış parlamentonun üretebileceği hukukun kalitesi, sırf bu nedenle dahi sorgulanabilir” ifadesi yer aldı.
AKP’nin, bugün muhalefetin savunduğu tezlerle benzer itirazların yer aldığı 2002 tarihli dilekçesinin dikkat çeken bazı bölümleri şöyle:
Dayatmacılık yakınması
Çoğunlukçu (dayatmacı) yöntem uzlaşmanın getireceği erdemleri bir çırpıda yok sayar. Uzlaşmayı, sayı gücünün verdiği rehavet ve otorite içinde “teslimiyet ve zaaf” olarak görür. Oyunda uygulanacak kuralı, oyuncuların birlikte yapması yerine, gücünün emriyle üretir. Dayatmacı teklif, oyuncuları gerer ve bazen öngörülemez gerilimlere, belirsizliklere ve hatta toplumsal kutuplaşmalara zemin hazırlar. Kavga, hukuk “benim” diyen “parmak gücü” ile, özünde hukuku arayan “demokrasi” arasındadır.
‘Sorun sürede değil’
Sorun, kanunların zamanında çıkarılamamasında (müzakere sürecinin uzamasında) değil; ihtiyaca cevap verecek taslakların hazırlanamamasındadır. Teklif, parlamenterlik tecrübesi olan herhangi bir kişi tarafından hazırlanmamıştır. Meclis, -belki de tarihinde ilk kez- kendi iç hukuk mühendisliğini ihale etmiştir.
Parmak çoğunluğunun giyotini
Teklifin ne büyük meclise verilişinden önce ve ne de -değerli bir milletvekilimizin hayatını kaybettiği- görüşme sonrasına kadar, muhalefet partileriyle hiçbir temas kurulmamıştır.
Uzlaşı arayışı, parmak çoğunluğunun giyotinlerine feda edilmiştir. Örneklerinde ve geleneğinde gözlendiği gibi içtüzük yapım sürecinde, öncülük meclis başkanlarında olmasına karşın, bütün temaslara rağmen değerli meclis başkanımız, başkanı olduğu meclisin anayasası değiştirilirken böyle bir misyonu üstlenmemiştir. Değişiklik, özel yasama usulünü sınırlanamaz biçimde genişletmiş, keyfilik alanı yaratmış ve insiyatifi, partilerin uzlaşma erdeminden iktidar çoğunluğunun oylarına terketmiştir. Uzlaşmaya ve kültürüne önem vermeyen yeni hüküm, rejim bakımından da tehlikeler doğuracak, sürekli kriz üretecek “çıban-başı” niteliğindedir. 

