Gazete insan: 07/16/17

16 Temmuz 2017 Pazar

Bir damat daha. AKP'li başkanın FETÖ'den açığa alınan damadı görevine iade edildi


Bir damat daha. 
AKP'li başkanın FETÖ'den açığa alınan damadı görevine iade edildi
AKP'li Saraydüzü Belediye Başakanı Hasan Peker'in FETÖ'den açığa alınan damadı Bingöl Vali Yardımcısı Numan Tahir Şimşek son çıkan KHK ile görevine iade edildi.
Adı cami 'inşaatında yolsuzluk' ve oğlu Ali P'nin Sinop'un Gerze ilçesinde AKP teşkilatından bir kıza tecavüz ettği iddiaları ile gündeme gelen AKP'li Belediye Başkanı'nın 1 Eylül 2016'da FETÖ'den açığa alınan 'vali yardımcısı' damadı görevine iade edildi.
AKP'li Belediye Başkanı Hasan Peker'in damadı, Bingöl Vali Yardımcısı Numan Tahir Şimşek 01.09.2016 tarihinde yayınlanan KHK ile FETÖ'den açığa alınmıştı. Şimşek 14.07.2017 tarihinde yayınlanan 692 KHK ile yeniden görevine iade edildi.
Vali Yardımcısı Numan Tahir Şimşek

'VEFA BORCUNU ÖDEDİ'
AKP Sinop eski milletvekili Mehmet Ersoy'un İçişleri Bakan Yardımcılığı'na atanmasından sonra Şimşek'in görevine iade edilmesi dikkatler kaçmadı. Ersoy ile Saraydüzü Belediye Başkanı Hasan Peker'i aralarının iyi olduğu belirtiliyor. Peker'in Ersoy'un milletvekilliği döneminde AKP'ye geçtiği öğrenilirken 'FETÖ'den açığa alınan damadın tekrar görevine iade edilmesi' de 'Ersoy, Peker'e vefa borcunu ödedi' şeklinde yorumlanıyor. Ersoy AKP milletvekilliğinden sonra sürekli olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcılığı'nda görevlendirilmiş, yakın zamanda da İçişler Bakan Yardımcılığı'na getirilmişti.
Hasan Peker'in MHP'den AKP'ye geçişi
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/akp-li-baskanin-feto-den-aciga-alinan-damadi-gorevine-h36284.html

Çukurova'daki tarlalarda domatesler çürüyor





Çukurova'daki tarlalarda domatesler çürüyor
Çukurova'da kavurucu sıcaklar domatesleri çürüttü. Üreticiler, borç yığınına dikkat çekerek, yetkililerden çare bekliyor. 

Yılın zam şampiyonu olan ve kilosu 7 TL’ye kadar çıkan domates kavurucu sıcaklar ve poyraz nedeniyle tarlada kaldı. Bin bir zorlukla ekin yapan üreticiler, borç yığınına dikkat çekerek, yetkililerden çare bekliyor. 

Üretici ürün alamazken, tarlada çalışan işçileri ise, ‘Domates satılmazsa, bizler yevmiyelerimizi alamayız. Domates hep yandı ve tarlada çürüyor’ diye konuştu. Kavurucu sıcak altında çalışan işçiler, sağlam kalan ürünü özenle paketleyip, hale gönderiyor. 
Çukurova’da domates üretimini yoğun olduğu Tuzla’da konuşmak istediğimiz birçok üretici durumunu, “Durumumuz ortada. Sıcak ve poyraz domatesleri yaktı. Mal kaldıramıyoruz. Tarla ve domatesler her şeyi söylüyor” diye anlattı. 

‘ÜRÜN KALDIRAMIYORUZ, DOMATES FİYATLARI ARTAR’

Domatesin bir dönümüne 2 bin 800 TL masraf yaptıklarını kaydeden Hamdin Akçakoca adlı üretici, her geçen yıl girdi maliyetlerinin artmasından yakındı. Çukurova’da bulunan karpuz, kavun ve domates gibi ürünlerin aşırı sıcak ve poyrazdan zarar gördüğünü anlatan Akçakoca, şunları dile getirdi: “Domateslerin yüzde 60’ı yandı. Bir dönümden 6 ton alacağımız yerde 2 ton zor alıyoruz. Şuanda ürün kaldıramıyoruz ve domatesler sıcak ve poyrazdan ötürü tarlada yandı. Zararımız çok. Geçen yıl domates iyiydi. Şimdi ise kötü ve 30 ila 50 kuruş arasında tarladan satışını yapıyoruz. Domatesin kiloda maliyeti 50 ila 60 kuruş arasındadır. Ciddi anlamda zarar ediyoruz. Bu gidişle domates olmadığı için fiyatlar artacaktır.” 
(Adana/DİHABER)

Diplomasız illegalin çete devletinde mafya yalakası it..





Diplomasız illegalin çete devletinde mafya yalakası it..
Bu da Sedat Peker’in 15 Temmuz mesajı: Cezaevlerini basacağız, ağaçlara asacağız

Yeraltı dünyasının ünlü ismi Sedat Peker, darbe girişiminin yıldönümünde konuştu: “Sayın cumhurbaşkanımızın bu dünyadaki misafirliği biterse diktatör neymiş görecekler. Onları en yakın bayrak direklerine, ağaçlara basacağız.” 
‘Bayrak direklerine, ağaçlara asacağız’

Darbe girişiminde yaşamını yitiren Burak Cantürk’ün ailesine ev, yaralanan Ahmet Onay’a da otomobil hediye eden Peker, Çengelköy şehitliğinde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu şımarmış, devletimizin devlet devlet olma geleneğiyle onlara sağladığı imkanlardan dolayı şımarmış bu kişiler sayın cumhurbaşkanımız için diktatör diyorlar. Bizim haklarımızı elimizden aldı diyorlar. Bunun gibi çeşitli suçlamalar yapıyorlar. Ancak ben biliyorum ki onlar yatsınlar kalksınlar bizim devletimizin devlet olma geleneğindeki öğretilere dua etsinler. Diktatör dedikleri sayın cumhurbaşkanımıza dua etsinler. Yüce Allah korusun, eceliyle bile olsa sayın cumhurbaşkanımızın bu dünyadaki misafirliği biterse, onlar diktatör neymiş görecekler. Yüce Allah’ın izniyle onlara yakınlık duymuş, onlarla yol almış, onlarla daha sonrasında yolunu ayırmamış bütün herkesi en yakın bayrak direklerine asacağız. En yakın ağaçlara asacağız.”

‘Cezaevlerine de gireceğiz’

Sözü CHP’nin ‘Adalet Yürüyüşü’ne getiren Peker, ‘bazı aşırı solcular’ın CHP’li Enis Berberoğlu’nun tutulduğu Maltepe Cezaevi’ni basmayı planladığını öne sürdü: “Bazı aşırı solcular kendilerince nostalji yapıp Bastille Cezaevi’nin geçmişte basılmasını Maltepe Cezaevi’ne yürüdükleriyle eşitleyip kendi aralarında sohbetler yapıyorlar. Tabii ki bunlar duyan kulaklar tarafından duyuldu. Neymiş, Maltepe Cezaevi’ni basacaklarmış, arkadaşlarını çıkaracaklarmış. Büyük bir devrimin başlangıcı olacakmış. Onların düşündüğü gibi cezaevleri de bir gün basılacak. Ancak vallahi onların hayal ettiği gibi değil. Dışarıda yakaladıklarımızın hepsini ağaçlara, bayrak direklerine astıktan sonra o cezaevlerine de gireceğiz. Onları cezaevlerinde de asacağız. Boyunlarından asacağız bayrak direklerine.”


Anıtkabir'de Atatürk'e büyük saygısızlık: CHP'li vekilden TSK'ye mektup



Anıtkabir'de Atatürk'e büyük saygısızlık: CHP'li vekilden TSK'ye mektup
CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın, Yılmaz Özdil’in gündeme taşıdığı Anıtkabir’deki saygısızlıkla ilgili Anıtkabir Komutanlığı’na yazı yazdı.
CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın yazısında Anıtkabir’deki özensizliklere dikkat çeken Akın, Atatürk’e saygıdan ödün vermeden planlanan Anıtkabir’de son zamnlarda gündeme gelen bu olaylarla ilgili üzüntü içerisinde olduğunu, uyarılar dikkate alınmazsa yargı yoluna başvuracağını belirtti. Akın’ın Anıtkabir Komutanlığı’na yazısı şu şekilde; 
‘‘ANITKABİR KOMUTANLIĞI’NA

Anıtkabir Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, emperyalizmi dize getiren tek ve eşşiz komutan Büyük Önderimiz’in kabrinin bulunduğu yerdir. 

