Gazete insan: 07/15/17

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Erdoğan gözünü şimdi de buraya dikti: Yok edecekler!


Résultat de recherche d'images pour "İğneada"

Erdoğan gözünü şimdi de buraya dikti: Yok edecekler!

Avrupa’nın en büyük longoz ormanına sahip olan İğneada, AKP’nin yeni hedefi haline gelmiş durumda.
Eşsiz bir ekosisteme sahip olan bölge, AKP’nin 3. nükleer santral için belirlediği yer olurken, bu tercih İstanbul’da yaşayan milyonların da hayatını tehlikeye atıyor. Kuzey Ormanları Savunması’ndan Nuray Çolak, konuyla ilgili soL’un sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sinop ve Akkuyu’nun ardından 3. nükleer santral için çalışmalara başladıklarını açıkladı.
Üçüncü nükleer santral için yer olarak Kırklareli’ndeki İğneada seçilirken, yine çok büyük bir rant ve doğa katliamı hazırlığı gündeme gelmiş oldu.
Avrupa’nın en büyük longoz ormanına sahip olan İğneada, projeyle birlikte büyük bir yıkıma uğrayacakken, AKP’nin ve sermayenin kar hırsının büyük kazalara yol açma ihtimali de düşünüldüğünde İstanbul’un dibinde yapılacak proje için endişeler de artıyor.
İğneada’yı hedef alacak projeye ilişkin Kuzey Ormanları Savunması’ndan Nuray Çolak, soL’a açıklamalarda bulundu. “Avrupa’nın en zengin longoz ormanlarından birini de barındıran İğneada eşşiz ekosisteme sahip” diyen Çolak, “Türkiye’de bulunan 453 kuş çeşidinin yarısını bu bölgede görmek mümkün.
Ayrıca, 610 çeşit bitki, 51 tür memelinin de yuvası. Santralin tüm ekosistemi etkileyeceği açık. Bulgaristan’a komşu bu bölgede ormanlık alanı sadece bir dere ayırıyor. Sınırın diğer tarafında, Strandja Doğal Parkı’nda çadır kurmak bile yasakken bizim tarafta termik santral, doğalgaz boru hattı, çimento limanı, nükleer santral inşa edilmek isteniyor” ifadeleriyle süreci özetledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde 3. nükleer santral için çalışmalara başlanacağını duyurdu. Buraya gelmeden Akkuyu ve Sinop projelerine ilişkin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? 

Son dönemde “yerli ve milli olma” vurgusu ön plana çıksa da ülkenin enerji ihtiyacının çok fazla olduğu gerekçesi ile enerji tesislerinin sayısının arttırılması uzun yıllardır gündemimizde.
Enerji ihtiyacının karşılanması için her türlü doğal kaynağın feda edilebileceği anlayışla birlikte bu yatırımların özel şirketler eliyle yapılması da genel yöntem olarak benimsenmiş durumda. Harita üzerinden verilen HES izinlerinin nasıl büyük bir tahribat yarattığını görüyoruz.



Son dönemde termik santrallere verilen izinlerin sayısında ciddi artış var. Enerji ihtiyacımızın karşılanması için bu projelerin yeterli olmayacağı ve nükleer enerjinin de kullanımının zorunlu olduğu iddia ediliyor. Hangi kriterlere göre belirlendiği muğlak olarak Mersin Akkuyu ve Sinop’ta iki nükleer santral planlanıyor.
Résultat de recherche d'images pour "İğneada"

Projelerin neden olabileceği olası tehlikeler neler peki?
Akkuyu için özel yasa da çıkarılarak Ruslarla anlaşma yapıldı. 49 yıllığına üretim lisansı verildi. Ancak bizler bu tesisinin güvenliğinden emin olamadığımız gibi atıkların nasıl taşınacağı, nerede depolanacağı gibi hayati soruların cevaplarını da alabilmiş değiliz. Son olarak Cengiz inşaatın da ortak olduğu projede tüm sorumluluk şirkete verilmiş durumda.
Burada temel mesele ise bizim enerji ihtiyacımızın gerçekte ne kadar olduğudur. Sürekli ve artan bir talep olduğu iddia edilse de enerjide arz fazlamız olduğu Enerji Bakanlığının raporlarında yer aldı, bu alanda yatırım yapan şirketlerce de ifade edildi. Arz fazlası yüksekken sürekli bir enerji talebi olduğu söylemi ile tüm doğal yapının tahrip edilmesi pahasına enerji santralleri yapılıyor.
Enerji talebinin yönetilmesine ilişkin hiçbir önlem alınmazken tüm dereler, ormanlar ve dağlar enerji “kaynağı” olarak görülüyor. Tüm diğer türlerden farklı olarak nükleer tesislerin kaza riski de düşünüldüğünde bu projelerin kabul edilmesi mümkün değil.
‘EŞSİZ BİR EKOSİSTEME SAHİP’
Üçüncü nükleer santralin İğneada’ya yapılacağına ilişkin ilk açıklama 2015 yılında gelmiş ve büyük tepki çekmişti. Şimdi konu Erdoğan’ın açıklamasıyla yeniden gündemde. Bu projenin İğneada’ya vereceği zararlara ilişkin değerlendirmeniz nedir?
Avrupa’nın en zengin longoz ormanlarından birini de barındıran İğneada eşşiz ekosisteme sahip. Türkiye’de bulunan 453 kuş çeşidinin yarısını bu bölgede görmek mümkün. Ayrıca, 610 çeşit bitki, 51 tür memelinin de yuvası.
Santralin tüm ekosistemi etkileyeceği açık. Bulgaristan’a komşu bu bölgede ormanlık alanı sadece bir dere ayırıyor. Sınırın diğer tarafında, Strandja Doğal Parkı’nda çadır kurmak bile yasakken bizim tarafta termik santral, doğalgaz boru hattı, çimento limanı, nükleer santral inşa edilmek isteniyor.

İSTANBUL DA TEHLİKE ALTINDA
Bir kaza durumunda ise radyoaktif sızıntının, İstanbul’un yanı sıra nüfus yoğunluğunun çok fazla olduğu Türkiye’nin batı bölgelerini etkileyeceği görülüyor. Çevre Mühendisleri Odası, İğneada’nın bulunduğu bölgeden Türkiye’nin içlerine doğru bir hava akımı olduğu ifade ederek nükleer santral için yanlış bir yer seçimi olduğunu söylüyor. Hükümet tarafındansa, karar alma sürecine dair hiçbir açıklama yapılmıyor.
Longoz, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistemdir. Yalnızca belirli ağaç (örneğin, dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (örneğin, göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (örneğin, kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ederler. Kaynak: longozukoru.org


DÜNYADA İLK KEZ…
Erdoğan bu projelere ilişkin gelen tüm eleştirilere “ülkenin gelişmesini istemeyenler ve dış mihraklar” yanıtları veriyor. Peki, biri Rusya biri de Japon-Fransız ortaklığıyla yapılacak bu projeler gerçekten ülkeyi “geliştirecek” projeler mi? 
“Milli ve yerli” olacak diye başlanan süreçte, dünyada ilk defa ülke sınırları içinde başka bir ülkenin sahip olacağı bir santral kuruluyor. Elektrik Mühendisleri Odası da ülkemizin bu anlaşma ile santralin ne sahibi ne ortağı ne de işleteni olduğunu söylüyor. Rusya’ya 15 yıl boyunca alım garantisi veriliyor ve diğer santrallerden elde edilen elektriğe verilen ücretlerin çok üzerinde bir alım fiyatı uygulanacak.
Gelişmeden ne anladığımız ve gelişme için nasıl bir yöntem belirlendiği ile ilgili temel bir görüş ayrılığımız olduğu ortada. Enerjinin büyük kısmının kullanıldığı sanayi sektörüne baktığınızda, ana sektörün inşaat ve buna bağlı sektörler olduğunu görüyoruz. Dışarıdan alınan hurda demirin eritilmesi ile demir çelik üreterek, çimento üreterek gelişme ne kadar mümkün?
2023 hedefleri olarak tarif edilen ve Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde olma hedefinin çok gerisinde olduğumuz da ortada. Doğanın bir kaynak olarak tanımlandığı bakış açısında doğadaki yıkımı gelişme için mazur görebilen, insanların hayatlarını kaybetmesini de fıtrat olarak tanımlayan bir yönetim anlayışı ile karşı karşıyız.
Kalkınma söylemi ile meşrulaştırılan projelerle belirli şirketlerin karlılığı dışında bir fayda beklemiyoruz. İklim değişikliğinin yavaşlatmaya ilişkin önlemlerin tartışıldığı bir dünyada termik santrallerin planlanmasını akılcı bir tarafını göremiyoruz. İklim değişikliğine ilişkin önlemleri ve projenin çevreye etkilerini göz ardı eden anlayış amaçlanan aksine ekonomiye de zarar veriyor.
3. havalimanı ve 3. köprü gibi yap-işlet-devret modeli ile inşa edilen projelerde yurt dışından finansman sağlanamadığını ve devlet garantisi ile kamu bankalarından finansman sağlanmaya çalışıldığını da görüyoruz.
Sermaye hareketini korumak uğruna yapılanlar ise müşterek, adaletli ve dengeli bir ekonomik iyileşmeyi veya kullanılan tabirle kalkınmayı aramıyor. Ne yazık ki bunun sonucu içinde insana yaşam veren doğanın ve tüm ögeleriyle hayatın yıkımı olacaktır.
kaynak: http://haber.sol.org.tr/toplum/erdogan-gozunu-simdi-de-buraya-dikti-yok-edecekler-202843