Anıtkabir’de kirli oyun... Skandal imar planı ortaya çıktı



Anıtkabir’de kirli oyun... Skandal imar planı ortaya çıktı
Milli Savunma Bakanlığı ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Anıtkabir alanına ilişkin skandal imar planı ortaya çıktı. Anıtkabir’in bulunduğu alanda 12 bin metrekarelik yeni yapılaşma planlandı. Plana göre alana konut da yapılacak.
Milli Savunma Bakanlığı ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı Anıtkabir’in bulunduğu alana ilişkin skandal bir imar planı hazırladığı ortaya çıktı. Buna göre Anıtkabir’in bulunduğu alanda, ‘askeri alan’ adıyla 12 bin metrekarelik yeni yapılaşma planlandı. Ayrıca bölgede Anıtkabir ile birleştirilmesi gereken alanlara ilişkin kamulaştırma hükmü kaldırılarak konut olarak kullanılmasına karar verildi. Anıtkabir Tarihi SİT Alanı’nda park alanı olarak gösterilen bazı bölgeler askeri alan olarak belirlenerek yapılaşma riskine açık hale getirildi.
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 11 Mayıs 2016’da ‘oybirliği’ ile aldığı kararlarla “Anıtkabir Koruma Amaçlı İmar Planı” değişikliklerine ilişkin planlar, 1 yıl sonra “kapalı” olarak askıya çıkartıldı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, yeni imar planına ilişkin başlatılan yoğun çalışmanın ardından Anıtkabir’e ilişkin betonlaşma planlarını gözler önüne serdi. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ve ekibinin günler süren incelemelerinin ardından ‘üstü kapalı’ olarak yapılan planlamaya ilişkin ayrıntılar şöyle:
Yeni planlama içerisinde Anıtkabir Muhafız Bölüğü’nün bulunduğu 37 bin 960 metrekarelik alanın yıkılıp yeniden yapılması durumunda 12 buçuk metre yüksekliğinde ve yaklaşık 12 bin metrekarelik yeni yapılaşma öngörüldü. Ayrıca, Anıtkabir Tarihi Sit Alanı içerisinde park alanı olarak gösterilen alan ‘askeri alan’ olarak belirlenerek yapılaşmayla karşı karşıya bırakıldı. Plan yapma tekniği açısından ‘şeffaf’ olmadığı belirtilen yeni imar planına göre Belediye Meclisi kararında olmasına karşın bazı değişikliklerin ayrıntıları da askıya çıkartılan paftalarda yer almadı.
‘Sağdan soldan konut’
Mimarlar Odası değişikliklerle Anıtkabir’in kışla adıyla veya sağından solundan alanı daraltılarak, konut alanı olarak kullanılması öngörüldüğünü belirtti. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Candan, “Bu plan değişikliği Cumhuriyet dönemi ile hesaplaşan ve bunu mekâna yansıtarak, bir gecede İller Bankası’nı, Marmara Köşkü’nü, Baraj Gazinosu’nu, Su Süzgeci’ni, yani Cumhuriyet ideolojisinin temsil mekânlarını yıkan bakış açısının, birçok yıkımı daha gerçekleştirdikten sonra Anıtkabir’e yöneleceğinin adımlarıdır. Koruma kurulunun bu uygulamaya izin veren kararı ile birlikte plan değişikliğini yargıya taşıyacağız” dedi.
Planlarda ayrıca daha önce Anıtkabir planında bulunan ancak şahsa ait olan alanların Anıtkabir alanı ile birleştirilmesine ilişkin kamulaştırma şartını öngören hüküm de kaldırıldı. Böylece yeni planlarda Anıtkabir’e dahil edilmesi gereken yaklaşık 8 parsellik bu bölgenin konut alanı olarak kullanılması kararlaştırıldı.
Ağaçlar tek tek kesildi
Anıtkabir’de çocuk oyun alanı ve halı saha yapılaşmalarına ilişkin tartışmaların ardından yapılan incelemelerde bölgedeki ağaçların da 2014 yılından itibaren teker teker yok edildiği Mimarlar Odası incelemesi ile ortaya çıktı. Yeni planlamalarda inşaat alanı olarak görünen bu bölgelere ilişkin planların yıllar öncesinden başlatıldığı değerlendirmesinde bulunuldu. Ayrıca askeri spor tesisi olarak kullanılan bölgede otopark yapılması da planlarda yer aldı.
Lojman ‘resmileşti’
Öte yandan Anıtkabir’de yapılaşmanın önünü açan imar değişikliğine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada park alanı olarak gözüken bölgede askeri lojmanlar olduğu kabul edilerek “Alınan Meclis kararı, Anıtkabir’de konuta izin vermek değil. Anıtkabir karşısındaki park alanı olarak belirlenen bölümde bulunan mevcut askeri lojmanların Milli Savunma Bakanlığı’nın talebi üzerine yapılan plan değişikliğiyle resmileştirilmesi” savunması yapıldı.
Müdahale planları açıklansın
Yeni planları, günler süren teknik incelemenin ardından açıklayan ve müdahale paftalarına ulaşılamadığını belirten Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Candan, “Anıtkabir’in anıtsal, tarihsel, simgesel ve özgünlük değeri tartışmasızdır. Tarihsel bir alana dair plan ölçeğindeki değişiklikler, ben yaptım oldu yaklaşımıyla yapılamaz. Anıtkabir’e ilişkin her bir adımın meslek odaları, uzmanlar, üniversiteler ve toplumla paylaşılarak yapılması zorunluluktur. Anıtkabir plan değişikliğinin karardan bir yıl sonra askıya çıkartılmasının amacı çok açıktır. Alıştıra alıştıra, adım adım Anıtkabir alanlarını daraltmak, itibarsızlaştırmak, toplumun değer verdiği alanları mekânsal olarak değersizleştirmeye çalışmaktır” dedi.

Candan, “Anıtkabir anı ve saygı mekânı olan bir alan ve tüm ulusa ait. Ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi ikametgâhı olan Anıtkabir’e ilişkin plan değişikliği ile alanın daraltılması, kamulaştırma kararlarından vazgeçilmesi ve yapılaşmanın arttırılmasını reddediyoruz” diye konuştu.
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ AÇIKLAMA YAPTI
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden Anıtkabir'in imara açılacağı iddialarıyla ilgili, "Alınan Meclis kararı, Anıtkabir'de konuta izin vermek değil. Anıtkabir karşısındaki park alanı olarak belirlenen bölümde bulunan mevcut askeri lojmanların Milli Savunma Bakanlığının talebi üzerine yapılan plan değişikliğiyle resmileştirilmesi" açıklaması yapıldı.
GÖKÇEK KONUŞTU
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'te konuyla ilgili, "Yalan yanlış bilgilerle vatandaşı kandırıp, ortalığı karıştırmak için çabalayan ideolojik kafalar yine iş başındalar. Milli Savunma Bakanlığı bizden talep etti ve yapıldı. Yapılan da haberde bahsedildiği gibi değil. Anıtkabir sınırları dışında bulunan ve mevcutta park alanı olarak ilan edilmesine rağmen orada bulunan 5 katlı askeri lojmanı resmileştirdik" dedi.
Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'nun hiçbir şekilde yeni bir yapılaşmaya müsaade etmeyeceğini söyleyen Gökçek, "Yeni bir yapılaşma söz konusu dahi değil. Sadece mevcut askeri lojmanlar resmileşti. Mevcut durum korundu o kadar. Bir kez daha, ideolojik düşünceleriyle hareket eden bir takım oda yöneticileri ve internet siteleri; halkı yanıltarak, algı oluşturma çabası içerisindeler. Ancak yine bilgisiz, yine belgesiz, yine boş çaba içindeler" diye konuştu.
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/anitkabirde-kirli-oyun-skandal-imar-plani-ortaya-cikti-h36627.html