Anıtkabir Atatürk’ün anısına saygı gösterecek bir şekilde planlanmış ve bugüne kadar saygınlıkla korunmuştur. Ağaçlarının boylarının bile ince in düşünüldüğü; kısa ağaçlar dikilerek Anıtkabir’in her yerden görünmesini sağlamak, uzun ağaçlarla görüş açısını kapatmamaktır. Aslanlı yolu 24 Oğuz Boyu’nu temsil eden, yerlere döşenen taşları bile Ata’ya olan saygıyı temsil eden Anıtkabir’in bugünlerde gündeme gelen kabre ve çevresine özensizlik gösterildiği, personel sayısının azaltıldığı haberleri bizleri derinden üzmüştür.

Bu Ebedi Başkomutamız Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun şahsiyetine yapılmış bir saygısızlıktır. Daha çocuk parkı skandalı unutulmadan böyle bir olayın yaşanması bunun kasıtlı olarak yapıldığı düşüncesini akla getirmektedir. Bağımsızlığımızın mimarı Yüce Komutan Mustafa Kemal Paşa’nın aziz hatırasına ve tarihimize karşı yapılmış bir ihanettir. 

Sizleri Ata’mızın aziz hatırasına sahip çıkmaya aksi tadirde tüm yargı yollarına başvuracağımızı bildirmek istiyorum. İnanıyorum ki Şanlı Türk Ordusunun mensubu olan Anıtkabir Komutanlığı bu yanlıştan bir an evvel dönecek Ata’sına ve anısına sahip çıkacaktır. ’’

İşte Ankara polisine 1 yıl önce 15 Temmuz'da verilen o emir





İşte Ankara polisine 1 yıl önce 15 Temmuz'da verilen o emir

15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin üzerinden 1 yıl geçti. Darbe girişiminin en yoğun olduğu noktalardan biri de Ankara’ydı...
15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin üzerinden 1 yıl geçti. Darbe girişiminin en yoğun olduğu noktalardan biri de Ankara’ydı.

Ankara’da gazeteciler Genelkurmay Başkanlığı’nda ilk hareketliliğin olduğu anlarda bir darbe girişimi olup olmadığını anlayamamıştı. Polisler de gazetecilere bir terör saldırısı olabileceği ihtimali üzerinde durdukları bilgisini vermişti.
Ancak olayların ciddi olduğu Ankara’daki tüm polislerin göreve çağrılması ve tüm personelin çelik yelek giymesi emrinin verilmesiyle anlaşıldı.
İşte o gece Ankara Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan’ın polislere verdiği emirin tam metni paylaşıldı.

İşte o emir:


Demokrasi mitinginde "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganları



.

Demokrasi mitinginde "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganları

Siirt’te 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinlikleri kapsamında demokrasi nöbetine başlayan vatandaşlar "Mustafa Kemal'in askeriyiz" sloganı attı..
Siirt’te 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinlikleri kapsamında demokrasi nöbetine başlayan vatandaşlar "Mustafa Kemal'in askeriyiz" sloganı attı.

15 Temmuz anma etkinliklerı çerçevesinde Siirt'te demokrasi nöbeti başlatıldı. Akşam saatlerinde 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'na gelen çok sayıda kişi, darbe girişimi sırasında şehit düşenlerin fotoğraflarının yer aldığı tişörtleri giydi. Demokrasi nöbetinin başlamasının ardından sivil toplum kuruluşları adına basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasının ardından 15 Temmuz'da şehit olanlar için dualar okundu. Ardından Siirt'in Güres Caddesi'nde Vali Mustafa Tutulmaz, Belediye Başkan Vekili Ceyhun Dilşad Taşkın, Tugay Komutanı Albay Selçuk Yavuz, İl Emniyet Müdürü Mustafa Tokyay, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katımıyla Milli Birlik Yürüyüşü yapıldı.
Yürüyüşten sonra 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'na gelen kalabalık, burada demokrasi nöbeti tutmaya başladı. Demokrasi nöbetine katılanlar, ellerinde Türk bayraklarıyla “Mustafa Kemal'in askerleyiz" 'sloganları atıp türküler söylerken, slayt gösterileri yapıldı.
Odatv.com

NURETTİN YILDIZ: "KADINLAR ÜMMETİN EN BÜYÜK SORUNU'



NURETTİN YILDIZ: "KADINLAR ÜMMETİN EN BÜYÜK SORUNU'
Şeytan tasvirlerine benzerliğiyle tanınan sözde alim Nurettin Yıldız, kadın düşmanlığı çıtasını yükseltti.
Antik Şeytan Heykeli / Nurettin Yıldız

Daha önce, çalışan kadınlara yönelik “Çalışarak fuhuşa hazırlık yapmış oluyorlar” sözleriyle tepki çeken Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız, bir kez daha kadınları hedef aldı. Daha önce çalışan kadınları “fuhuşla”, üniversiteli kadınları ise “gözü bakire olmamakla” suçlayan gerici vakfın kurucusu Yıldız, bu defa da kadınları “ümmetin en büyük sorunu” olarak gördüğünü açıkladı.
Yıldız’ın vakfın sohbet toplantısında yaptığı konuşma, sosyal medya hesaplarından da yayınlandı. Veda hutbesinin en uzun mesajlarından birisinin kadınlar hakkında olduğunu söyleyen Yıldız, kadınların o dönemde peygamber tarafından da “sorun” olarak görüldüğünü iddia etti. Yıldız, “Kadınlar ne yaparlarsa yapsınlar, namaz da kılsalar, oruç da tutsalar, ümmetin sorunu olmaya devam edecekler” dedi.
'BU ŞEKİLDE MÜCAHİT YETİŞTİREMEZLER'
Kadınların hak aramasının, “ümmetin ayağa kalkmasına engel” olduğunu ve bu şekilde “mücahit” yetiştiremeyeceğini söyleyen Yıldız şu ifadeleri kullandı:
'ŞEYTANA TAPINMAK ÖNEMLİ BİR KONUDUR'
“Erkekler kadınlara zulmetmekle itham edildikçe mücahit yetişmez. Sabah namazına kalkmayan erkekler oldukça, Allah için doğurup Allah için yetiştireceğini bilmeyen kadınlar oldukça bu ümmet ayağa kalkmaz. Bu şeytana tapınmak kadar önemli bir konudur.”
'PEYGAMBER YÜZÜNDEN KADINLAR ŞIMARDI'
Peygamberin, “Kadınlara iyi davranın” vasiyeti nedeniyle dizginleri ele alan kadınların şımardığını söyleyen gerici vakfın kurucusu, yuvaların dağılmaması için kadınların dövülmesini isteyerek, “Yeter ki kol kırılsın yel içinde kalmasın” ifadelerini kullanması dikkati çekti.
'DİPLOMA İÇİN TAVİZ VERMEYECEKLER'
Kadınların diploma için “bazı şeyler”den taviz vermemesi gerektiğini söyleyen Yıldız son olarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu ümmet, kadın konusunu halletmedikçe ayağa kalkamaz, Sultan Fatih bulamaz. Önce kadın konusu halledilecek. Kadınlar değil başörtüsü, onun üzerindeki ikinci örtüden bile taviz vermeyecekler. Aksi takdirde peygamber efendimizin ne dediğini anlamadan bu dünyadan göçer gideriz.
İLAHİYATÇI BEDİR: "NURETTİN YILDIZ GİBİLER İSLAM DÜŞMANIDIR" 
Konuya ilişkin gazetemize değerlendirmede bulunan İlahiyatçı Sinan Bedir, Nurettin Yıldız'ın bu açıklamasının müslümanlığı; kız çocukların öldürüldüğü, kadınların satıldığı islam öncesi döneme geri döndürmek amacını taşıdığının altını çizdi ve şunları söyledi;
" Nurettin Yıldız gibiler İslam düşmanı Emevilerin günümüzdeki uzantılarıdır. Müslüman gibi görünüp İslamın tüm değerlerini yok etmektedirler. İslam devrimi yüce Allah'ın izni, Hz. Muhammed efendimizin mücadelesi ve kadınların yeni dini sahiplenmesi sayesinde mümkün olmuştur. İslam'ın ilk icraatları da kadınların korunmasıyönünde olmuştur. Bu çürümüşlerin şeytani yalanlarına toplum olarak tepki göstermezsek yeni FETÖ'lerin ortaya çıkması muhtemeldir. "
http://bagimsizvatanhaber.blogspot.com.tr/2017/07/nurettin-yildiz-kadinlar-ummetin-en.html

VATİKAN'DAKİ SEKS PARTİSİNE BASKIN !