Günün Özeti: Stockholm Center for Freedom: ‘15 Temmuz Erdoğan’ın Darbesi’




Günün Özeti: Stockholm Center for Freedom: ‘15 Temmuz Erdoğan’ın Darbesi’
İsveç düşünce kuruluşu Stockholm Center for Freedom (SCF), geçtiğimiz yıl gerçekleşen tartışmalı darbe girişimi ile ilgili detaylı ve çarpıcı bir rapor yayınladı.
“15 Temmuz: Erdoğan’ın Darbesi” başlıklı raporda, 15 Temmuz “Türkiye’nin otoriter Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, gücünü artırarak konsolide etmek, başkanlık sistemini garantilemek, muhaliflerini bertaraf etmek ve Suriye’ye girmek gibi amaçlarla, kendisine bağlı istihbarat birimleri ve askeri kadrolarla birlikte kurgulayarak yönettiği bir kumpas ya da ‘sahte bayrak (false flag)’ operasyonudur,” şeklinde tanımlanıyor.
Tartışmalı darbe girişimi için “Başarısızlığı baştan garantilenmiş ancak Erdoğan açısından amaçlarına fazlasıyla ulaşmış bir darbe girişimidir,” tespitine yer veriliyor.

Rapor ile ilgili açıklamalarda bulunan SCF Başkanı Abdullah Bozkurt, “15 Temmuz öncesi Ankara’da dillendirilen darbe söylentileri Erdoğan tarafından bir fırsata çevrilmiş ve kendi kurguladığı darbeyi sahneye koyarak muhaliflerini bertaraf edeceği bir ortam oluşturmuştur,” dedi. Bozkurt, “Aylar süren titiz bir çalışmanın neticesinde hazırlanan raporun, 15 Temmuz ile ilgili gerçeklerin aydınlatılmasında önemli bir kaynak olacağını umut ettiğini,” söyledi

191 sayfalık raporda, Erdoğan ve hükümetin resmi söylemleri ile gerçekler arasında derin bir uçurum olduğu üzerinde duruluyor. İddianamelerin, emniyette alınan ifadelerin, mahkeme zabıtlarının ve Meclis 15 Temmuz Araştırma Komisyonu’nun tutanaklarının titiz bir şekilde masaya yatırıldığı çalışmada askeri uzmanların ve görgü tanıklarının anlattıklarına da yer veriliyor.

Raporun en dikkat çeken bölümlerinden birini ise, Erdoğan ve ailesinin tatil yapmakta olduğu Marmaris’ten ayrılma süreci ile ilgili olarak ile resmi belgelerdeki söylemlerle görgü şahitlerinin anlattıkları arasındaki büyük çelişkiler teşkil ediyor.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın tartışmalı darbe girişimindeki rolüne özel bir yer ayrılan raporda, Akar ve Fidan’ın makul bir açıklama getiremedikleri 14 Temmuz ve 15 Temmuz 1016 günleri gerçekleştirdikleri sıra dışı eylem ve hareketleri dakika dakika ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.

Kendisini kaçırma planları yaptığı iddia edilen “darbeciler”in, oradayken rahatlıkla enterne edebilecekleri Genelkurmay Karargahı’ndan kendisini kapıya kadar uğurlamalarının çelişkisi vurgulanıyor. Darbe girişimine yönelik askeri hareketliliğin ise Hakan Fidan Karargah’tan ayrıldıktan hemen sonra başlamasının tuhaflığına dikkat çekiliyor.

Genelkurmay Başkanı Akar’ın, darbecileri darbe girişimlerini erkene çekmeye zorlayarak akamete uğrattığına dair iddialarını çürüten somut bilgi ve kanıtların yer aldığı raporda, Genelkurmay Başkanı’nın birbirleriyle ve yaşanan gerçeklerle çelişen ifadeleri genişçe analiz ediliyor. Raporda, ayrıca, Akar’ın darbe girişiminin neresinde olduğu sorusuna net cevaplar aranıyor.

SCF’nin “15 Temmuz: Erdoğan’ın Darbesi” başlıklı raporunda, darbeye karıştığı iddia edilen askerlerin, emir komuta içerisinde bir faaliyetin, bir tatbikatın veya bir terör saldırısına karşı alınan güvenlik tedbirlerinin parçası olarak harekete geçtiklerini sanmaları için yapılan planlamalar ve eylemler ilk defa kamuoyu ile paylaşılıyor.

15 Temmuz’a yönelik ilk hareketlenmenin başladığı 11 Temmuz 2016 günü, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda sınırlı sayıda subaya talimatla duyurulan ve “bilmesi gereken” kuralı kapsamında gizli tutulması emredilen Konvansiyonel Olmayan Harekat (KOH) planı görüntüsü altında bir çok askerin tuzağa nasıl düşürüldüğü de bütün detaylarıyla ilk kez paylaşılıyor.

Raporda bilgisine başvurulan üst düzey askeri uzmanlar, tartışmalı darbe girişimine katılan asker sayısının azlığına dikkat çekiyor. Darbeci oldukları suçlamasıyla 168 generalin tutuklandığının altını çizen askeri uzmanlar, emirleri altında fiilen 200 binden fazla asker bulunan bu kadar çok generalin çoğu er-erbaş ve askeri öğrenci olmak üzere sadece 8 bin 500 civarı asker ile darbe yapmaya kalkışmalarının mantıksızlığına işaret ediyorlar.

Darbe girişimine sahne olan başlıca mekanlara ve kritik isimlerin oynadıkları rollere genişçe yer ayrılan raporda, 15 Temmuz gecesi şüpheli hareketler sergileyen kuvvet komutanları ile dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın dikkat çeken eylemlerine de ayrıntılı olarak yer veriliyor.

Hiçbir şeyin henüz belli olmadığı darbe girişiminin daha ilk dakikalarından itibaren Erdoğan ve hükümetin bu girişimin arkasında olmakla suçladığı Fethullah Gülen’in SCF’ye yaptığı özel açıklamalar da kamuoyunda uzun süre tartışılacak gibi. Söyleşide darbe girişimini öğrendiğinde ilk tepkisinin ne olduğunu da anlatan Gülen, 15 Temmuz öncesine dair olarak “Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın uzun zamandır bir darbe hazırlığı içerisinde olduğunu, buna matuf ciddi çalışmalar yaptığını duyduğunu,” da ifade ediyor.

Özel röportajda “15 Temmuz Erdoğan ve avenesi tarafından kurgulanmış̧, haince bir senaryoydu,” diyen Gülen, “Tiyatro veya senaryo derken meseleyi basitleştirmek adına söylemiyorum. Neticeleri Türkiye’deki bütün gerçekleşmiş̧ darbelerden daha ağır oldu, oluyor. 249 insanımız hayatını kaybetti. Elli bin masum insan hapishanelere atıldı. Halk ayrıştı, insanlar arasında telafisi zor husumet tohumları ekildi. Başkanlık adı altında Ortadoğu ülkelerinde görülen Baas tipi bir diktatörlük tesis ediliyor,” şeklinde tespitlerde bulunuyor.