Fetö'nün eskort kadınları FETÖ'den bürokratlara 'eskort'lu kumpas.






Fetö'nün eskort kadınları 
FETÖ'den bürokratlara 'eskort'lu kumpas.

İzmir'de "askeri casusluk soruşturması"ndaki usulsüzlükler ile bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin FETÖ'nün Hazine Müsteşarlığı ayağına yönelik iddianamede örgütün "eskort" diye tabir edilen kadınlarla irtibatlandırmaya çalıştığı bilgisi yer aldı.

İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) Hazine Müsteşarlığı ayağına yönelik iddianamede, örgütün, bürokratlara "eskort" diye tabir edilen kadınlarla kumpas kurduğu bilgisine yer verildi.İzmir Cumhuriyet Savcısı Berkant Karakaya tarafından, FETÖ'nün Hazine Müsteşarlığı yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında, 7'si tutuklu, biri firari 8 sanık hakkında "silahlı terör örgütü üyeliği"nden 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle hazırlanan iddianame, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Eski Savcı Zafer Kılınç'ın soruşturma usullerine aykırı hareket ettiği belirtilen iddianamede, fişlenen kişilerin isimleri ve fişlemenin içeriğinin yer aldığı dosyaların ayıklama yapılmadan tüm kurumlara topluca gönderildiği kaydedildi.Her kurumun başka bir kurumda fişlenen kişiler hakkında usule aykırı bilgi sahibi olduğuna yer verilen iddianamede, bu fişlemelerin, FETÖ mensuplarınca bazı medya kuruluşlarına servis edildiği, böylece söz konusu bürokratların toplumda "hem casus hem de eskort kızlarla ilişkisi bulunan ahlaksız insanlar" olarak itibarsızlaştırıldıklarının anlaşıldığına işaret edildi.
Eski Savcı Kılınç'ın, FETÖ'nün emniyetteki uzantıları tarafından fişlenen 2 bin bürokrat hakkında disiplin soruşturması açılması ve ceza verilmesi amacıyla yazı yazdığı ifade edilen iddianamede, Hazine Müsteşarlığının da FETÖ/PDY'nin en iyi kadrolaştığı kurumlardan biri haline geldiği düşüncesine varıldığı vurgulandı."Paralel yapı mensuplarının mobbingine maruz kaldım"İddianamede müşteki olarak beyanı alınan S.E. ise eski Cumhuriyet Savcısı Kılınç tarafından yürütülen soruşturmada "eskort" tabir edilen kadınla ilişkisi olduğunun öne sürülmesi nedeniyle Hazine Müsteşarlığındaki örgüt mensuplarınca disiplin cezasına çarptırıldığını kaydetti.

Örgütün kendisini İzmir'deki askeri casusluk soruşturmasına dahil ettiğini aktaran S.E, "Paralel yapı mensuplarının mobbingine maruz kaldım. 

İş ve sosyal çevrede itibarsızlaştırıldım. Muhafazakar bir yapıya sahip olmama rağmen eskort kadınlarla düşüp kalktığım iftirasıyla çevremde böyle bir imaj yaratılmaya çalışıldı. Paralel yapıya mensup İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesinde görevli polisler, beni bu soruşturmaya eski Savcı Zafer Kılınç'ın koordinesinde dahil ettiler." beyanında bulundu.



FETÖ/PDY'nin, devletin güvenlikle ilgili kurumları yanında ekonomi yönetiminde de etkili olmak için Hazine Müsteşarlığında da yapılandığına değinilen iddianamede, şunlar bildirildi:"Hazine Müsteşarlığında çalışan bazı kişilerin dosyada 'eskort' olarak adlandırılan M.D, F.K, E.P, S.D, C.A, F.B, F.Ç. ve H.E'ye bilgi verdiği ve söz konusu bilgilerin daha sonra Bilgin Özkaynak'a (İzmir'deki askeri casusluk davasında beraat etti) iletildiği izlenimi yaratılarak bürokratların adli ve idari soruşturma geçirerek tasfiye edilmesini sağladıkları anlaşılmaktadır.Bu şekilde tasfiye edilen bürokratların bir kısmının yerine örgütün amacına hizmet edecek kişilerin yerleştiği anlaşılmıştır."Operasyonİzmir'deki "askeri casusluk ve kumpas" davası soruşturmasının devamı niteliğindeki FETÖ/PDY'nin Hazine Müsteşarlığı yapılanmasına yönelik 31 Ocak'ta gerçekleştirilen operasyon ve devamındaki adli süreçte haklarında yakalama kararı bulunan 17 şüpheliden 7'si tutuklanmıştı.