VATİKAN'DAKİ SEKS PARTİSİNE BASKIN !

Din adamlarının ahlaksızlık skandallarına bir yenisi daha eklendi. Vatikan'daki bir apartman dairesine yapılan baskın "bu kadar da olmaz" dedirtti.
İtalyan gazetesi Il Fatto Quotidiano’nın haberine göre Vatikan polisi, bir apartman dairesindeki uyuşturucu ve eşcinsel seks partisine baskın düzenledi. Dairenin Papa Françesko’nun önemli danışmanlarından birine ait olduğu ortaya çıktı.
DAİRE, CİNSEL TACİZ İDDİLARINI ARAŞTIRAN BİRİME AİT

Baskın, apartmandaki komşuların ‘tuhaf’ çığlık sesleri duyduklarına dair şikâyetleri üzerine gerçekleşti. Baskının yapıldığı daire, cinsel taciz iddialarını soruşturmakla görevli İnanç Doktrini Cemaati’ne ait. İçeriye giren polisler birkaç erkeği uyuşturucu kullanırken ve ilişkiye girerken yakaladı. Polisin gözaltına alıp bir süre sonra bıraktığı Papa’nın asistanı İtalya’da bir manastırda inzivaya çekildi.
Avustralya polisi geçen hafta da, Katolik Kilisesi’nin en üst düzey üçüncü ismi olan Vatikan Hazinedarı Avustralyalı Kardinal George Pell’e cinsel taciz suçlamaları yöneltmesinin ardından,

DİN ADAMLARINA NE OLUYOR?

Dünya, her dinden din adamlarının seks, taciz, yolsuzluk ve uyuşturucu skandallarıyla çalkalanıyor. Türkiye'de de geçtimiz günlerde dini cemaat ve vakıflarda çocuklara tecavüz edildiği hatta Ensar Vakfı'ndaki çocuklara tecvüzden önce "hayvan pornosu" izletildiği ortaya çıkmış fakat tıpkı Vatikan'daki gibi üzeri örtülmüştü.

KANLI 15 TEMMUZ TEZGAHI !


KANLI 15 TEMMUZ TEZGAHI !
15 Temmuz gerçekten de bir darbe girişimi miydi? Yoksa asker-sivil yüz binlerce insanın kıyımını hedef alan bir mizansen miydi? İşte toplumu ikiye ayıran bu iddialar ile ilgili tespitler, bulgular ve soru işaretleri.
ABD'nin Neocon'cu önleyici savaş doktrini doğrultusunda gerçekleştirilen kanlı 11 Eylül tiyatrosuna benzetilen,15 Temmuz darbe girişimi, pek çok açıdan tutarsızlıklar barındırıyor. Sözde darbe girşiminin gerçekleştiği gün Deniz Baykal Twitter hesabından açıklamalar yapmış ve çok önemli tespitlerde bulunmuştu. Tespitleri de gerçekleşti. İşte Baykal'ın o açıklamaları;
“40 yıllı aşkın siyasi hayatım boyunca, ne darbeler gördüm, ne işkenceler gördüm. Böyle “trajikomik” bir “darbe senaryosu” görmedim.” 
“Bu şovdan sonra; Bir, Cemaat yok edilecek. İki, Ordu dizayn edilecek. Üç ,Başkanlık ilan edilecek.Dört, Muhalefetin direniş gücü kırılacak.”
Darbenin Değil Başkanlığın Ayak Seslerini Duyuyorsunuz…
Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, bu darbe tiyatrosu ile ilgili görüşlerini şöyle belirtmişti;
Oldu olacak, basit bi soru daha sorayım. TSK bile darbeye karşı kendisini savunmak için organize olamazken… Türkiye’nin ücra köylerine kadar tüm camileri, nasıl oldu da, bu kadar çabuk organize olup sela okudu? Nasıl oldu da, tüm imamlar, tüm müezzinler bu kadar çabuk organize olup, memleketin tüm minarelerinden aynı anda, aynı cümlelerle “sokağa dökülün” çağrısı yapabildi? Uzun lafın kısası…“Sahte darbe”nin rüzgarıyla cumhurbaşkanı oldu. “Monte darbe”nin rüzgarıyla başkan oluyor.
Usta gazeteci Bekir Coşkun da benzer tespitlerde bulunmuştu;
Bir taşla üç kuş:
Hem; Askeri Şura’da yapılacak temizlik bu sefer böyle oldu…
Hem; kahraman sayılır, ve “Başkanlık” yolu daha açıktır…
Hem; bir dinci kalkışmanın provası yapıldı…
Daha ne istersin?..
Hepsi bu kadar…
DARBE GİRİŞİMİNE İLİŞKİN GARİPLİKLER 
Küresel çetenin, ABD’deki think-tank kuruluşu Stratfor darbe girişimi henüz yeni başlamışken, darbenin başarısız olacağına ilişkin bir analiz yayınladı. Stratfor bu analizi Türkiye saati ile gece 3’te yayınladı. Bu makalenin yazılma emri 1 saat öncesinde verilmiş olsa, 1 saat içerisinde de yazılmış olsa, Stratfor darbenin başarısız olacağını Türkiye saati ile gece 2’de biliyordu demektir.
İşte emperyalist çetenin yayın kuruluşu Stratfor'da yayınlanan analiz; 
SRTAFOR ERDOĞAN'IN UÇAĞININ NEREDE OLDUĞUNU BİLİRKEN, SÖZDE DARBECİLER UÇAĞI NASIL BULAMADILAR?
Yine darbe gecesi Stratfor, Erdoğan'ın uçağının güzergahını ve konumu gösteren Tweetler attığı halde, sözde askeri teçhizata ve teknolojiye sahip darbecilerin uçağı bulamaması oldukça garipti.