Raporda, ayrıca, Gülen Hareketi ile tartışmalı darbe girişimini ilişkilendirmekte ismi en çok kullanılan Adil Öksüz’ün kaybolmadan önceki son saatleri tafsilatlı bir şekilde yer alıyor. Akşam yemeğe geleceğini söyleyerek evden ayrılan Öksüz’ün en son yaptığı telefon görüşmesine de raporda yer veriliyor.

15 Temmuz gecesi hayatını kaybeden sivil-asker vatandaşların kimler tarafından öldürüldüğünün ciddi şekilde sorgulandığı raporda, ölenlerin otopsileri ve bu cinayetlerde kullanılan silahların balistik incelemeleri konusunda yaşanan belirsizlikler üzerinde ciddiyetle duruluyor. O gece sahada oldukları kesinlik kazanan Erdoğan yanlısı paramiliter güçlerin kim oldukları ve kimler tarafından organize edildikleri sorgulanırken, Erdoğan ve hükümetin 15 Temmuz’u aydınlatma çabalarını engelleme ve karartma gayretleri üzerinde de genişçe duruluyor.

Terim ve damatlarının ‘mekan basmasıyla’ ilgili haberi yayınlanmayan AA muhabiri istifa etti





Terim ve damatlarının ‘mekan basmasıyla’ ilgili haberi yayınlanmayan AA muhabiri istifa etti 

Anadolu Ajansı İzmir bölge müdürlüğünde görevli muhabir İbrahim Evrim Ayral, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ve iki damadının İzmir Alaçatı’da bir restoranı basmasıyla ilgili haberinin yayınlanmaması nedeniyle istifa etti.
‘Dünyanın neresinde olursa olsun haberdir’

AA muhabiri İbrahim Ayral
Kişisel Facebook hesabından yaptığı açıklamada ‘yayınlanmayan’ haberine de yer veren Ayral “Dünyanın neresinde olursa olsun bu haberdir. Bu haberi yayınlamayan, yayınlayamayan da ben ajansım, gazeteyim, adamım diye gezmesin sakın. Böyle gazeteci olamaz” dedi.

‘Terim engelletti’

Ayral’ın ‘Fatih Terim’in yayınlanmasını engellettiğini’ öne sürdüğü ‘Fatih Terim ve damatları hakkında darp iddiası’başlıklı haberinde, basılan restoranın sahibi Selahattin Aydoğdu’nun ifadelerine yer veriliyor.

‘Geldi ama hemen kaçtı’

Aydoğdu yaşananları şöyle anlatıyor: “Önce atıştık. Sonra arbede oldu. Birbirimize vurduk. Sonra araya girdiler beni tuttular. Bir baktım yok. Kayboldu. Yani Fatih Terim Bodrum’dan delikanlılık yapıp buraya geliyorsa erkek gibi dövüşecekti. Kadın gibi kaçmayacaktı. Geldi ama iki dakika sürdü. Hemen kaçtı. Kavga etmeye geliyorsan kaçmayacaksın. O da bana yumruk attı ben de attım. Damadı da sandalye fırlattı. Sandalye bir personelimize çarptı.”


Üniversitede kadrolaşma skandalı





Üniversitede kadrolaşma skandalı

Marmara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Öğretmenliği Yüksek Lisans Programına başvuran, bölüm 2.si mülakatta 0 puan aldı. 92 ortalamaya ve 76 ALES puanına sahip öğrenciye mülakat aşamasında 100 üzerinden 0 puan verilmesi ise tartışma yarattı.
Marmara Üniversitesi yüksek lisans öğrenci alımı sırasındaki son aşama olan mülakat, üniversitelerde yaşanan kadrolaşmayı gözler önüne serdi.
Odatv'de yer alna habere göre, uluslararası İlişkiler doktora bölümünde Doktora programı için yaşanan olayda ALES puanı 100 üzerinden 92, Genel Ağırlıklı Not Ortalaması (GANO) ise 100 üzerinden 98 olan bir öğrenciye mülakat sonucu olarak 100 üzerinden 5 puan verildi.

Aynı durum Uluslararası İlişkiler ile Uluslararası Politik Ekonomi Doktora Programı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dalı Sinema Tezli Yüksek Lisans Programı’nda yaşandı.
Sosyal medyada "rezalet" olarak adlandırılan olayın ardından üniversite sınavı iptal ettiğini bildirdi.
Benzer bir olay da Eğitim Bilimleri Enstitüsü'ne bağlı Resim-İş Eğitimi Bölümü'nde yaşandı. Üniversitenin lisans programından derece ile mezun olan öğrenciye mülakat aşamasında 0 puan verilerek saf dışı bırakıldı. Yüksek Lisans için yapılan mülakatta 15 öğrenciye 100 üzerinden 100 puan verildi.



Akşener'in partisi için ilk oy tahmini yapıldı




Akşener'in partisi için ilk oy tahmini yapıldı
Meral Akşener liderliğinde kurulacak siyasi partide yer alan Milletvekili Nuri Okutan, AKP'lilerin kendilerine 'iyi yolda olduklarını' söylediklerini belirterek iktidar vekillerinden de kendilerine katılım olacağını söyledi. Okutan, kurulacak yeni partinin oy oranı için ‘yüzde 26’ tahmininde bulundu.
KRT’de Çağlar Cilara’nın programına konuk olan Okutan, “Meral Akşener liderliğinde yeni kurulacak olan parti TBMM’de grup kurabilecek mi?” şeklindeki soruya verdiği yanıtta, “Biz net bir şekilde sizin cevabınızı verelim, biz Meclis’te grup kurabileceğiz. Bir taraftan entelektüel, zihinsel alt yapıyı hazırlayıp diğer taraftan teşkilatlanma çalışmalarını yürütüyoruz” dedi.
Meclis’te AKP'lilerin kendisine, ‘iyi yoldasınız, devam edin’ dediğini söyleyen Okutan, Akşener’in kuracağı partinin Meclis grubu oluşturmasına AK Parti’den de destek geleceğini söyledi. Okutan anketlerde Meral Akşener’in kuracağı partiye oy verecek olanların yüzde 26 olarak gözüktüğünü de ifade etti.
http://www.birgun.net/haber-detay/aksener-in-partisi-icin-ilk-oy-tahmini-yapildi-169945.html

Bu konuşmadan sonra protokol konuşmaları iptal oldu





Bu konuşmadan sonra protokol konuşmaları iptal oldu

CHP Genel Başkanı Devrimci Kemal mecliste yaptığı konuşmada darbenin öncesinden haberdar olunduğundan, Adil Öksüz’ün 2012 den bu yana Hava Kuvvetleri imamı bilindiği halde 2 cep telefonu ve jprs cihazı ile serbest bırakıldığı halde neden izlenmediği, onu ziyaret eden Başbakanlık müşavirinin ziyaretinden tutun bir çok konuda açıklamalarından sonra akşam yapalacak protokol konuşması iptal edildi. Erdoğan’ın […]
CHP Genel Başkanı Devrimci Kemal mecliste yaptığı konuşmada darbenin öncesinden haberdar olunduğundan, Adil Öksüz’ün 2012 den bu yana Hava Kuvvetleri imamı bilindiği halde 2 cep telefonu ve jprs cihazı ile serbest bırakıldığı halde neden izlenmediği, onu ziyaret eden Başbakanlık müşavirinin ziyaretinden tutun bir çok konuda açıklamalarından sonra akşam yapalacak protokol konuşması iptal edildi.
Erdoğan’ın bilgisi olduğunu ispatlayan Devrimci Kemal akşam konuşturulmayacak. Ancak aldığımız son bilgilere göre Kılıçdaroğlu bu protokole katılmayacağı öğrenildi.
Haydar Akar sosyal medyada şöyle duyurdu olanları;
TBMM’de Genelbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz öncesi ve sonrasını yaşananları belgeleriyle ortaya koyunca akşam yapılacak protokol konuşmalarını iptal ettiler. Sadece AKP genel başkanı konuşacak. ŞAŞIRDIK MI HAYIR. BİR GÜN GERÇEKLER ORTAYA ÇIKACAK.
15 Temmuz’un öncesi ve sonrasında yaşananları anlamak istiyorsak Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün TBMM genel kurulunda yaptığı tarihi konuşmayı izlemeli ve izlettirmeliyiz.