Milli Müfredatı ! Atatürk Yok Evrim Yok CİHAT Var




Milli Müfredatı ! Atatürk Yok Evrim Yok CİHAT Var
Taslak metninde Evrim Teorisi’nin ders kitabından çıkarılması, Atatürk ile ilgili kazanımların daraltılması ve cihat kavramının öğretilecek olmasının yer aldığı yeni müfredat bugün bir basın toplantısıyla açıklandı.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ‘yeni’ ve tartışmalı müfredatı Ankara’da açıklıyor.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Ocak ayında taslak metinlerin açıklanmasının ardından Atatürk’e ilişkin bölümlerin daraltılması, Evrim Teorisi’nin çıkartılması ve cihadın yer alması ile tartışılan ve aylardır açıknamayan müfredattı bugün açıkladı.
Başöğretmen Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Bakan Yılmaz, çağın gerektirdiği şekilde müfredatı yenilediklerini belirterek şunları söyledi:

“Müfredat öğretin programı olarak da adlandırıyor. En genel tanımıyla öğretmen rehberliğinde öğrencilerin edinilmesi gereken temel bilgi ve becerilerin çerçevesidir. Müfredatları yenileme çalışmaları 2005 yılında başlamış, tamamlanmıştır.
Ülkemizin bugününden yarınını kendilerine büyük umutlar bağlayan gelecek nesillerin müfredatların yenilenmesi gerekliliğini doğurmuştur. Çağın ve toplumun değişen ihtiyaçları doğrultusunda yenilendi. Nitel ve nicel araştırmalar yapıldı. Güçlü ve zayıf yönleri soruldu, müfredatlar nasıl daha işlevsel hale getirebilir, güncelliğini yitirmiş konular var mıdır, memnuniyet ne düzeydedir sorularının yanıtı için çalışma grupları oluşturuldu.
Farklı ülkelerin son yıllarda yenilenen müfredatları incelendi. Yurt içi ve yurt dışında yapılan akademik çalımlar tarandı. MEB in genel müdürlüklerince geliştirilen anketler aracılığıyla öğretmen ve yöneticilerin görüşleri belirlendi. İllerden her bir branş için il zümre raporları istendi. Branşlar bazında müfredatlar yönelik rapor hazırlamaları istendi.”

Müfredatlara Yapılan Başlıca Müdahaleler

Okullar ve okullarda uygulanan müfredatlar, sosyal davranış modelleri sağlayarak öğrencilerin değer sistemlerinin gelişiminde önemli rol oynar. Okuldaki etkinlikler, aleni yahut örtük olarak öğrencilerin değerlere ilişkin bilgi ve kavrayışlarını, toplumun bir üyesi olarak belirli değerleri davranışa dönüştürmeleri için gereken becerileri geliştirmelerine yardımcı olur. Önceki müfredatlardan farklı olarak yenilenen müfredatlarda değerler ve değer eğitimi müfredatların ana odağını oluşturmuştur. Mevcut müfredatları da kapsayan geniş bir literatür taraması yapılmış, disiplin alanlarının her birinde kazanımlarla (eğitim öğretim hedefleriyle) ilişkilendirilerek öğrencilere aktarılması hedeflenen millî, manevi ve evrensel değerler 10 (on) ana başlık altında toplanmış, bu değerlere ilişkin tutum ve davranışlar belirlenmiştir.
* Değer eğitiminin bütün eğitimin nihai gayesi ve ruhu olduğu, ayrı bir müfredat veya konu/öğrenme alanı olarak görülmemesi gerektiği, bu bakımdan okullar ve öğretmenlerin değerleri müfredatların bütünleyici bir parçası (mütemmim cüzü) olarak ele alması ve uygun yaklaşımları kullanarak öğrencilerine kazandırması,

* Değerlerin yalnızca müfredatlarda yer alan lafızlar olmaktan çıkarılması, öğrencilere okul içinde ve dışında değerleri pratiğe dönüştürmeleri için uygun ve etkili fırsatlar sağlanması,
* Değerlerin anlamlı ve kalıcı olması için öğrencilere kazanımların içerik boyutu (konu) ile ilişkilendirilerek ve konu anlatımından ziyade öğrencilerin akıl yürütme, sorgulama, araştırma, yorum yapma, bağlantı kurma ve değerlendirme becerilerini kullanabilecekleri drama, rol oynama vb. çalışmalarla aktarılması,
* Öğrencilerin kendilerini güvende hissedecekleri, destekleyici, toplum bilincini geliştiren, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bir sınıf ortamı oluşturulması,