GENELKURMAY İMAMI ADİL ÖKSÜZ NEREDE?
Darbe girişiminde tutuklandıktan sonra kaçabilen tek üst rütbeli Fetöcü olan ve Genelkurmay İmamı olarak da bilinen Adil Öksüz nerede? Adil Öksüz'ün cemaat içerisindeki "çift taraflı ajanlardan biri olduğu" ve darbe tiyatrosunu Erdoğan için sahneye koyduğu iddiaları doğru mu? Neden vatandaşlar, AKP hükümeti tarafından Adil Öküz soruşturması hakkında bilgilendirilmiyor?
15 Temmuz’un siyasi ayağı ortaya çıkarılsın” önergesi AKP oylarıyla reddedildiMayıs ayında 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağıyla ilgili adli ve siyasi süreçlerin işletilmesi amacıyla verilen önerge AKP oylarıyla reddedildi. 
YARBAY CAHİT ÇAKIROĞLU'NUN SAVUNMASI
FETÖ'cu olduğu iddiasıyla tutuklanan Yarbay Cahit Çakıroğlu'nun savunması;
15 Temmuz günü ölen 249 insanımızın otopsileri neden yapılmadı?
Neden Balistik Raporlarını dava dosyasına girmesini istememize rağmen almıyorsunuz?
Kullandığım , zimmetimde olan ve askerlerimin kullandığı silahların seri numaraları ve mermi balistikleri alınabilir. Neden alınmıyor?
600.000 subay , er ve erbaş var. Ama sadece 1000 Kişi darbe yapmaktan tutuklu ..Bunların 670'i 16 yaşında Askeri Okul öğrencisi. silahlarında mermi yok ...
Emrimiz altında bulunan 460 uçak 'tan sadece 5 tanesi darbe girişimine katılmış. Keza bu uçakların silah ve mühimmatları seri numaraları ile belli. Kullanılıp kullanılmadıkları ortaya çıkarılabilir...
Rus Uçağını 16 sn'de düşürecek teknolojiye sahip bir ülke ve ordusu, 9 saat Başkentinde uçan bir uçağı neden düşürmemiştir?
Ayrıca hali hazırda 13.000 tankımız bulunmakta ama ne hikmetse bizim 15 Tank ile Türkiye Cumhuriyetine darbe yapmak gibi bir niyetimiz olduğu söyleniyor ...
Yıllardır askeri eğitim almaktayız. Bu bize aptal demekle aynı şeydir... Milli İstihbarat Teşkilatından değilde Enişteden alınan istihbarat bilgisi olabilirmi?
Hakim Bey, rica ediyorum bağımsız bir yargı mensubuysanız, sözde darbe girişiminden 1 saat sonra tüm askeri birimlerinin kapılarına belediye araçları dolu olarak nasıl gelmiştir?
1000 'lerce kamyon ne zaman, nasıl kum doldurulmuştur? 
VE DİĞER SORU İŞARETLERİ;
Soru 1: Normal bir darbe girişimi sonrası “Niye önceden haber vermediniz?” diye istihbarat teşkilatı suçlanır. Hatta işin başındaki yetkili ‘haber vermedi demek ki darbecilerle iş tuttu’ iddiasıyla yargılanır. MİT 15 Temmuz’a kadar girişimle ilgili hiç bir istihbarat vermemiş. ‘Cemaat’ üyesi olmakla suçlanarak hapse atılan H.A. haber vermese MİT siyasi makamlara 15 Temmuz günü 16.00’da da haber vermeyecekti. Bizim MİT müsteşarının bırakın yargılanmayı, darbe komisyonuna bile çağrılmaması ve müsteşarın halen Erdoğan’ın en yakınındaki isim olmayı sürdürmesi şüphe uyandırıcı değil mi?
Soru 2: Rusya Devlet başkanı Putin’in danışmanlarında Alexandr Dugin’in darbe girişimi istihbaratını Cumhurbaşkanı ve başbakana 14 Temmuz’da ilettiği doğru mudur?
Soru 3: Darbe emir komuta zinciri içinde yapılmadıysa darbe girişimini organize eden cunta hangi isimlerden oluşmuştu? 15 yıl önceki genelkurmay başkanı Hilmi Özkök Meclis darbe komisyonuna çağrılırken tüm olayların bizzat içinde olan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar neden çağrılmadı. Ağzından bazı şeyler kaçırır diye mi korkuldu?
Soru 4: Eğer 15 Temmuz emir komuta dahilinde yapıldıysa Akar neden yargılanmıyor ve göreve devam ediyor.
Soru 5: Eğer 15 Temmuz emir komuta dahilinde değilse kendisine bağlı askeri istihbarat teşkilatı olan Genelkurmay Başkanı günlerce hatta aylarca hazırlık gereken bir cunta yapılanmasından nasıl haberdar olmadı?
Soru 6: Darbe girişimini organize eden generallerin bazılarının Gülen Cemaatiyle ilgisi MİT fişlemelerine mi dayanıyor? Somut bir delil söz konusu mu? Somut bir delil söz konusuysa bu, niçin kamuoyuna açıklanmıyor?
Soru 7: En ilkel toplumlarda bile suçlanan isimlere söz hakkı tanınır. Meclis darbe komisyon Fethullah Gülen de dinlensin diye karar vermişken bu kararı kim değiştirtti?
Soru 8: Darbe girişimi başlamasından 10 dakika sonra Cumhurbaşkanı, başbakan ve onlara ‘fiilen bağlı’ tüm televizyonların hep bir ağızdan “Fethullah Gülen”i ve “cemaati” fail ilan etmesine nasıl karar verildi, bunun talimatı nasıl verildi?
Soru 9: Genelkurmay tarafından saat 18.00 itibariyle hiçbir uçağın kalkmaması, kışlalardan hiç bir askeri araç ve silahın çıkmaması emredildiği ve bunu tüm TSK organları tarafından duyulduğu halde ne olduğundan habersiz küçük askeri grupların sokağa çıkarılması emrini kim verdi?
Soru 10: Darbe girişimi için çok az sayıda rütbeli asker, askeri okul öğrencileri ve 1-2 tabur asker, 10-15 tank ve ses etkisi için 3-5 savaş uçağı kullanılması, yalnızca Boğaz köprüsünün kapatılması şüphe uyandırıcı değil midir?
Soru 11: Dünya tarihinde tüm darbeler sabaha karşı yapılmışken bu teşebbüs için insanların en uyanık olduğu saatin, prime time’ın tercih edilmesinin izahı nedir? Siyasi iktidarın hiç bir yetkilisinin (Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri…) gözaltına bile alınmaya teşebbüs edilmediği bir darbe olmuş mudur?
Soru 12: Darbe istihbaratının saat 16:30’da Genelkurmay’a ulaşmasına rağmen kuvvet komutanlarının düğüne gidebilmesi ve düğünde saatlerce kalabilmesinin izahı nedir?
Soru 13: Saat 18 itibariyle darbe girişimini Genelkurmay, MİT ve hükümet yetkilileri biliyorken TRT’nin korumaya alınmaması, biri rütbeli 5 asker tarafından basılması ve gece yarısı bildiri okutulması daha sonra darbecilerin TRT personeli ve halk tarafından yakalaması kuşku uyarıcı değil mi?
Soru 14: Yüzlerce üst düzey güvenlik personelinin çalıştığı ve son model silahlarla korunan Erdoğan’ın Saray’ın 3’ü rütbeli 13 asker tarafından basılması ve bunların daha kapıdan girmeden gözaltına alınması tuhaf değil midir?
Soru 15: Darbe Erdoğan’a karşı yapılıyor. Darbeciler TBMM’yi bombalıyor fakat lazer teknolojili füzeleri olan son model savaş uçakları Erdoğan’ın 450 bin metrekarelik sarayının sadece bahçesinin uzak bir köşesini bombalıyor. Bu tuhaflığın açıklaması ne?
Soru 16: NTV’de 15 temmuz akşamı “öğleden sonra bir hareketlilik ne yazık ki TSK’nın içinde mevcuttu” diyen ve 16.00’da darbe girişimini MİT’ten resmen öğrendiğini açıklayan Erdoğan, işi oluruna bırakmasa en geç 19’00’da televizyonlara çıkıp darbeyi deşifre etseydi tek bir asker kışladan dışarı adım atmaz belki de 241 insan şehit olmazdı. Erdoğan 6,5 saat niye bekledi?
Soru 17: Saat 14.45’te darbe girişimini MİT’e haber veren binbaşı H.A. niçin tutuklu?
Soru 18: Hem ‘darbe girişiminin ardında cemaat var’ demek hem de darbeyi ihbar eden binbaşı H.A.’yı cemaat üyeliği iddiasıyla tutuklama çelişkisinin izahı ne?
Soru 19: Darbe girişiminden hemen sonra İngiliz İstihbaratı GCHQ’nun Türk hükümetinin telefon ve e-mail yazışmalarını yakaladığı ve “Yarın temizlik operasyonları başlatılsın ve darbenin baş yöneticisi Fethullah Gülen ilan edilsin” mesajını elde ettiği 24 Temmuz 2016’da saygın Alman dergisi FOCUS’ta yayınlandı. Ve yalanlanmadı. Bu iddia doğru mu?
Soru 20: En basit soruşturmanın aylarca sürebildiği Türkiye’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın daha o gece 04.30’da darbe girişimini çözüp sonuca bağlayarak “Paralel Devlet Yapılanmasıyla irtibatlı yargı görevlileri ve general, amiral, subay, astsubay, er ve erbaşlar” hakkında gözaltı kararı vermesi şüphe uyandırıcı değil mi?
Soru 21: En küçük bir terör hadisesinde medyaya yayın yasağı getirilirken darbe teşebbüsü gibi hadisede niye yayın yasağı getirilmedi? Neden o gece Twitter ve diğer sosyal medya mecralar kapatılmadı ve internet yavaşlatılmadı.
Soru 22: En ufak bir ihbar veya şüphe taşıyanların gözaltına alınmasına rağmen darbe teşebbüsünün 1 numarası olduğu iddia edilen Adil Öksüz’ün Akıncı üssü yakınında yakalanıp, ilk mahkemede salıverilmesi ve Öksüz hakkında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir takım imalarda bulunmasının doğurduğu soru işaretleri niçin aydınlatılmıyor?
Soru 23: Eski Pentagon üst yetkilisi Michael Rubin’in “15 Temmuz gecesi sivilleri Saray’a bağlı Sadat milisleri öldürdü” iddiası doğru mudur? 15 Temmuz sivil ölümleri yeterince araştırıldı mı? Niçin hiçbirine otopsi yapılmadı?
Soru 24: Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın yaveri Levent Türkkan’ın tüm itirafları gözü kapalı kabul edilirken Tümgeneral Mehmet Dişli hakkında “O da cemaatçidir. Genelkurmay Proje Yönetim Daire Başkanıdır.” dediği halde niçin özenle yargıdan kaçırılmaktadır?
Soru 25: Darbe girişiminin hemen ertesi gün 2.475 hakimin HSYK tarafından açığa alınması, sonraki günlerde çığ gibi büyüyen ve 100 binleri aşan kıyımların MİT fişlemeleri esas alınarak yapıldığı tezini güçlendiriyor. Bu doğru mudur? Darbe girişimi, toplu kıyımlar ve cadı avı için mizansen olarak mı düzenlendi?