Kılıçdaroğlu hem Akar'a hem de Erdoğan'a bakarak sordu



Kılıçdaroğlu hem Akar'a hem de Erdoğan'a bakarak sordu
TBMM, darbe girişiminin birinci yıldönümü vesilesiyle özel oturumda toplandı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, locada oturan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dönerek çok sert eleştirilerde bulundu.
Başkan Kahraman konuşmasında Meclis’in bugün 15 Temmuz gecesi anısına bastırıp tüm vekillere dağıttığı fotoğraf albümünden de bahsetti. O esnada CHP sıralarından “biz neden yokuz” tepkileri yükseldi. Bunun üzerine Kahraman; CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel başta olmak üzere o gece Meclis’te bulunan CHP’lilere de teşekkür etti. Binali Yıldırım’ın ardından kürsüye CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu geldi.
Kılıçdaroğlu özel oturumda yaptığı konuşmada şunları söyledi “FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirdiği darbe girişiminin birinci yıl dönümündeyiz. Darbe girişimine halkımızla birlikte direnmiş Meclis’imizin değerli mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. Peygamber ocağı olarak bilinen ordumuzun terör örgütüne karşı direnmesi bizlere onur verdi. Darbe girişiminin engellenmesine canı pahasına çalışan Ömer Halisdemir şahsında şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Dünyanın en kanlı ve sinsi örgütlerinden olan FETÖ’nün darbesinin başarısız kılınması halkımızın demokrasiye sahip çıkmasıyla olmuştur. Bir daha darbe girişimiyle karşı karşıya kalmamak için iki temel koşul var. Demokrasinin geliştirilmesi ve derinleştirilmesi. Bunu 16 Temmuz 2016 günü toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda da ifade ettim. Darbe girişiminin bütün boyutlarıyla masaya yatırılması gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını sağlamaktır.”
HULUSİ AKAR’A BAKARAK ELEŞTİRDİ
CHP lideri, locada bulunan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a doğru bakarak 15 Temmuz soruşturmasına ilişkin eleştirilerini sıraladı. CHP lideri “Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı’nın milli iradenin temsilcilerine, sizlerin arasındaki komisyon üyelerine bilgi vermesi sağlanamamıştır. Bu iki değerli bürokratın siz değerli temsilcilerin sorularına yanıt vermek yerine yazılı bilgi vermeleri kabul edilebilir değildir. Genelkurmay başkanı hangi gerekçe ve talimatla komisyona gelmeleri engellenmiştir. Bu tablo üzerinde durmamız gereken temel konudur. Pek çok karanlık noktanın aydınlanmasına ortam oluşturamamıştır. MİT Müsteşarı’nın komisyona gönderdiği yazıdan bir paragraf: ‘MİT’in daha önce dış makamlarla paylaşılan notlarda cemaatin darbe girişimi yapabileceğini ancak TSK’da istihbarat toplayamadığı için net bir istihbarata ulaşılamadığı ifade edilmiştir.’ Yeminli tutanak düzenlemiş MİT’in orduya bilgi verdiği ortaya çıkmıştır. Bu açıklama pek çok noktadan sorunludur. 2012 tarihinden itibaren Adil Öksüz’ün hava kuvvetleri imamı olduğu bilinmektedir. Adil Öksüz asker değildir. Sadece Adil Öksüz değil, Kemal Batmaz, Nurettin Çiçek asker değildir. Darbe toplantıları özel evlerde yapılmıştır. Adil Öksüz GPS cihazı ile serbest bırakılmıştır.
Haydi diyelim serbest bırakıldı. Milli İstihbarat Teşkilatı onu neden izlememiştir. Darbe yapılmış ama bir kişi Başbakanlık Müşaviri Adil Öksüz’ü ziyaret ediyor. Söyler misiniz? Bir kişi ortalık toz duman ama bu kişi elini sallayarak Adil Öksüz ile görüşmeye gidiyor. MİT’in verdiği bilgiler bizi tatmin etmiyor. 15 Temmuz günü darbeden bilgi var mı yok mu? O konuda da en somut bilgileri önünüze koyacağım.
Binbaşı O.K. savcılığa davet ediliyor. ‘Bana ne olabileceğini sordular. Ben de büyük bir faaliyet olabileceğini hatta darbe olabileceğini söyledim. Darbe olabilir kelimesi kullandığımı çok iyi hatırlıyorum’ diyor. Bunlar üzerinde durulması gereken konular. Savcı ikinci kez bilgi almak ister. O.K. MİT kadrosuna alınır izin verilmez. FETÖ ara iddianamesi hazırlandı savcılar görevden alındı. Bu savcılar kimin bilgisine başvurmak istedi ve görevden alındı” diye konuştu.
“BU SORUYU SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA SORUYORUM….”
Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü “Bu soruyu sayın Cumhurbaşkanı dahil herkese soruyorum. Ben Adil Öksüz olayını gündeme getirdim. MİT açıklama yaptı. Bylock’a ilişkin tespitler Mayıs 2016’dan itibaren, çalışmaya konu ham verilerle birlikte adli makamlar güvenlik birimleri ve diğer ilgili makamlara ilgili makamlar biri sarayda oturuyor biri arkada oturuyor. FETÖ’ye operasyon için neden 15 Temmuz beklendi. Size mayıs ayında bildirmişler. Bunlar devleti ele geçirdi demişler. Sayın başkan değerli milletvekilleri 250 şehidimiz 2193 gazimiz var en azından bunların anısına… Bu ayrıntıların ortaya çıkması engelleniyor. Darbe girişiminden hemen sonra üç önemli noktaya dikkat çektim. Hukuk içinde yapalım. Hızla normalleşme süreci, üç güçlü bir demokrasi yaratabiliriz demiştim. Ne yazık ki aradan geçen bir yıl içinde yapılması gerekenler yapılmamış yapılmaması gereken her şey yapılmıştır. Hukuk dışına taşmıştır. Yargıya müdahalelerle engellenmiştir. Darbe araştırma komisyonu soruşturmayı savuşturuyor. Kalıcı OHAL rejimi kurulmuştur. Darbeye karşı bombalar altında direnen meclisin yetkileri elinden alınmıştır. Darbenin siyasi ayağı ortaya çıkarmaya dönük çabaların önü kapatılmaktadır. Darbede bulunanların darbecileri destekleyenlerin devleti en hassas noktaya koyanların hesap vermesi sağlanmadan darbe ile mücadele yapılamaz. Darbenin merkez örgütü FETÖ bu güce bir günde erişmedi. Yargıda bürokraside bu çeteyi hakim güç haline getirenler teşhir edilmelidir. Devleti başka tehlikeli ittifaklardan uzak tutmak şanstır”

İlker Başbuğ: Hulusi Akar iyi bir sınav veremedi



İlker Başbuğ: Hulusi Akar iyi bir sınav veremedi
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Hulusi Akar başta olmak üzere TSK'nın komuta kademesinin iyi bir sınav veremediğini açıkladı.
İlker Başbuğ canlı yayında Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlarken önemli tespitler yaptı. FOX TV özel yayınında konuşan İlker Başbuğ, 15 Temmuz’un bir askeri darbe olmadığını, FETÖ’nün silahlı darbesi olduğunu vurguladı ve darbe girişiminin bir oyun senaryo olmadığını düşündüğünü ifade etti. İlker Başbuğ, ayrıca 15 Temmuz’da başta Hulusi Akar olmak üzere TSK komuta kademesinin iyi bir sınav veremediğini de belirtti.
Başbuğ, “Bunu TBMM 15 Temmuz’u araştırma komisyonunda da söyledim, burada da ifade edeyim; 15 Temmuz darbe girişiminin başarılı olamamasının en önemli nedeni Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesinin bu darbeye karşı direnmesidir. Aksi olsaydı ne olurdu diye düşünmek bile istemiyorum. Allah korusun” dedi.

CHP'li Erdoğdu 15 Temmuz'un karanlık noktalarını değerlendirdi




CHP'li Erdoğdu 15 Temmuz'un karanlık noktalarını değerlendirdi
Meclis Darbe Araştırma Komisyonu’nun CHP’li Üyesi Erdoğdu darbe girişiminin yıldönümünde konuşarak, "Cemaat’in hazırlıklarını devletin öngördüğünü, vakit tamam olunca da darbenin başlamasına göz yumduğunu düşünüyoruz" dedi.
15 Temmuz Darbe Girişimi’nin üzerinden bir yıl geçti. Darbe girişimini fırsata çeviren AKP, 20 Temmuz’da OHAL ilan etti. “Darbecilerle mücadele” adı altında tüm muhaliflere yönelik bir tasfiye süreci başlatıldı. Baskı ve tasfiye tüm hızıyla devam ederken, 15 Temmuz’la ilgili pek çok karanlık nokta, iktidar karartması nedeniyle aydınlatılamadı hâlâ.