* Değerlerin aktarılmasının sadece sınıf veya okul ortamı ile sınırlı kalmaması, okul-aile iş birliğinin sağlanması gerekliliği vurgulanmıştır.


http://www.haberasi.com/milli-egitimin-yeni-mufredati-ataturk-yok-evrim-yok-cihat-var/217/

TANK FİRMASI: TANK, EGZOZUNA TİŞÖRT TIKAMAKLA BOZULMAZ



TANK FİRMASI: TANK, EGZOZUNA TİŞÖRT TIKAMAKLA BOZULMAZ
Alman Leopar tanklarının üreticisi firma, Erdoğan’ın “tişörtünü tankın egzoz borusunun içine afedersiniz tıkamak suretiyle onu çalışamaz hale getiren” sözleri hakkında bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Sırtındaki tişörtünü tankın egzoz borusunun içine afedersiniz tıkamak suretiyle onu çalışamaz hale getiren imandır, iman” ifadelerini kullanmıştı.

Artı49‘un haberine göre, Alman Leopar tanklarının üreticisi firma, basın bürosuna gönderilen soruya verdiği yanıtta, ürettikleri tankların egzozuna tişört tıkanmasından etkilenmeyeceğini açıkladı.
İddiaya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de kullandığı Alman Leopar tanklarının üreticisi firma, basın bürosuna gönderilen soruya verdiği yanıtta, ürettikleri tankların egzozuna tişört tıkanması durumunda sürüşlerinin ve diğer fonksiyonlarının etkilenmeyeceğini belirtti.
Leopar tanklarının üreticisi Krauss-Maffei Wegmann’ın basın bürosu yetkilisi, ürettikleri tankların egzoza tıkanan normal bir tişört ile çalışamaz hale getirilemeyeceğini dile getirdi. (soL)


KILIÇDAROĞLU’NDAN ERDOĞAN’A: CESARETİN VARSA İSTEDİĞİN KANALDA 15 TEMMUZ’U TARTIŞALIM



KILIÇDAROĞLU’NDAN ERDOĞAN’A: CESARETİN VARSA İSTEDİĞİN KANALDA 
15 TEMMUZ’U TARTIŞALIM 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a rest çekti. 
Erdoğan’a istediği kanalda 15 Temmuz’u tartışma çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, “İstediğin kadar kumpas kur, yolundan dönen namerttir” dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısına PKK tarafından öldürülen 23 yaşındaki öğretmen Necmettin Yılmaz hakkında konuşarak başladı. Kılıçdaroğlu, “Kim valilere ‘PKK’lilere dokunmayın’ talimatı veriyorsa onlara da lanet olsun” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

“Gümüşhane’de doğan Necmettin kardeşimiz Şanlıurfa Siverek’e öğretmen olarak atandı. Henüz genç bir öğretmendi yolun başındaydı. Aşık Veysel der ya uzun ince bir yol… Bu öğretmen kardeşimiz uzun ince bir olun henüz başındaydı. Gittiği köye heyecan götürdü. O sadece öğretmen değil bir kahramandı. Ve o kahramanımız PKK terör örgütü tarafından katledildi. Tunceli İl başkanımız hepimizin duygularına tercüman olan bir konuşma yaptı.
“Teröre nasıl lanet okumayız. Terörü destekleyenlere nasıl lanet okumayız. O öğretmenin şahsında bütün eğitimci kardeşlerimizin başı sağ olsun. Siz bedel ödüyorsunuz çocuklarımız evlatlarımız için. Babayı aradım konuştum. Evlat acısı yüreğini yakıyor.
“Ama sonuçta geldiğimiz nokta şu: Bu kardeşimiz hepimizin onuru hepimizin gururudur. İnsan üstü çabayla terörle mücadele eden güvenlik güçlerimiz var. Her gün şehitlerimiz geliyor. Terörü lanetliyoruz. Kim yaparsa yapsın PKK’yı da FETÖ’yü de DHKP-C’yi de el Nusra’yı da lanetliyoruz. Kim yaparsa yapsın. Kim terörü destekliyorsa kim Habur’da çadır mahkemeleri kuruyorsa hepsine lanet olsun diyoruz. Kim terör örgütüyle masaya oturuyorsa kim valilere talimat verip bu PKK’lılara dokunmayın diyorsa hepsine lanet okuyoruz.