Tarihin En Büyük Gizemlerinden: Aniden Yok Olan Paskalya Adası Halkına Ne Oldu?



Tarihin En Büyük Gizemlerinden: Aniden Yok Olan Paskalya Adası Halkına Ne Oldu?
Herkes çözülmemiş gizemleri sever, öyle değil mi?
Cengiz Han’ın kayıp ordusuna ne oldu? 
Neden dünyanın farklı köşelerinde aynı antik tapınaklar var? Paskalya Adası’ndaki uygarlığa ne oldu?
En son soru, tüm sorulara bedeldir. Üzerindeki heykelleriyle oldukça ünlü olan bu ada, 1000 yıl öncesinde gittikçe gelişen bir topluma ev sahipliği yapıyordu. Dünyanın en izole edilmiş adlarından birisi olduğu için, burada yaşamış olan Rapa Nui kültürü hakkında çok az şey biliniyor.
1860’lu yıllarda birden ortadan kaybolan uygarlık hakkında salgın hastalıklardan kuraklığa, iç savaştan doğal afete kadar pek çok hipotez ortaya atıldı. En popüler fikir ekolojik mücadele verdikleri ve doğal ortamlarının yaşama koşullarına uymadığı yönünde. Ancak yapılan son araştırma bu fikri de saf dışı bıraktı.
Ekolojik yok oluş teorisi şu şekilde devam ediyor: Başlangıçta Polinezyalı olan bir grup insan kendi kültürlerinden koparak, M.S. 1200 civarında bugün Paskalya adası olarak bilinen adaya yerleştiler. Avrupalılar 18. yüzyılın başlarında Rapa Nui insanlarıyla ilk karşılaştığı zamanlarda ada kuraklık dönemindeydi.

Toplum, balık yakalamak için adadaki ağaçları kano yapımında kullanıyordu. Bir süre sonra kuraklıktan dolayı yeterli miktarda ağaç yetişmeyince kano çalışmaları bitti ve deniz ürünleriyle beslenememeye başladılar. Ardından karasal gıda kaynaklarına yöneldiler. Ancak kontrolsüz tarım yöntemleri toprak erozyonuna yol açtı ve tarımsal çöküş yaşadılar. Rapa Nui halkı açlık ve kırgınlık için yok oldu.
Araştırmacı Catrine Jarman, Rapa Nui arkeolojik alanlarında bulunan bitki ve insan kalıntılarının kimyasının analizi sonucunda “Onların neler yediklerini ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkardık ve tarımsal yöntemlerini öğrendik” diyor ve sözlerine şu şekilde devam ediyor:

Ekip, Rapa Nui halkının beslenme düzenlerinde bulunan protein kaynaklarının yarısından fazlasının deniz ürünleri olduğu sonucuna vardı. Yani balık tutmayı asla bırakmadılar ya da yollarına kuraklık gibi bir engel çıkmadı. Ayrıca karasal kaynaklarını üretmek için tarım yöntemleri fazlasıyla gelişmişti ve topraklarını zenginleştirmişlerdi.
Sonuçlar, Rapa Nui halkının bir kuraklık sonucunda balıkçılıktan ve yanlış tarım sonucunda karasal gıdalardan mahrum kaldığı tezini tamamen çürüyor. Sanılanın aksine gizemli ada halkı balıkla ve tarımsal ürünleriyle yok olana kadar beslenmeye devam etmiş.

Bir medeniyetin çöküşü için halen en geçerli yolun ekolojik felaketler olduğu söyleniyor. Ancak Paskalya adasında 1860’larda aniden yok olan Rapa Nui’ler için bu geçerli değil. Bilimin en büyük gizemlerinden birisi ise hala cevapsız.

Köprüde katledilen Askerin ablası otopsi raporunu açıkladı…



Köprüde katledilen Askerin ablası otopsi raporunu açıkladı…
15 Temmuz darbe girişimi sonrası teslim olduğu halde köprüde ketledilen 21 yaşındaki Hava Harp Okulu öğrencisi Murat Tekin’in ablası otopsi raporunu açıkladı.
Köprüde boğazı kesilen bir erin fotoğrafları yayımlanmış, ancak herşeyi inkar eden ve insan canına değer vermeyen bir kesim tarafından o fotoğrafların geçmişe ait olduğu iddia edilmişti. Otopsi raporu ile birlikte gerçek ortaya çıktı. Ortamdan yararlanıp askere saldıran, Türk milletinden intikamını alan birileri genç Türk askerinin boğazını keserek şehit etmişti.
21 yaşındaki Murat Tekin’in ablası Mehtap Tekin, yaşadığı acı deneyimi Ece Sevim Öztürk’e anlattı. Öztürk’ün köşe yazısının ilgili bölümü şöyle:
-15 Temmuz gecesi, biz onu Yalova’da kampta sanıyorduk. Olayları televizyondan duyduk, hatta beş gün ben de dışarı çıktım. Komşumuzun oğlu Murat’la sınıf arkadaşıydı, onun tutuklandığını öğrendik. Murat’tan haber alamayınca kardeşimin de tutuklanmış olabileceğini düşündük. Annemle babam araştırmak için İstanbul’a gitti. Hiçbir listede kardeşimin adını bulamadılar; ne tutuklanma listelerinde ne de hastanelerde… Yaklaşık on gün kardeşimi aradık ve kimseden bilgi alamadık. İzmir’den Adli Tıp’ı aradım, orası da bilgi vermedi. Gelip bakın dedi, bakmak istemedik, ihtimal vermedik.
13. gün dayımla babam İstanbul’daki Adli Tıp’a gittiler. Orada önce teşhis edemiyorlar, çünkü tanınmayacak halde. Çıkıyorlar morgtan. Sonra ‘tırnağından’ şüpheleniyorlar ve geri dönüyorlar ve teşhis ediyorlar. Sol el tırnağındaki işaretten tanıyorlar, kendisi de öyle söylerdi hep; “Şehit olursam, beni tırnağımdan tanırsınız”diye. Gerçekten de tırnağından tanındı.
İzmir’de morgta gördüm, bakmasam içime dert olurdu. İnanmam gerekiyordu, ellerimle kaydettim Hava Harp Okuluna. Ben havacı olmasını istiyordum, o denizci olmak istiyordu.
‘TATBİKATA GÖTÜRÜYORUZ’ DEMİŞLER
O gece bizim de bildiğimiz üzere, Yalova’da eğitimdeydi Murat’lar. Akşam eğitiminden sonra uyuyorlar ve komutanları 15 dakika sonra uyandırıyor: “Hayatınızda göreceğiniz en gerçekçi tatbikata götürüyoruz sizi” diyor.
Bir gruba “8 tane canlı bomba var” denilmiş, diğer gruba da“Cumhurbaşkanı tutuklandı”. Kardeşimin grubuna canlı bomba denilmiş, arkadaşlarından öyle olduğunu öğrendik. Sonra bunları Boğaziçi Köprüsü’ne doğru götürüyorlar, çocuklara yolda uyumaları söyleniyor, onlar da uyuyorlar.
Köprüye geldiklerinde bir anda halk otobüsü yakıyor ve çocukları içeriden çıkarmak istiyor. Çocuklar da şaşkınca etrafa bakınıyorlar. Tam olaylar başladığında birisi “Yapmayın, onlar öğrenci” diye bağırıyor. Kardeşim demiş ki; “Ben öğrenciyim, ben bir şey yapmayacağım. Haberim bile yok.” Şahit olan arkadaşı anlatıyor öyle dediğini.
“GÖZLERİMLE GÖRDÜM, BOĞAZINI KESTİLER KARDEŞİMİN”
O an kalabalıktan biri gelip, tam kalp hizasına tekme atıyor. Çocuk yere düşüyor, bıçaklarla saldırıyorlar. Ben morgta kendim gördüm; boğazını, boynunu kesmişler kardeşimin. Kim ne derse desin, ben gözümle gördüm kardeşimi. Otopsi raporunda da bu nedenle öldüğü yazıyor.
TESLİM OLMAYA GİDERKEN KATLEDİLDİ
Çok kötü bir şekilde kardeşim katlediliyor, hem de hiçbir şeyden haberi yokken. Arkadaşlarıyla birlikte darbe olduğunu anlayınca gidip teslim oluyorlar hemen zaten. Kardeşim de teslim olmak istiyor ama arkada kalmış, polis arabasına yetişememiş. Arkadan biri gelip tekme atıp da düşünce lince maruz kalıyor. Silivri’de yatan arkadaşları var Murat’ın çok fazla öğrenci var yaşananları anlatan, video da öyle olduğunu doğruluyor. Videoda birisi “Teğmen mi bu” diyor, anlamıyorlar bile öğrenci olduğunu çoğu. Eski emniyet müdürü asker kıyafetiyle tanktan çıkarılıyor, o gece dönen provokasyonlar ortada, olan bu vatan için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen gencecik çocuklara oldu. Asker kıyafetiyle ateş edildiğini gören kitle masum çocukları katletti.
CENAZE TÖRENİ: “MÜSLÜMAN ÜLKESİ DEĞİL MİYİZ?”
Kardeşimin naaşı teslim alındıktan sonra İstanbul’da hiçbir hizmet verilmedi. Ailem özel uçak tuttu THY’den, İzmir’e getirildi. İzmir’de sela verilmedi, imamlara özellikle emir gelmiş, cenaze namazına imam bulamadık. Müftülüğü aradım, “Müslüman ülkesinde bunu yapıyorsunuz” diye çıkıştım, “Devletten bize emir geldi” dediler. Kendi imkanlarımızla usulüne uygun bir şekilde yaptırdık. Belediyeden, askeriyeden, müftülükten hiçbir yardım gelmediği gibi hain muamelesi yaptılar. Raporda, 21 yaşındaki öğrenciye yapılan otopsi işlemi sonucunda ölümün “Vücudunda yaygın kunt travmatik lezyonlar ile kesici delici alet yaralanmasından saptanan kişinin ölümünün boyun baskısı ve ağız burun kapanmasına bağlı mekanik asflesi” sonucu meydana geldiği kaydedildi.
OTOPSİ RAPORU
Herkesin daha net anlayabilmesi için otopsi raporunu değerlendirmesini rica ettiğim bir doktor arkadaşım şu yorumda bulundu: “Darp olmuş, bıçaklanmış ve boğazı sıkılıp nefessiz bırakarak ölümüne neden olunmuş. Biri ağzını kapatmış, biri boğazına bastırmış ölsün diye, tek kişinin travması değil bu.”
04 Ekim 2016 – http://www.millibirlikhaber.com/koprude-katledilen-erin-ablasi-konustu.html/