Bu süreci yakından izleyen TBMM Darbe Araştırma Komisyonu Üyesi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu ile 15 Temmuz’u Birgün'e anlattı. “AKP kanlı ve hain darbeye giden yolları elleriyle döşedi” diyen Erdoğdu’nun, “Devletin Cemaat’in hazırlıklarının tamamından ya da belki bir kısmından haberdar olduğunu, vakit tamam olunca da darbenin başlamasına göz yumup yarı yolda sekteye uğrattıktan sonra ilan edilen OHAL ile ne kadar muhalif varsa tasfiye edilmesine izin verdiklerini düşünüyoruz” sözleri dikkat çekici. 
Erdoğdu’ya yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

15 Temmuz’un üstünden bir yıl geçti. Ancak o güne ilişkin pek çok karanlık nokta var. Size göre yanıt bekleyen en temel sorular hangileri?

O kadar çok cevapsız soru var ki! Hatırlayalım o günü. MİT’e 15 Temmuz’da bir ihbarcı geliyor. Kara Havacılık Okulu’nda pilot. Saat 03.00’te MİT Müsteşarı’nı ikametgâhından kaçıracaklarını söylemiş. İstihbarat şefi gece askeri helikopterle askerler tarafından herhalde fidye için kaçırılmaz. Bu darbe girişiminin bal gibi de işaretidir. MİT, ihbarı Genelkurmay’a bildiriyor. Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılan Fidan bu olayın daha büyük bir olayın işareti olabileceğini söylüyor, bir nevi darbe olasılığından bahsediyor. Bunun üzerine Akar olağanüstü önlemleri uygulamaya koyuyor.

Bu arada Fidan, Genelkurmay Başkanı ve dönemin 2. Başkanı’nın önünde Cumhurbaşkanı’nı arıyor ama Koruma Müdürü’yle görüşebiliyor. Akar’a yaptığı ciddi uyarıları neden Cumhurbaşkanı’na da aktarmadığını, neden görüşmekte ısrarcı olmadığını öğrenemedik. Komisyona gönderdiği yazıda da değinmemiş. Koruma Müdürü Muhsin Köse’ye darbe olasılığından bahsedip bahsetmediğini, bahsetmediyse ki Org. Güler’in ifadesinden anladığımız kadarıyla bahsetmemiş, neden bahsetmediğini soramadık. Darbeyi araştıran savcılar da öğrenemedi. Merak edip de Muhsin Köse ve Hakan Fidan’ın ifadelerine başvurdular mı, bilemiyoruz.

MİT MÜSTEŞARI KAYIP
Fidan’a o akşam ulaşılamıyor olması olağan mı?

Ülkede kıyamet koparken Başbakan, köprüyü kapatan tankı TV’de görünce MİT Müsteşarı’nı arıyor ama ulaşamıyor, o sırada nerede bilinmiyor. Gece neredeydi bilinmiyor. İstihbarat şefidir, bilinmemesi normaldir, diyebilirsiniz. Ama Başbakan aramış ulaşamamışsa bit yeniği ararız.

Fidan Genelkurmay’a 18.10’da girmiş, 20.20’de ayrılmış. Çünkü MİT karargâhında 20.30’da yabancı bir konukla randevusu varmış. Muhtemelen Başbakan, ofisinden 21.00’de ayrılıp Tuzla’daki konutuna giderken Fidan da Ankara’da bu görüşmedeydi. Başbakan konutuna 21.35’te girmiş. Darbeciler Whatsapp’ta Yurtta Sulh adında bir grup kurmuş, 21.26’da emir verilmiş, ‘İstanbul dışına çıkan trafiğe izin verilecek, içeri giren trafik engellenecek’ diye. Başbakan Boğaz Köprüsü’nü geçer geçmez askerler köprüyü trafiğe kapatmış. Bu zırhlılar Maltepe’den köprüye havadan uçarak gelmedi herhalde. Aynı gün akşamüstü devletin en tepesindeki konuşmalara rağmen bu askeri hareketliliğin izlenmemiş olması nasıl açıklanacak?

‘HABERLERİ VARDI’
MİT’in, Genelkurmay’ın, Cumhurbaşkanı’nın ya da Koruma Müdürü’nün bir darbe olasılığından en azından 2-3 saattir haberinin olduğu kesin o zaman…

Biliniyor evet, ama kimse bir şey yapmıyor. Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı’nın ifadesinden öğrendik, darbe olasılığı varsa birliklere ve komutanlarına kışladan çıkmama emri verilirmiş. Bu emir de verilmemiş, neden?
Başbakan Ankara’ya giderken Kastamonu dolayında jandarma aracından ateş açılınca tünel inşaatına sığınmış. Kastamonu Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Faruk Bal ve Kurmay Başkanı Jandarma Pilot Kurmay Albay İrfan Kılıçarslan’ın 16 Temmuz gece yarısına doğru tutuklanarak cezaevine konulduğunu öğrendim. Bu isimlerin şu andaki durumları hakkında bilgim yok ama.

‘FİDAN GÖREVİNİ YAPMADI’ 
Başbakan neden bilgilendirilmedi?

Fidan’ın, Yıldırım’a neden bilgi vermediğini hâlâ bilmiyoruz. Başbakan son bir yılda nedenini öğrenebildi mi onu da bilmiyoruz. Başbakan’ın görevini yapmayan Fidan’ı neden hâlâ o görevde tuttuğunu da öğrenemedik.
Fidan Komisyon’a gönderdiği yazıda darbe girişiminin başlamasının ardından tüm teşkilatın teyakkuza geçirildiğini belirtmişti. Ancak ihbarın daha bir büyük eylemin parçası olma olasılığını ya da daha açık söylemek gerekirse darbe olasılığını MİT’in yerel birimlerine bildirmediğini biliyoruz.

‘Öksüz’ün kaybolması tesadüf değil’
Adil Öksüz meselesi hâlâ aydınlatılmadı...

Adil Öksüz tüm darbe planlamasının içindeki önemli bir isim. Darbeciler için Akıncılar o gece önemli bir yer. Cumhurbaşkanı’nı Marmaris’te kaldığı otelden kaçıracak darbeci askerlere talimatlar da hep bu üsten verilmiş. Adil Öksüz bu darbenin karanlıkta kalan yerlerini aydınlatacak bilgilere sahip birisiymiş.

Kaybolması da tesadüf olmamış bence
Komisyon görevini yapabildi mi?

İnsanların aklıyla alay ediyorlar. Araştırmayalım, gerçekler ortaya çıkmasın diye çırpındılar. AKP’li Reşat Petek dinlenmesini istediğimiz birçok isme davet bile göndermedi. Basının komisyon toplantılarında kameralarla görüntü almasını engelledi.
Suçluluk psikolojisi ile darbeyi aydınlatmak için attığımız her adımı sayısal çoğunluğu kullanarak engellediler.

Bu süreçte binlerce gözaltı, görevden alma yaşanırken darbenin siyasi ayağı konusunda neden hiçbir ilerleme kaydedilemedi?

Saraylarda, konaklarda dayısı olmayan herkes ensesinden tutulup işten atılırken, hapse tıkılırken “damatların” önce alınıp sonra, halkın zekâsıyla alay edercesine, hem de kanuna aykırı belgelerle serbest bırakılması darbenin siyasi ayağının kim olduğu konusunda yeterince fikir veriyor bence.

‘Rapora CHP’yi ekleme talimatı Saray’dan’
Darbe Komisyonu Raporu’na Adalet Yürüyüşü’nün ardından CHP’yi hedef alan bir ekleme yapılmasıyla ilgili ne söylemek istersiniz?