“NURİYE VE SEMİH İÇİN YAPTIK” 

“Dünyanın en barışçıl eylemini gerçekleştirmenin huzuru içindeyim. Katılan herkese teşekkür ederim. Bu yürüyüşü bu ülkenin hak arayan huzur arayan bu ülkenin mazlumları içini yaptık.Bu yürüyüşü dosyası kapatılan Muhsin Yazıcıoğlu için yaptık. Bu yürüyüşü emeklilikte yaşa takılanlar için yaptık. Bu yürüyüşü hapisteki milletvekilleri için yaptık. Bu yürüyüşü taşeron işçiler için yaptık. Bu yürüyüşü FETÖ’nün darbe girişimine karşı canını veren 249 şehidimiz ve gaziler için yaptık. Bu yürüyüşü şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılmasın. Ayrım yapan vatan hainidir demek için yaptık. Bu yürüyüşü gayri meşru ilan ettiğimiz anayasanın dünyaya tanıtılması için yaptık. Bu yürüyüşü liyakat sistemi tekrar Türkiye’ye gelsin diye yaptık. Bu yürüyüşü soruları çalınan KPSS ve diğer sınav mağdurları için yaptık. Bu yürüyüşü can ve mal güvenliği olmayan iş dünyası için yaptık. Bu yürüyüşü FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıksın diye yaptık. Adalet yürüyüşümüzü açlık grevindeki Nuriye ve Semih kardeşimiz için yaptık.


“SOKAKLARDA DEMOKRASİ ARANIYOR, ADALET DE ARANIR”

“Yağmurda güneşte siste yürüdüm. Niçin yürüdüm? Adalet için yürüdüm. Yeryüzüne gönderilen bütün peygamberler adalet için yürümüştür. Biz de onların izinde yürüdük. Ülkeyi yöneten dedi ki “adalet sokakta aranmaz. E sokakta demokrasi aranıyor. Adalet olmazsa devlet mi olur? Neden milyonlar yürüdü meydanlara geldi? Adalete susamış bir toplumun görüntüsüdür o… Bu ülkede adalet var diyemiyorlar.”

“ONLAR DA BİLİYORKİ ÜLKEDE ADALET YOK”

“Bu ülkede neden adalet için yürüyorsunuz diyorlar ama şu cümleyi kuramıyorlar: Kardeşim bu ülkede adalet var niye yürüyorsunuz diyemiyorlar. Çünkü onlar da biliyor ki bu ülkede adalet yok. Toplumun her kesimi adaletsizlikten şikayetçi. Çiftçi kardeşim; adalet istiyorsan adalet isteyenlerin saflarına katılacaksın.

“İKİ TANE 15 TEMMUZ VAR”

“İki tane 15 Temmuz var. Biri halkın diğeri Saray’ın. Halk, sokağa çıktı canları uğruna demokrasiye sahip çıktılar. TBMM’ye, milli iradeye, darbe girişimine karşı çıktılar. Onların mücadelesi Hakkın mücadelesidir. Halkın 15 Temmuz’u başımızın üstüne. Bir de Saray’ın 15 Temmuz’u var. Halkın 15 Temmuz’unu fırsat bilip 20 Temmuz’da kendilerine ikmal hazırlayanlardır. Sivil darbeyi gerçekleştirenlerdir.

“SARAY’IN SAVCILARI CUMHURİYETİN SAVCISI OLAMAZ” 

“Saray’ın 15 Temmuz’undan garip bir örnek vermek istiyorum. Can Dündar ve Erdem Gül’ün davası görüşüldü. 1 Nisan’da dava görüşülür, bir süre sonra TBMM’ye Engin Özkoç ile ilgili bir fezleke gelir. 12 tane delil. Engin Özkoç’a neden o davaya katıldın, slogan attın diye fezleke geliyor. Engin Özkoç orada mıydı, değildi! Nerede Engin Özkoç? Sakarya’da… Herkes bunu öğrensin; Saray’ın savcıları cumhuriyetin savcısı olamaz.

“SANA MEYDAN OKUYORUM” 

“Programımız üç kere değiştirildi. Kim değiştirdi, TBMM Başkanı değiştirdi. TBMM Başkanı, TBMM’nin değil Saray’ın emir kuludur. İradesiz bir Meclis Başkanı olabilir mi? Emin olun rüzgar gülü bile bu kadar hızlı dönmez. Meclis’te konuştum hepsinde şafak attı. Bütün konuşmalarını benim üzerime inşa etti. İstediğin kadar kumpas kur, yolundan, haktan, adaletten dönen namerttir.
“Meydan okuyorum. Cesaretin varsa, korkak değilsen, vandal, ödlek değilsen senin havuz medyanda senin istediğin saatte gel birlikte 15 Temmuz’u tartışalım. Çık karşıma, sana açıkça meydan okuyorum. Cesaretin varsa çıkarsın. Kim doğruları söylüyor, kim söylemiyor herkes öğrensin.”