Bakanlık'tan 15 Temmuz etkinliği talimatı: Bütün kamu personelinin katılımı zorunludur






Bakanlık'tan 15 Temmuz etkinliği talimatı: Bütün kamu personelinin katılımı zorunludur
İçişleri Bakanlığı, 15 Temmuz için anma etkinliği düzenlenmesi için talimat verdi, valilik bütün kamu personelinin katılımını zorunlu tuttu. Talimat üzerine tepkisini dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, 'Bu talimat sarayın 15 Temmuz’un da kanıtıdır' dedi.

İçişleri Bakanlığı, 15 Temmuz için anma etkinlikleri düzenlenmesi talimatını verdi. Talimat üzerine Antalya Valililiği’nden tüm kamu kurum ve kuruluşlarına resmi yazı gönderildi. Yazıda akşam düzenlenecek yürüyüş ve devamında Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşecek programa ilişkin “Bölge, il ve şube müdürleri tüm personelleri ile birlikte katılacaklardır” ifadeleri kullanıldı. Talimatla insanların meydanlara doldurulmasının demokrasilerde kabul edilebilir olmadığını söyleyen CHP Genel Başkan Yardıncısı Çetin Osman Budak, “Bu talimat sarayın 15 Temmuz’un da kanıtıdır” dedi.

İçişleri Bakanlığı, tüm valiliklere “15 Temmuz Şehitleri Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü Etkinlikleri” konulu yazı gönderdi. Valiliklere 11 Temmuz’dan 16 Temmuz gecesine kadar yapılacaklara ilişkin bilgi verilen yazıda yazıda şunlar sıralandı:

* Şehir meydanları ve 15 Temmuz’da sembol olmuş mekanlarda 15 Temmuz günü saat 20.00’den itibaren planlanması,

* Cumhurbaşkanlığımızın belirlediği süreyle Demokrasi Nöbetlerinin planlanması,

* 15 Temmuz şehit ve gazilerin ziyaret edilmesi, etkinliklere kendilerine yer verilmesi,

* Tüm etkinliklerde Türk Bayrağı kullanılması,

* Katılım için toplu araçlardan ücret alınmaması hususunun değerlendirilmesi, ifadelerinin ardından vali ve kaymakamlara şu etkinliklerin düzenlenmesi tavsiye edildi:

* Müftülüklerce 7 Temmuz Cuma günü okunacak hutbelerde camilerimizde Kuran-ı Kerim Hatm-i Şeriflerinin hafta boyunca okunmasının duyrulması, şehit olan vatandaşlan için Mevlid-i Şerif programlarının yapılması,

* 15 Temmuz günü milli Birlik yürüyüşlerinin tertip edilebileceği,

* 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan 00.13’te tüm camilerimizde sela okunarak demokrasi nöbetlerine başlanılması, Sayın Cumhurbaşkanımınızın belirlediği süre boyunca nöbetlere devam edilmesi

Tüm personel katılacak

Yazının illere ulaşmasının ardından Antalya Valiliği tüm kamu kurum ve kuruluşlarına söz konusu yazı ile birlikte bir yazı daha gönderdi. Valilik yazısında, “Ayrıca 15 Temmuz 2017 tarihinde saat 21.00’de Atatürk Devlet Hastanesi önünden başlayacak Milli Birlik Yürüyüşü’ne ve devamında Cumhuriyet Meydanında yapılacak olan programa ise; bölge, il ve şube müdürleri tüm personelleri ile birlikte katılacaktır” talimatı dikkat çekti.