Adalet Yürüyüşü ile Saray’ın kimyası bozuldu, buna hiç şüphe yok. Rapora bunun eklenmesi talimatı Saray’dan geldi bana göre. Bize sundukları raporda bunlar yoktu. Etik değil bir kere. Biz buna izin vermeyiz. Bizi FETÖ’yle ilişkilendirmeye çalışmak da tam şark kurnazlığı. Kimse yemiyor. Kusura bakmasınlar. AKP, devleti bunlara teslim ederken CHP’nin nasıl uyardığı, neler söylediği arşivlerde duruyor.

‘AKP, bu darbeyi bekliyordu’
15 Temmuz’a gelinen süreç, bu süreçte AKP’nin rolü konusunda neler söylenebilir?

AKP, 2002’de iktidara geldikten sonra Gülen Cemaati ile stratejik bir işbirliğine girdi. Devlet kadrolarını tamamıyla cemaate teslim etti. Cemaatin normal yollardan yerleşemediği devlet kadrolarını iftirayla, hileyle, sahtekârlıkla boşaltarak ele geçirmesine yeri geldi göz yumdu, yeri geldi yardımcı oldu. Daha önce devlete gizlice sızan Fethullah Gülen Cemaati mensupları, 2002 yılında AKP ile kurulan ittifak sonucu devletin hemen tüm kurumlarını teslim aldı. AKP bu kanlı ve hain darbeye giden yolu elleriyle döşedi. Kesinlikle bu darbeyi bekliyordu. Zira Cemaat’in en kritik adamları istihbarat birimlerince biliniyordu. Bilinmemesi mümkün mü? Kendileri söylüyor 15 Temmuz’dan çok önce saldırının başladığını.

‘Aralarında paylaşım kavgası başlayınca...’

AKP, cemaat kadrolarının devlete yerleşmesi için liyakati rafa kaldırdı, hukukun çiğnenmesine izin verdi. Devletin nefesinin Gülen cemaatinin ensesinden çekilmesini sağlayıcı adımlar attı. Bunları da bilerek yaptığını kendi itiraflarından öğreniyoruz. Ömer Dinçer’in kitabında anlattıkları ortada. “Tayyip Erdoğan siyasi sorumluluğu, ben hukuki sorumluluğu aldık MGK raporunu sumen altı ettik” diyor. Güç paylaşımından kavga kopunca da düğmeye basıldı ve savaş ilan edildi. Komisyona gelip bilgi veren bürokratlar, AKP’nin cemaati nasıl koruyup kolladığını, iktidarda olan partinin milletvekillerinin önünde itiraf edemiyorlar. Ya da dünya görüşü olarak aynı şekilde düşündükleri için hükümet karşısında muhalefete koz vermek istemiyorlar.

‘Darbenin başlamasına göz yumdular’
CHP’nin “kontrollü darbe” söylemi iktidarı kızdırıyor. Neden “kontrollü darbe” diyorsunuz?

Gülen Cemaati’nin aslında 17 Aralık 2013 öncesinde de devlet için tehlike arz ettiğini kimse açıkça söylemiyor, resmi yazıya dökemiyor. O yüzden biz Cemaat’in tüm hazırlıklarını devletin öngördüğünü, hazırlıkların belki tamamından belki bir kısmından haberdar olduğunu, vakit tamam olunca da darbenin başlamasına göz yumup, yarı yolda sekteye uğratarak sonrasında ilan edilecek OHAL ortamında ne kadar muhalif varsa demokratik olmayan bir şekilde tasfiye edilebilecek bir ortama izin verdiklerini düşünüyoruz.

Bu süreçte binlerce gözaltı, görevden alma yaşanırken darbenin siyasi ayağı konusunda neden hiçbir ilerleme kaydedilemedi?

Saraylarda, konaklarda dayısı olmayan herkes ensesinden tutulup işten atılırken, hapse tıkılırken “damatların” önce alınıp sonra, halkın zekâsıyla alay edercesine, hem de kanuna aykırı belgelerle serbest bırakılması darbenin siyasi ayağının kim olduğu konusunda yeterince fikir veriyor bence.
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/chp-li-erdogdu-15-temmuz-un-karanlik-noktalarini-degerlendirdi-h36011.html

Dünyanın gözünden 15 Temmuz!



Dünyanın gözünden 15 Temmuz!

Dünya medyası, 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünün birinci yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirilen etkinlikleri takip ediyor.
Reuters haber ajansı, TBMM’de düzenlenen ’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ özel oturumunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve muhalefet partisi üyelerinin bir araya geldiğini yazdı.

İngiliz ajansı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Meclis’te yaptığı eleştirel konuşmayı aktarırken, Ankara’dan İstanbul’a yapılan Adalet Yürüyüşü’ne haberinde yer verdi.
BBC ise, “Türkiye başarısız darbenin yıldönümünü anıyor” başlığıyla internet sitesinin manşetinden verdiği haberinde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbecilere karşı direnişin simgesi haline gelen Boğaziçi Köprüsü’nde bir anıtın açılışını yapacağını ve sonrasında gece yarısı Ankara’ya geçip geçen yıl darbecilerin saldırdığı dakikalarda Meclis’e hitap edeceğini” yazdı.
İngiliz yayın kuruluşunun haberinde, Meclis’teki özel oturumda Başbakan Binali Yıldırım’ın 15 Temmuz 2016 için kullandığı “İkinci Kurtuluş Savaşı” ve “Türkiye'nin en karanlık, en uzun gecesi” ifadelerine yer verildi.
Ülkenin bölünmüşlüğüne dikkat çeken BBC, Meclis oturumunda yaptığı konuşma sırasında hükümetin darbe sonrası uygulamalarını eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu ifadelerini de dünyaya duyurdu:
“Darbeye karşı bombalar altında direnen meclisin yetkileri elinden alınmıştır. Geçen yıl adalet yerle bir edildi. Hızlı bir normalleşme süreci yerine kalıcı OHAL rejimi kuruldu.”
http://www.yurtgazetesi.com.tr/dunya/dunyanin-gozunden-15-temmuz-h36105.html

Bakanlık'tan 15 Temmuz etkinliği talimatı: Bütün kamu personelinin katılımı zorunludur




Bakanlık'tan 15 Temmuz etkinliği talimatı: Bütün kamu personelinin katılımı zorunludur

İçişleri Bakanlığı, 15 Temmuz için anma etkinliği düzenlenmesi için talimat verdi, valilik bütün kamu personelinin katılımını zorunlu tuttu. Talimat üzerine tepkisini dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, 'Bu talimat sarayın 15 Temmuz’un da kanıtıdır' dedi.
İçişleri Bakanlığı, 15 Temmuz için anma etkinlikleri düzenlenmesi talimatını verdi. Talimat üzerine Antalya Valililiği’nden tüm kamu kurum ve kuruluşlarına resmi yazı gönderildi. Yazıda akşam düzenlenecek yürüyüş ve devamında Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşecek programa ilişkin “Bölge, il ve şube müdürleri tüm personelleri ile birlikte katılacaklardır” ifadeleri kullanıldı. Talimatla insanların meydanlara doldurulmasının demokrasilerde kabul edilebilir olmadığını söyleyen CHP Genel Başkan Yardıncısı Çetin Osman Budak, “Bu talimat sarayın 15 Temmuz’un da kanıtıdır” dedi.

İçişleri Bakanlığı, tüm valiliklere “15 Temmuz Şehitleri Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü Etkinlikleri” konulu yazı gönderdi. Valiliklere 11 Temmuz’dan 16 Temmuz gecesine kadar yapılacaklara ilişkin bilgi verilen yazıda yazıda şunlar sıralandı:

* Şehir meydanları ve 15 Temmuz’da sembol olmuş mekanlarda 15 Temmuz günü saat 20.00’den itibaren planlanması,
* Cumhurbaşkanlığımızın belirlediği süreyle Demokrasi Nöbetlerinin planlanması,
* 15 Temmuz şehit ve gazilerin ziyaret edilmesi, etkinliklere kendilerine yer verilmesi,
* Tüm etkinliklerde Türk Bayrağı kullanılması,
* Katılım için toplu araçlardan ücret alınmaması hususunun değerlendirilmesi, ifadelerinin ardından vali ve kaymakamlara şu etkinliklerin düzenlenmesi tavsiye edildi:
* Müftülüklerce 7 Temmuz Cuma günü okunacak hutbelerde camilerimizde Kuran-ı Kerim Hatm-i Şeriflerinin hafta boyunca okunmasının duyrulması, şehit olan vatandaşlan için Mevlid-i Şerif programlarının yapılması,
* 15 Temmuz günü milli Birlik yürüyüşlerinin tertip edilebileceği,
* 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan 00.13’te tüm camilerimizde sela okunarak demokrasi nöbetlerine başlanılması, Sayın Cumhurbaşkanımınızın belirlediği süre boyunca nöbetlere devam edilmesi
Tüm personel katılacak

Yazının illere ulaşmasının ardından Antalya Valiliği tüm kamu kurum ve kuruluşlarına söz konusu yazı ile birlikte bir yazı daha gönderdi. Valilik yazısında, “Ayrıca 15 Temmuz 2017 tarihinde saat 21.00’de Atatürk Devlet Hastanesi önünden başlayacak Milli Birlik Yürüyüşü’ne ve devamında Cumhuriyet Meydanında yapılacak olan programa ise; bölge, il ve şube müdürleri tüm personelleri ile birlikte katılacaktır” talimatı dikkat çekti.