Ahmet Takan: Tarihi konuşmanın detaylarını yayımlıyorum





Ahmet Takan: Tarihi konuşmanın detaylarını yayımlıyorum

Abdullah Gül'ün eski danışmanı ve Yeniçağ yazarı Ahmet Takan, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı eski Konya Milletvekili Lütfi Yalman ile yaptığı görüşmenin tamamını yayınladı.
Takan'ın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:
"KARAMOLLAOĞLU: DARBEDEN ERDOĞAN VE AKP'NİN HABERİ VARDI"
"15 Temmuz hain darbe girişimini konuşurken, Temel Karamollaoğlu, bu kalkışmadan iktidarın habersiz olduğuna ilişkin açıklamalarını tekzip eden çok tarihi bilgiler verdi. "15 Temmuz'dan 6 ay, belki daha da fazla süre önce, tarihini tam olarak hatırlayamıyorum" diyerek söze başladı ve R. Erdoğan ile AKP iktidarını hain darbe girişimi hazırlıkları konusunda haberdar ettiklerini açıkladı. Kendilerine gelen o zaman muvazzaf bazı askerlerin anlattıklarını çok ciddiye aldıklarını ve arkadaşları vasıtasıyla kabine üyelerini ve R. Erdoğan'ını bilgilendirdiklerini anlattı".
"BU TARİHİ KONUŞMAYI YAYIMLIYORUM"

Çok üstüne gittik ama detay vermedi.
Hak vereceksiniz ki; bu bomba açıklamanın peşini bırakmadım. Konunun odağındaki ismi buldum: Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı eski Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ı... O dönemde görüşmeleri yürüten ismi... Lütfi Yalman, Konya'da olduğu için bir telefon görüşmesi gerçekleştirebildim. Açıklamalarını okuyunca çok hayrete düşer misiniz? Kararı size bırakıyorum.!.. Lütfi Yalman'ın Yeniçağ'a açıklamalarını noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

(Programda konuşulanları özetledikten sonra) Sayın Karamollaoğlu, hain darbe girişimi ile ilgili olarak Aykırı Gündem de bu bilgileri verdi. Bu olayı bir de bize anlatır mısınız?
"İLK HABERİ 6 AY ÖNCESİNDEN VERDİK"

"6 ay öncesinden değil 2013 Aralık'ta Tayyip Bey 17 Aralık'ta Konya'ya geleceğinde ben -o zaman il başkanıydı- şimdi Genel Başkan yardımcısı (AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun) olan arkadaşımız Milletvekili ben ona dedim ki, 'acil bir görüşmemiz lazım 15-20 dakika' diye. Fakat o gün meşhur 17 Aralık operasyonları olunca görüşme imkânı olmadı. Biz 2014'ün başında bir rahatsızlığın olduğunu ciddi manada bir takım sıkıntıların olduğunu rapor eden bir şey gönderdik. Nasıl çalışıldığı internet siteleri ile ilgili veya kendilerine bağlı her subaya 500 dolar her ay verdiklerini falan rapor eden bir şey gönderdik kendilerine."

-Kendilerine dediğiniz Başbakan iken Tayyip Erdoğan'a mı?
"ERDOĞAN'A O RAPOR ULAŞTI"
"Tabi. Başbakan iken gönderdik raporu. Konu ile ilgili detaylı bir rapor gönderdik kendisine. Bu raporu danışmanları kanalıyla gönderdik. Tahmin ediyorum şimdiki sözcü İbrahim Kalın Bey'in de eline ulaştı. Ondan sonrasını bilmiyoruz tabi. Bilahare Tayyip Bey Cumhurbaşkanı olduktan sonra 2014'ün sonlarına doğru Sayın Bakan ile tekrar görüştük subay arkadaşımızla beraber. "
-Sayın Bakan... Faruk Çelik Bey mi?..

"Faruk Çelik Bey tamam. İsmini yazmayın da rahatsız oluyor çünkü bundan. Dolayısıyla kendisine bir isim listesi de verdik o zaman."

-Neydi isim listesi Lütfi Bey?
"BİZ LİSTEYİ GÖNDERDİK"

"Generallerin isim listesini verdik. Böyle bir çalışma yapılıyor" diye. "Böyle bir hazırlığın içerisindeler, dikkat edilmesi gerekir. Yarın devletin milletin zarar göreceği bir gelişmeden dolayı kendisini bilgilendiriyoruz ulaştırın bunu dedik" Sayın Cumhurbaşkanına".

"BİR HAZIRLIK YAPILDIĞINI DETAYLARIYLA RAPOR ETTİK"

"Zannedersem 1 ay kadar sonra falan aradı Faruk Bey, "Abi hem rapor, hem isimler Sayın Cumhurbaşkanına ulaştı" gibi bir ifade kullandı. Fakat şey hızlandı... 2015'in ortalarında tekrar Faruk Bey'i, İsmet Bey'i Milli Savunma Bakanı, "3 tane subay arkadaş ile birlikte oturduk çok detaylıca şimdi konulara çok fazla girmiyorum" telefonda ama belki 30 civarında ismi de ifade ederek çalışma bir hazırlık yapıldığını kendilerine söyledik".