Cumhuriyet

Gülse Birsel: Yazın şehre takılmanın Pollyannavari güzellikleri




Gülse Birsel: Yazın şehre takılmanın Pollyannavari güzellikleri
İşten başını kaldıramayanlar, bütçesi yetmeyenler, otellerde yer bulamayanlar, patrondan izin koparamayanlar ve hatta bavul yapmaya üşenenler…
Ne güzel tıkıldık, kaldık şehirde; değil mi?
Tatile gidemediniz, millet Bodrum’da yüzerken siz masa başında kaldınız, Çeşme’de kumru yiyenleri televizyonda seyrederken evdeki kadife kanepeye yapıştınız. Amaan ne gam, evelallah ben buradayım! Çok şükür öyle bir kalemim var ki, okuyunca Bodrum-Çeşme ahalisi tatilden vazgeçer, bavul toplayıp şehre geri döner. Bakınız aşağıda yaz tatiline gitmeyenlerin avantajlarını listeledim:
Yazı bronzlaşmadan geçirmek sizi gençleştirir mi?
Bronzlaşmak cildi kurutur, yaşlandırır ve yıpratır. Hayatımda ilk kez temmuz sonu, hâlâ bir kez bile güneşe çıkmamış bulunuyorum. Nasıl akça pakça, nasıl İngiliz tenliyim anlatamam.
Meğer beyaz tenli bir insanmışım inanır mısınız? Geçen sene bu aralar sarı saçlarım ve bronzu aşmış, tatlı bir kahveye dönmüş tenimle Kibariye’nin uzun boylusu gibiydim. Cilt kendini bu güneşten azade geçirdiğim yazda tamir edecek, kırışıklıklar sıfırlanacak. Buna beynimi inandırırsam cildim de inanır diye düşünüyorum.
Tekne ne Allasen? Tekneyle çıkmak nedir?
Bunun zevkini biri bana anlatsın. Tekne dediğimiz bir taşıttır, bir yerden bir yere gitmek için kullanılır. Çoğunlukla bulunacağın otel veya evden çok daha küçük bir mekâna sığışmak, istediğin ayakkabıyı giyememek, tuvaleti kullanmak için 3 yaşından beri ilk kez yine özel eğitim almak, sallana yuvarlana sersem olmak ve üzerine para vermek…
Adriana’nın belinden öpmeyeceksen hakikaten mantıksız! Ooh saray gibi evimde püfür püfür oturuyorum çok şükür.
Niye sevimsiz hayvanatla uğraşayım ki ben? Zoolog muyum?
İki begonvil göreceğim, bir denizbörülcesi yiyeceğim diye, doğanın antipatik yönlerini çekmeye değer mi? Vatozundan denizkestanesine, sivrisineğinden akrebine, yarasasından örümceğine, niye aynı habitatta yaşamaya gideyim? Belgesel mi çekeceğim?
Sitcom’cuyum, sinemacıyım ben. Evde koydum pencere önüne karınca yemlerimi, taktım sinek ilacını fişe, bitti. Hayvan olarak sadece kedi, köpekle muhatap oluyorum, mis.
Bikini vücudu nedir Allasen?
Yıldım yıllardır yav. Nisanda başlıyor bunun paniği, her sene yazın üniversite sınavına girecekmişiz gibi hazırlık yapılıyor. Ananas ye, detoks yap, yürü, selülit masajı yaptır, bir altlık olsun diye solaryuma gir…
Yine de güneşin altında mükemmel görünen bir kadın da yok yani. Bakınız hoop döndük mü Adriana’ya. Neyse… Amaan yiyorum künefeleri, dondurmaları, giyiyorum bol elbiseleri, ooh, efil efil geziyorum.
Görev gibi denize gidilir mi yav? “Aman geç yattık, yarın denizi kaçıracağız”, “Eyvah saat iki oldu hâlâ denize gitmedik”, “Bugün hiç denize girmedim, kahretsin niye böyle yaptım”, “Girmenle çıkman bir oldu, girince bir 20-25 dakika yüzülür en azından”. Sürekli bir telaş, bir disiplin, bir mecburiyet… Madem denize girmeye iş muamelesi yapacaktık, şehirde kalıp çalışsaydık ayol! En azından para veriyorlar.
Sıcak bir ülkede, daha sıcak bir bölgeye gitmenin hiçbir tarihi, kültürel veya tıbbi karşılığı yok!
Sıcak bir ülkede, sıcak mevsimde, insanlar asırlardır serin yerlere kaçarlar, yaylaya filan çıkarlar. Yani vücudumuzun doğasına göre Bodrum-Antalya’ya kışın gitmeli, yazın Trabzon-Rize’de kuymak filan yemeliyiz.
Bizimki vücudu gezdirmek değil, resmen dayanıklılığını test etmek. Tabii burada yaz sonu Adana’da film çekimlerim olacağından bahsetmek istemiyorum. Ama bahsetmiş de bulundum. Olsun, filmin tanıtımı olur, gazeteci arkadaşlara haber olur. Biraz da sıcak olur tabii. Ama sonuçta iş. Gönüllü tatil değil. Olayın bir mantığı var.
Bugüne kadar kaç tane yaz tatiline gittiniz?
Hayalinizdeki mucizeleri yaşadınız mı? Hayatınızın aşkını buldunuz mu? Bir haftada üç kilo verdiniz mi? Beş günde rüzgâr sörfü ustası oldunuz mu? Beyinsel bir arınma, bir aydınlanma yaşayıp hayat felsefenizi değiştirdiniz mi?
Ben size söyleyeyim en çok ne yaptınız: En çok terlediniz! Bu. Çünkü yaz tatilinin temel taşı terlemektir. Kenar süsü çoluk çocuk gürültüsüdür. Gerisi de hayaller-hayatlar başlığı altında toplanabilecek detaylardır.
Şehirlerin ne günahı var?
Kalabalık malabalık demeyin, demek herkesi çeken bir şey var ki bu kadar kalabalık! Sonuçta senin Alaçatı diye imrendiğin yer eski bataklık; Bodrum, elâlemi sürgüne yolladıkları süngerci köyü. Dünyanın en güzel kentlerinden biridir, ve bu şehr-i İstanbul kaçınılmazsa, oturup tadını çıkarmalıdır!
enter;">
hurriyet.com.tr

Google’da Asla Aramamanız Gereken 9 Konu



Google’da Asla Aramamanız Gereken 9 Konu
Faydalı bilgilerin de yer aldığı Google arama motorunda aynı zamanda iğrenç bilgilerin de yer aldığı bir gerçek. Bizim düştüğümüz hataya siz de düşmeyesiniz diye, bu yazıda derledik.
Bazen yaptığımız aramayla ilgisi olmayan sonuçlarla da karşılaşabildiğimiz Google’da, karşılaştığımıza bin pişman olacağımız konuların da olduğunu az çok hepimiz biliyoruzdur. Bunlardan bazılarını aşağıda listeledik. Olabildiğince bu konulardan uzak durmak, hassas kişilerin ruh sağlığı açısından önem taşıyor olabilir.
9. Plasenta Sıvısı
Çocuk sahibi olmanın eğlenceli olabileceğini düşünmüş olabilirsiniz. Bebeklerin şirinlikleri, hatta arkadaşlarınızın çocuklarının olması sizin de bir tane yapmanızı düşündürebilir.
Böylece diğer kardeşleriyle birlikte de oynayabilirler. Eğer böyle düşünüyorsanız ve Google’a ‘placenta’ yazarak bir araştırma yapmaya kalkacak olursanız, fetusu uterusa bağlayan göbek bağlarıyla ilgili sonuçlarla karşılaşacaksınızdır. Aşağıya doğru indikçe resimlerin kötü olduklarını düşünmeye başlayabilirsiniz.
Oralarda bir yerde kendi plasentalarını yiyen insanlarla ilgili yazıları ve bazı plasenta tariflerini göreceksiniz. Hatta plasenta püresi hazırlayan annelere denk geleceksiniz. Bu dünyada neler oluyor böyle ?!
Çocuk doğurmanın sağlıklı olduğunu iddia eden, kendi plasentanızı yemeye teşvik eden yazıyla dolu piyasa. Hadi çıkalım buradan. Başka şeylere bakalım.
8. Calculus köprüsü
Matematik ödevinizle ilgili yardıma ihtiyacınız olduğunda öncelikle internete başvuruyorsunuzdur. Ki gayet normal.
Zira herkes öyle yapıyor. Ama eğer calculus kelimesinin yanına ‘bridge (köprü)’ kelimesini de eklerseniz, bazı kabuslalarla karşılaşabilirsiniz. Çünkü bu tabir diş hekimliği literatüründe ‘aşırı tartar oluşumu’ anlamına geliyor.
Eğer bu kelimeyi araştırmaya karar verirseniz, sonraki yirmi dakika boyunca dişlerinizi acımasızca fırçalamaya başlayabilirsiniz. Size göstereceğimiz orta dereceli bir calculus birikimi olan dişler. Ama google’da daha detaylı arama yapacak olursanız, daha da beterlerini görebilirsiniz.
Bazı diş hekimleri reddit’te bu oluşumların hayatlarında gördükleri en korkutucu şeyler olduklarını söylüyorlar. Köprüler, temel olarak farklı T’lere bağlanarak süreç içerisinde oluşan tortulardır.
Bir dişçinin söylediğine göre bazı hastalarında plaka altına yerleşmiş kurtçuklar varmış. Mevzu o denli çirkinleşebiliyor yani. O nedenle siz siz olun, böyle bir şeyin başınıza gelmemesi için dişlerinizin arkalarını da fırçalamaya özen gösterin.
7. ‘Pain Olympics (Ağrı Olimpiyatları)
Online ortamda yığınlarca çılgınlık var. Aynı zamanda bu çılgınlığa eklemeler yapmak isteyen bir yığın çılgın insan.
Bu şok edici videolardan biri de ‘Ağrı Olimpiyatları’. Aslında bir çeşit vücut değiştirme uzmanlarının toplantısı olan bu etkinlikte, kimin acıya en çok dayanabildiğinin testi yapılıyormuş. Etkinliklerde gönüllüler, beden değişimi işlemlerine tabi tutuluyorlarmış.
6. Mavi gofret
Hayır bu ısırabileceğiniz bir gofret değil. Üstelik çok daha korkutucu. Size tavsiyemiz, bu şeyle ilgili google’da arama yapmamanız.
Yeni gofretin cinsel yolla bulaşan ve sadece kadınları etkileyen kurgusal bir hastalık yaydığına inanılıyor. Rivayet odur ki mavi renk cilt bozukluğuna sebep olan gofret, insanların hayali şeyler görmelerine de neden oluyormuş.
Böyle bir şeyin gerçek olmayacağını düşünebilirsiniz ama yine de bu korkutucu görüntülere göz atmaktan da kendinizi alamazsınız. İnsanlar bu gofretle yayılan hastalığın maya mantarlarının sebep oldukları bir çeşit enfeksiyon olduklarına dair söylentiler yayıyorlarmış.
Buna inanan kişiler de doğal olarak korkuya kapılıyorlarmış. Aynı videoda tüm bunların kandırmacadan ibaret olduğunu belirten bir uzmanın görüşü de yer alıyor.
5. Benjamin Bennett
Bir kameraya 4 saat boyunca gülümseyerek bakmak suretiyle 127.000 takipçi kazanmanın mümkün olacağı aklınıza gelmediyse, yanılıyorsunuz.
Bu çocuk sadece oturarak neredeyse hiç gözünü kırpmadan ve hareket etmeden kameraya bakıyor. Dahası, her biri ortalama 4 saatten oluşan 272 adet video görüntüsünün olması. Bir görüntüde banyoda tuvaletini yaptığını söyleyerek dışarı çıkın diyen bu vatandaşın akıl sağlığı ile ilgili ciddi sorunları olduğu düşünülüyor.
Aynı zamanda garip bir meditasyon yaptığını düşünenler de var. Hepsi bir yana, bu şahıs evde bu şekilde otururken eve hırsız girdiği halde kılını kıpırdatmamış. Onu bu halde gören hırsız, ondan çok korkmuş olmalı.
4. NASA Jim
Başka bir garabet YouTube kanalı da ‘Dyne NASA Jim’ adını taşıyor. YouTube’da henüz işaretlenmemiş en garip videoların bazıları da burada yer alıyor olsa gerek.
Daha önce NASA’da bilim adamı olduğunu iddia eden şahıs, insanlığın neden acı çektiğini bildiğini, sebebinin materyalizm olduğunu söylüyor. Bu teori Budistlerce ve diğer bazı dinin mensuplarınca kabul gören bir inanış biçimi ama bu vatandaşın teorisi biraz tuhaf.
Materyalizmi insanlara uzaylıların öğrettiğini ve bunun uzaylıların insanları köleleştirmek için kullandıkları bir yöntem olduklarını iddia ediyor. Aynı zamanda insanların başka bir gezegenden geldiklerine inandığını söyleyen şahıs, aç gözlülüğün o gezegende bir felakete sebep olduğunu, oldukça tuhaf ve kendince gizemli seslendirme eşliğinde dile getiriyor.
3. Travis the Chimp 911
Bir şempanzeyi evcil hayvan olarak edinmeyi düşünmek keyifli bir fikir gibi gelebilir. Ta ki bu hikayeyi duyana kadar. Bu hayvanlar sandığımız gibi evcilleştirilemiyor olabilirler. 2009 yılında Connecticut’ta şempanzesi olan biri Karla’yı evine davet etmiş.
Travis isimli şempanze, normalde olduğundan daha vahşi davranmaya başlamış. Hatta öyle ki, mevcut anahtarlardan bazılarını kullanarak kafesinden çıkmayı başaran şempanzeyi tekrar yerine koymak için yardıma gelen Karla’nın başına ne geldiyse işte o an gelmiş.
Ürkütücü bir sesle 911 acil yardım hattını arayan Karla, kendini kaybetmiş bir halde şempanzenin arkadaşının yüzünü nasıl parçalamakta olduğunu bağırarak dile getiriyor, polisin onu vurmasını istiyormuş.
Maymunu bıçaklamayı denemiş ama başarılı olamamış. Şempanzenin sesini videonun arka fonunda işitebiliyorsunuz. Karla hayatta kaldı ama arkadaşının yüzü darmadağın oldu.
2. CIA ve FBI declassified documents
Devlete güveninizi bütünüyle kaybetmek ve uzaylılarla ilgili şeyleri anlamak, bizden gizlenmek için neler yaptıklarını öğrenmek istiyorsanız, bu belge yığınına göz atmanızı tavsiye ediyoruz.
Ama tabii çıkamayabilirsiniz çünkü tasnif edilmemiş 6.000’den fazla dosya var. Bu dosyalar FBI ve CIA’in kendi sitelerinde bulunanlara benzer nitelikte gerçek dosyaları ortaya çıkarıyor. Hatta belgeler arasında Hitler’in denizaltıyla Arjantin’e nasıl kaçtığından bahseden bir belge bile var.
Bir başka belgede Kennedy yönetiminin Amerika’da gerçekleştirmeyi düşündüğü terörist bir saldırıdan söz ediliyor. Böylece Küba’yı işgal etmek için halkın desteğinin de alındığı bir bahane üretilmiş olacakmış.
Pisliği karıştırdıkça daha da çok şey açığa çıkıyor. Nihayetinde tasnif edilmemiş belgelerde yer alan olayların 40-60 yıl önce gerçekleştiklerini, dolayısı ile yaşayan herhangi bir Amerikan başkanın bu suçlardan ötürü yargılanamayacakları gerçeğiyle şaşkına uğruyorsunuz.
1.Korkunç yeniden doğan dolls dolls’lar (oyuncak bebekler)
Şüphesiz ki oldukça ürpertici olan bu bebekler, çocuğunuzun oynaması için mağazadan alacağınız türden bebekler değiller.
Bilgisayarda 3 boyutlu olarak tarandıktan sonra basılan bu canlı görünümlü bebeklerin bir sitedeki satış fiyatları 700$ civarında. Bu denli fiyatlı olmasının nedenleri arasında ilikleri kurutacak bir neden yer alıyor.
Rivayet odur ki geçmişte düşük yapan ya da çocuk sahibi olamayan kadınların sahip olmak istedikleri bebeklere yakınlık hissetmelerini sağlamak için bu denli gerçekçi yapılan bebekler, arabada bırakıldıklarında acil yardım hatlarını aramışlar.Başka bir rivayette ise şeklen değişikliğe uğratılan bu bebeklerin tekrar eski hallerine döndükleri yönünde.
Hassas bünyeye sahip olanlar için tavsiyemiz, oldukça ürkütücü hikayelerle dolu Google’da bu konularla ilgili aramalar yapmamaları.
kaynak: http://www.webtekno.com/google-da-cidden-aramamaniz-gereken-9-konu-h31195.html