Cumhuriyet

Yerim Destanınızı' diyen Yeliz Koray gözaltına alındı





'Yerim Destanınızı' diyen Yeliz Koray gözaltına alındı
Kocaeli Koz Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeliz Koray, haber yapmak için gittiği Ankara'da gözaltına alındı. Koray, 'Yerim Destanınızı!' başlıklı yazısı ile 15 temmuz darbe girişiminin yıldönümüne ilişkin yazı kaleme almış ve çeşitli kesimler tarafından hedef gösterilmişti.

Konuyu sosyal medya hesabından paylaşan Yeliz Koray,'Sen gece kalk Ankara’ya gel, sabah kalk Cumhurbaşkalığı Kulliyesine git, kapıda hakaret davasından araman çıksın gözalti..hastane..karakol.. adliye.. Demeç almaya geldim, ifade veriyorum…” ifadelerini kullandı.
Akşam saatlerinde Koray'ın evine gelen İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Güvenlik Şube ekipleri Koray'ı gözaltına aldı.
İşte Yeliz Koray'ın o yazısı:
Yerim destanınızı!
1.Dünya Savaşı
4 yıl sürdü
Tekrar ediyorum 4 yıl
Yani 16 mevsim,
208 hafta,
bin 460 gün…
Kafkas, Kanal, Filistin-Suriye, Çanakkale, Hicaz-Yemen,
Makedonya, Galiçya, Romanya Cepheleri açıldı.
İtilaf Devletlerinin 42 milyon askerine karşı 2 milyon 850 bin kadardık.
Kafkas Cephesi’nde Sarıkamış’ı Rus ordusundan almak için savaştık.
90 bin asker DONARAK ÖLDÜ.
Dok-san-bin asker…
Lojistik destek gelememişti çünkü.
Zaten açlardı, üşüyerek, uykuya dalarak öldüler.
Kimi anasını, kimi sevdiğini hayal ederek uykuya daldı.
Bir daha uyanmadılar…


Çanakkale Cephesi…
Zafer kazanıldı ama bedeli 500 bin insanın ölümü oldu.
253 bini asker, gerisi sivildi.
Tarihçiler, hastalıktan ölenlerin bu sayının iki katı olduğunu söyler.
Bir de o dönem üç lisenin mezun veremediğini.
Galatasaray, Konya ve İzmir Liseleri…
Çünkü elleri silah tutuyordu, çocuklardı, dönmeyi düşünmemişlerdi…
Dönemediler, tarihe “meçhul çocuk asker” olarak geçtiler.
Çoğunun ismi de mezarı da yok, Çanakkale’de yatıyorlar!
Kurtuluş Savaşı..
Doğu Cephesi’nde Ermenilerle
Güney Cephesi’nde Fransızlarla savaştık.
Doğu Anadolu tamamen kurtarıldı, TBMM resmen tanındı.
Maraş, Urfa, Adana ve Sakarya’da zafer kazandık.
Fransızları yurttan TEMİZLEDİK.
Şehirlerimize; Gazi, Kahraman, Şanlı isimleri verdik.
Batı Cephesi daha kanlıydı.
1. ve 2. İnönü, Kütahya-Eskişehir, Sakarya Savaşı yaşandı.
Sakarya Savaşı, tarihe en çok subayın şehit olduğu savaş olarak girdi.
İtalyanlar Muğla ve Antalya’dan çekildi.
Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruzu BAŞLATTI!.
Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra
“İlk hedefiniz Akdeniz ileri” dedi.
Yunan ordusu İzmir’e kadar kovalandı, İzmir düşman işgalinden KURTARILDI!
Batı Anadolu düşmandan tamamen TEMİZLENDİ.
Konferanslar, kongreler, ateşkesler, anlaşmalar…
Kurtuluş Savaşı da 4 yıl sürdü.
16 mevsim,
208 hafta,
bin 460 gün…
Binlerce şehit verdik.
O binlercenin yine iki katından fazlası bulaşıcı hastalıktan öldü.
YILLARDIR PKK’YA VERİLEN ŞEHİTLERİ SAYMIYORUM BİLE…
Ve 15 Temmuz…
1 gün bile sürmedi.
Tekrar ediyorum 24 saat bile değildi; 15 saat sürdü!
Limana yanaşan düşman gemilerinden değil,
sağ olsun Erdoğan’ın ‘eniştesi’nden öğrendik.
Ama hazırlıksız değildik.
Lojistik destek tamdı mesela.
Nedense 4 farklı noktada bekletilen uçaklar-helikopterler,
3G bağlantıları, televizyonlar, radyolar…
Düşman bu kez ne İngiliz, ne Fransız, ne de Almandı…
Bir zamanlar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen,
istedikleri her şey verilen “muhterem hoca efendileri”ydi.
Amaç devleti ele geçirmekti ama nedense birkaç tankla darbe yapmaya çıkmışlardı.
Her şeyden habersiz masum erlerle polisi ve vatandaşı karşı karşıya getirdiler.
Kardeşi kardeşe kırdırdılar!
Kurtuluş yine bizimkilerden; FETÖ’nun kumpas kurduğu Kemalist askerlerden geldi.
Ve milletin direnişiyle birlikte darbe püskürtüldü.
Sonuç 248 şehit, yüzlerce yaralı…
***
Kısaca…
Evladını beşikte bırakan Nene Hatunlar
Kocasını toprağa verip cepheye koşan Kara Fatmalar…
Çocuk, yaşlı, kadın demeden..
Atamızın önderliğinde bizlere
19 Mayıs’ı,
23 Nisan’ı,
30 Ağustos’u,
29 Ekim’i bıraktılar!
Amma…geriye Sarıkamış’ta ölenler için ‘halay’ çektiğimiz anmalar…
“Yağmur yağıyor çocuklar üşümesin” diye yasaklanan 23 Nisan’lar…
Her sene hastalık bahanesiyle iptal edilen 19 Mayıs’lar
ve güvenlik gerekçesiyle yasaklanan 30 Ağustos’lar kaldı!



***
Velhasıl
“Elin tokadını yemeyen kendi tokadını yumruk sanırmış!”
Tarihe altın harflerle yazılan onca zafer,
binlerce şehit ve ders alınacak yüzlerce hikaye kalmışken…;
Darbenin araştırılmasını istemediğiniz meclis önergeleri,
Muhterem hoca efendinizi değil de masum askeri karşınıza alarak bastırdığınız afişler,
Bir türlü TEMİZLEYEMEDİĞİNİZ,
KOVALAYAMADIĞINIZ ve
Düşmandan KURTARAMADIĞINIZ vatan varken
Size de hiçbir güvenlik gerekçesi göstermeden 1 hafta bayram yapmak komik gelmiyor mu?
Gelmiyorsa yukarıdaki satırları tekrar okuyun beyler, bayanlar…

'Yerim Destanınızı' diyen Yeliz Koray gözaltına alındı




'Yerim Destanınızı' diyen Yeliz Koray gözaltına alındı
Kocaeli Koz Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeliz Koray, haber yapmak için gittiği Ankara'da gözaltına alındı. Koray, 'Yerim Destanınızı!' başlıklı yazısı ile 15 temmuz darbe girişiminin yıldönümüne ilişkin yazı kaleme almış ve çeşitli kesimler tarafından hedef gösterilmişti.