"ALBAY BİZZAT BAKAN'A, BUNLAR TANKI ÜZERİMİZE SÜRECEK DEDİ"

"İsmet Yılmaz Bey çok gevşek davrandı. '17/25 Aralık'tan önceydi, 17-25 Aralık'tan sonra düzelmiştir bunlar' falan diye bir ifade birkaç sefer kullanınca ben, '17-25 bir yolsuzluk operasyonu. Ben bu yolsuzlukların olduğunu biliyorum ve inanıyorum. Operasyonu yapan bunlar benden kat kat fazla inanıyorlar dolayısıyla yanlış düşünüyorsunuz bakın bir sıkıntı olacak, yazık olacak' filan diye söyledik kendisine. Yanımdaki albay arkadaşlardan bir tanesi, 'Sayın bakanım vallahi tankı üzerimize sürecekler' cümle bu. Bu ifadeyi kullandı Milli Savunma Bakanı'na."

-Bu ifadeyi kullandıktan sonra İsmet Beyin tepkisi ne oldu?

"Çok inandırıcı bulmadılar gibi geldi bana. Üzerinde durmadılar öyle gördüm. Bir hassasiyet olsa bu Akın Öztürk'ün ismi dahi geçti o zaman konuştuk bunları."

-Akın Öztürk'ten başka kimlerin ismi geçti?
"DARBEYİ HÜKÜMETE BİLDİREN ALBAY GÖZALTINA ALINDI"

"30 civarında isim. Şimdi hangisini söyleyeyim. Tutuklanan isimler var bunların içerisinde. Hemen hemen hepsi tutuklandı veya ihraç edildiler. Var birkaç tane daha kalan. Onu tekrar kendilerine ifade ettik yakın bir zamanda. Tabi burada işin enteresan tarafı şu, 'sayın bakanım tankı üzerimize sürecekler' diyen Albay FETÖ'cülükten gözaltına alındı".

"ALBAY BAKAN'I TANIK GÖSTERİYOR AMA KİMSE DİNLEMİYOR"

"Ve adam diyor ki şimdi savcıya, "Gidin Konya Milletvekiline sorun, Tarım Bakanı'na sorun, o zaman Milli Savunma Bakanı olan İsmet Yılmaz Bey'e sorun. Böyle, böyle biz girişimde bulunduk" filan diyor."

- Kim bu albay Lütfi Bey?"
"BUNDAN SONRA KİM KONUŞUR"

"İsim uygun olmaz. Ama tutuklu zaten...Hayır, askerlerden hiçbirinin ismi çıkmadı daha çıkmaz da. Diğer bir arkadaş dedi ki, 'Biz hayatımızı riske atarak buraya geldik. Bundan haberdar olsalar bizi bir hafta içinde kaybederler' dedi. Aynen bu cümleyi kullandı bir diğer subay. 'Haberiniz olsun böyle örgütlüler' falan dedi. Onun için bu isimleri hiç bahsetmedik. Hiç kimseye vermedim şu ana kadar. Sadece bende. Diğer o bakan arkadaşlar da bu isimleri bilmez".

"SAVCI: SİZİ TUTUKLAMASAM, BENİ İÇERİ ATARLAR"

"Netice itibariyle tabi bunları anlatınca savcı beyin söylediği cümle enteresan. Diyor ki, 'Hay Allah razı olsun iyi ki böyle bir girişimde bulunmuşsunuz yoksa eğer girişimde bulunmasaydınız ben baktım delil belge hiçbir şey yok ama sizi içeri atardım. Çünkü seni atmasam beni atıyorlar.' Bu cümle önemli. Türkiye'de bu tip bir yapının üzerine giderken sırf bu endişeden dolayı çok mağdurların da olduğunun bilinmesi lazım."

-Tutukladığı albaya söylüyor değil mi savcı?

"Tabi tabi. Böyle bir yapı var kim ne derse desin. "

-Bir de Temel Bey'in söylediği 6 ay önceki süreç ne?

"6 ay önceki bu son şey ettiğimiz onu kastederek yani 6 aydan daha fazla da... Çünkü bu görüşmeler zaman zaman telefonla şununla bununla devam etti. O zaman genel başkanımızın bilgisi dahilinde tekrar görüşmüştüm arkadaşlarla bilahare böyle bir şey oldu. Hatta ben 15 Temmuz'dan sonra aradım ne oldu falan diye. 'Abi siz vazifenizi yaptınız sizin bir şeyiniz yok.' Ben de, 'siz vazifenizi yapmadınız' dedim kapattım telefonu. "

-Bunu kime söylediniz?

"Bu isimlere çok girmeyelim şimdi. Çok öncesinden ta 2004'ten itibaren bu yapılanma ile kadrolaşma ile ilgili çok değişik girişimlerde bulunduk. 'Yanlış yapıyorsunuz' dedik. Bunu konuşuruz İnşallah. "

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/