Türkiye uzmanı Barkey’e göre yaşananlar çelişkili: Darbe girişimi gizemini koruyor





Türkiye uzmanı Barkey’e göre yaşananlar çelişkili: Darbe girişimi gizemini koruyor

ABD’deki Lehigh Üniversitesi akademisyenlerinden Türkiye uzmanı Henri Barkey, üzerinden bir yıl geçmesine karşın darbe girişiminin gizemini koruduğunu yazdı.
BBC Türkçe’nin aktardığına göre Washington Post’ta bir yazı kaleme alan Barkey, Shakespeare’in ‘Hamlet’teki “Çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda” sözleriyle başladığı yazısında “Aynı şey darbe girişiminin birinci yılında Türkiye için de söylenebilir” ifadelerini kullandı.

Darbe girişiminin ‘amatörce’ olduğunu ve çabuk söndüğünü dile getiren Türkiye uzmanı, 15 Temmuz gecesi yaşananları‘belirsiz, kafa karıştırıcı ve çelişkili’ diye niteleyerek, şimdiye kadar açıklanan bilgilerin tutarsız ve inanması zor olduğunu savundu.

‘Türk ordusu nasıl darbe yapacağını biliyor’
Askerlerin birçoğunun neler yaşandığından haberinin olmadığını kaydeden Barkey, şunları yazdı: Türk Ordusu nasıl darbe yapılacağını biliyor. Geriye dönüp bakacakları dört başarılı ve iki de başarısız darbe örneği var. Ancak bu kez, geleneksel sabahın erken saatleri yerine, İstanbul gibi canlı bir kentte, cuma akşam saatlerini seçtiler. Askerler Boğaziçi Köprüsü’nü kapattı ama anlaşılmaz şekilde sadece bir taraftan. Hükümet makamını işgal etmek ya da başbakan ve diğer üst düzey yetkilileri yakalamakla uğraşmadılar bile. Askerler mesajlarını yaymak için çok az izlenen devlet televizyonunu seçti. Genel olarak orduya emir, çok az güvenilirliği olan alt düzey bir general tarafından imzalandı.”
‘En başından beri tuzak olabilir’

Barkey, yazısına şöyle devam etti: “Bütün bunları Gülencilerin darbeye karışmadığını söylemek için yazmadım. Bazı Gülenciler askeri üslerin içinde ve yakınlarında görüldü. Eğer karışmışlarsa, Gülen’in kendisinin bunun bildiği de büyük ihtimal. Ancak yine de tüm operasyondaki sakillik ve darbeyi önleyebilecek olanların verdiği ilk uyuşuk tepkiye bakılırsa, bunun en başından beri bir tuzak olduğu ihtimali ortaya çıkıyor.”

‘Paranoyak siyaset tarzı kurumsallaştı’

Darbe girişimi için ‘Erdoğan’ın muhaliflerinden kurtulmasını sağlayan bir karşı darbe’ nitelemesini kullanan Barkey, “Bu süreçte, orduyu savaşma kabiliyetini aşındırdı, onbinlerce masumu, bazı en iyi ve en parlak beyinleri hapse attı ve düşmanlarıyla karşıtlarının vatan haini olduğu paranoyak bir siyaset tarzını kurumsallaştırdı. Bu, sonunda Türkiye’ye iyi gelmeyecek” ifadelerini kullandı.

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/