Konuyu sosyal medya hesabından paylaşan Yeliz Koray,'Sen gece kalk Ankara’ya gel, sabah kalk Cumhurbaşkalığı Kulliyesine git, kapıda hakaret davasından araman çıksın gözalti..hastane..karakol.. adliye.. Demeç almaya geldim, ifade veriyorum…” ifadelerini kullandı.
Akşam saatlerinde Koray'ın evine gelen İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Güvenlik Şube ekipleri Koray'ı gözaltına aldı.
İşte Yeliz Koray'ın o yazısı:
Yerim destanınızı!
1.Dünya Savaşı
4 yıl sürdü
Tekrar ediyorum 4 yıl
Yani 16 mevsim,
208 hafta,
bin 460 gün…
Kafkas, Kanal, Filistin-Suriye, Çanakkale, Hicaz-Yemen,
Makedonya, Galiçya, Romanya Cepheleri açıldı.
İtilaf Devletlerinin 42 milyon askerine karşı 2 milyon 850 bin kadardık.
Kafkas Cephesi’nde Sarıkamış’ı Rus ordusundan almak için savaştık.
90 bin asker DONARAK ÖLDÜ.
Dok-san-bin asker…
Lojistik destek gelememişti çünkü.
Zaten açlardı, üşüyerek, uykuya dalarak öldüler.
Kimi anasını, kimi sevdiğini hayal ederek uykuya daldı.
Bir daha uyanmadılar…



Çanakkale Cephesi…
Zafer kazanıldı ama bedeli 500 bin insanın ölümü oldu.
253 bini asker, gerisi sivildi.
Tarihçiler, hastalıktan ölenlerin bu sayının iki katı olduğunu söyler.
Bir de o dönem üç lisenin mezun veremediğini.
Galatasaray, Konya ve İzmir Liseleri…
Çünkü elleri silah tutuyordu, çocuklardı, dönmeyi düşünmemişlerdi…
Dönemediler, tarihe “meçhul çocuk asker” olarak geçtiler.
Çoğunun ismi de mezarı da yok, Çanakkale’de yatıyorlar!

Kurtuluş Savaşı..
Doğu Cephesi’nde Ermenilerle
Güney Cephesi’nde Fransızlarla savaştık.
Doğu Anadolu tamamen kurtarıldı, TBMM resmen tanındı.
Maraş, Urfa, Adana ve Sakarya’da zafer kazandık.
Fransızları yurttan TEMİZLEDİK.
Şehirlerimize; Gazi, Kahraman, Şanlı isimleri verdik.
Batı Cephesi daha kanlıydı.
1. ve 2. İnönü, Kütahya-Eskişehir, Sakarya Savaşı yaşandı.
Sakarya Savaşı, tarihe en çok subayın şehit olduğu savaş olarak girdi.
İtalyanlar Muğla ve Antalya’dan çekildi.
Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruzu BAŞLATTI!.
Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra
“İlk hedefiniz Akdeniz ileri” dedi.
Yunan ordusu İzmir’e kadar kovalandı, İzmir düşman işgalinden KURTARILDI!
Batı Anadolu düşmandan tamamen TEMİZLENDİ.
Konferanslar, kongreler, ateşkesler, anlaşmalar…
Kurtuluş Savaşı da 4 yıl sürdü.
16 mevsim,
208 hafta,
bin 460 gün…
Binlerce şehit verdik.
O binlercenin yine iki katından fazlası bulaşıcı hastalıktan öldü.
YILLARDIR PKK’YA VERİLEN ŞEHİTLERİ SAYMIYORUM BİLE…
Ve 15 Temmuz…
1 gün bile sürmedi.
Tekrar ediyorum 24 saat bile değildi; 15 saat sürdü!
Limana yanaşan düşman gemilerinden değil,
sağ olsun Erdoğan’ın ‘eniştesi’nden öğrendik.
Ama hazırlıksız değildik.
Lojistik destek tamdı mesela.
Nedense 4 farklı noktada bekletilen uçaklar-helikopterler,
3G bağlantıları, televizyonlar, radyolar…
Düşman bu kez ne İngiliz, ne Fransız, ne de Almandı…
Bir zamanlar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen,
istedikleri her şey verilen “muhterem hoca efendileri”ydi.
Amaç devleti ele geçirmekti ama nedense birkaç tankla darbe yapmaya çıkmışlardı.
Her şeyden habersiz masum erlerle polisi ve vatandaşı karşı karşıya getirdiler.
Kardeşi kardeşe kırdırdılar!
Kurtuluş yine bizimkilerden; FETÖ’nun kumpas kurduğu Kemalist askerlerden geldi.
Ve milletin direnişiyle birlikte darbe püskürtüldü.
Sonuç 248 şehit, yüzlerce yaralı…
***
Kısaca…
Evladını beşikte bırakan Nene Hatunlar
Kocasını toprağa verip cepheye koşan Kara Fatmalar…
Çocuk, yaşlı, kadın demeden..
Atamızın önderliğinde bizlere
19 Mayıs’ı,
23 Nisan’ı,
30 Ağustos’u,
29 Ekim’i bıraktılar!
Amma…geriye Sarıkamış’ta ölenler için ‘halay’ çektiğimiz anmalar…
“Yağmur yağıyor çocuklar üşümesin” diye yasaklanan 23 Nisan’lar…
Her sene hastalık bahanesiyle iptal edilen 19 Mayıs’lar
ve güvenlik gerekçesiyle yasaklanan 30 Ağustos’lar kaldı!



***
Velhasıl
“Elin tokadını yemeyen kendi tokadını yumruk sanırmış!”
Tarihe altın harflerle yazılan onca zafer,
binlerce şehit ve ders alınacak yüzlerce hikaye kalmışken…;
Darbenin araştırılmasını istemediğiniz meclis önergeleri,
Muhterem hoca efendinizi değil de masum askeri karşınıza alarak bastırdığınız afişler,
Bir türlü TEMİZLEYEMEDİĞİNİZ,
KOVALAYAMADIĞINIZ ve
Düşmandan KURTARAMADIĞINIZ vatan varken
Size de hiçbir güvenlik gerekçesi göstermeden 1 hafta bayram yapmak komik gelmiyor mu?
Gelmiyorsa yukarıdaki satırları tekrar okuyun beyler, bayanlar…

KILIÇDAROĞLU’NUN MECLİS KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI




KILIÇDAROĞLU’NUN MECLİS KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz Darbe Girişimi anma programında yaptığı konuşmada darbe girişimiyle hesaplaşmak için FETÖ mensuplarını devlete yerleştirenlerin hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu’nda düzenlenen 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni anma programı kapsamında konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu, Araştırma Komisyonu’nun Darbe Girişimi’nin üzerini örttüğünü ve Darbe Girişimi ile hesaplaşmanın yolunun FETÖ mensuplarını devlete yerleştiren hesap vermesinden geçtiğini vurguladı.
Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:
Darbe girişiminin 1. yıldönümündne darbenin başarısız kılınmasında en önemli rolü üstlenen şehitlerimiz ve gazilerimizi anıyorum.
Şehit astsubay Ömer Halisdemir’in şahsında darbeye karşı direnen tüm polis ve asker şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Bir daha darbeyle karşılaşmamak için bu 2 konu çok önemli:
1- Darbe girişiminin bütün boyutlarıyla masaya yatırılması, gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasını sağlamak.
2- MİT Müsteşarı’nın hangi gerekçe ile komisyona gelmesi engellenmiştir.
3- 2012 tarihinden itibaren Adil Öksüz’ün Hava Kuvvetleri imamı olduğu devletin arşivlerinde vardır, bilinmekteydi.
4-Başbakanlık Müsteşarı Sarıkoca, Adil Öksüz’ü neden ziyaret etti.
5- MİT’in verdiği bilgiler bizi tatmin etmedi.
6- O.K. darbe olabileceği istihbaratını vermiş.
ERDOĞAN VE BOZDAĞ’A O SAVCILARI SORDU
FETÖ ana iddianamesini hazırlayan savcılar neden görevden alındılar. Bu soruyu Adalet Bakanına (Bekir Bozdağ) ve Cumhurbaşkanına (Tayyip Erdoğan) soruyorum.


15 Temmuz’ün tüm ayrıntıları ortaya çıkmalı.
Normalleşme yerine kalıcı OHAL rejimi kuruldu.
Darbenin siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı.
Darbecileri devletin tepesine yerleştirenlerin hesap vermesi sağlanmadan bu mücadele olmaz.

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/