Gazete insan: 07/08/17

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Kızlık Zarının Evrimsel Süreçteki Yeri Nedir?

Résultat de recherche d'images pour "hymen"
Kızlık Zarının Evrimsel Süreçteki Yeri Nedir?
Evrim sürecinde kızlık zarının ne gibi bir öneme sahip olduğu konusu kafanızda soru işaretleri yaratabilir ancak Sözlük yazarı ''kanalizasyondaki niyazi''nin entry'si sonrası bu soru işaretlerinin çoğunu giderebilirsiniz.
iStock.com
1- evrim doğal bir süreçtir. entropi neden artıyorsa, heyelan neden aşağı doğru oluyorsa bir canlının evrimi de aynı sebepten olur, fizik ve kimya kanunları o şekilde yönlendirdiği için.
2- evrim herhangi diğer doğal süreçler gibi bilinçsiz olduğundan bir amacı yoktur. harika çözümler geliştirdiği gibi aptalca şeyler de geliştirir, iki kafalı canlılar, mikrosefali, şeker hastalığı, hemofili, anemi, delik kalp vb şeyler evrimin bu aptalca, doğal olarak hayatta kalamayan geliştirmeleridir.
3- kızlık zarının kızlık denetimi için yada başka birşey için geliştirildiği fikrine sahip kişiler burada sadece kendine güldürüyor...
kızlık zarı, aksesuar tragus neden varsa ondan vardır. bir anomalinin genetik olarak birikmesi ve popülasyonda yaygınlaşması sebebiyle. bazen bu anomaliler tesadüfen canlının hayatını kolaylaştırır, bazen bir boka yaramaz bazen de canlının hayatını zorlaştırır.
eğer kolaylaştırırsa ve canlının gen aktarımını arttırırsa daha iyi görüş, daha gelişmiş beyin, daha iyi kamufle olan kürk gibi, bu anomali sonraki nesillerde varlığını devam ettirmekle kalmaz rafine olur, belirginleşir ve görülme sıklığı artar.
eğer hiçbir katkısı olmazsa görülme sıklığı ortalama bir düzeyde kalır.
eğer hayatı zorlaştırıyorsa, polisefali, delik kalp vb, gen aktarımına müsaade etmediğinden kendi kendini eler ve görülme sıklığı azalır.
yaşam şartları değişir de olumsuz bir mutasyonun gen aktarımına etkisi azalırsa, şeker, kalp hastalıkları, kanser, göz bozuklukları, sakat uzuvlar vs gibi bu mutasyonların görülme sıklığı artar.
hayat dediğin şey bu kadar basit işte.
kızlı zarı küçük dudaklarla ilgili bir mutasyondur, çoğu zaman hayata etki etmese de bazen zar yırtılmasına bağlı aşırı kanama, enfeksiyon gibi sebeplerle ölüme yol açabilir. -ancak- seçilime etki eden kültürel bir olgu, kızlık zarı olan kadınları korur, diğerlerini toplumdan dışlar, öldürür yada vahşi hayatta ölüme terkederse görülme sıklığı artar. evrimsel bir amacı olmasına gerek yoktur.
Ekşisözlük

Bahçeli, dört sayfalık açıklamada AKP’ye tek laf etmedi!




Bahçeli, dört sayfalık açıklamada AKP’ye tek laf etmedi!
Milliyetci Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İç ve Dış Gelişmelerle" ilgili açıklamalarda bulundu.
İç ve dış siyasi gelişmelerin sürekli dibe doğru seyir izlemekte, risk ve tehlikelerin serpilip sivrilmekte olduğunu söyleyen Bahçeli, "Türkiye her alanda gerilim yaşamaktadır. Fitne kol gezmektedir. Aziz milletimiz oluşan ve yaygınlaşan karanlık tabloyu kaygıyla izlemektedir. İstikrarsızlık derinleşirken, huzursuzluk tırmanmaktadır. Bu kapsamda Türkiye'mizin beka ve birlik mücadelesi ağırlaşmaktadır. Ülkemiz hem içerden hem de dışardan gittikçe sertleşen, günden güne şiddetlenen bir kuşatma altındadır. Vicdan sahibi her insanımız, her vatandaşımız bu yalın ve yakın gerçeği görmektedir. Karşımızdaki manzara iç açıcı olmadığı gibi umut verici de değildir" ifadelerini kullandı.
"CHP, FETÖ ve PKK'NIN ZEHİRLİ KOLLARINA YÜRÜYOR"
Bahçeli 15 Temmuz hain FETÖ darbe kalkışmasının yıldönümü yaklaştıkça toplumsal tansiyonun artış gösterdiğine, provokasyon ihtimallerinin çoğalmakta olup kaos ve kargaşa beklentilerinin güçlenmekte olduğuna dikkat çekip, Kılıçdaroğlu'nun "Adalet Yürüyüşü"ne tepki gösterdi.
Bahçeli konuyla ilgili sözleri şöyle:
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 15 Haziran'da başlayan sözde adalet yürüyüşü Türkiye üzerinde kirli hesap ve hedefleri olan habis çevrelere koz vermekle kalmamış, önemli bir mevzi elde etmelerini de temin ve takviye etmiştir. CHP yollarda adalet ararken, Telafer'de Türkmenler soykırıma maruz kalmakta, Ermeniler kanlı eylemlerine yenilerini katmaktadır. Nitekim geçtiğimiz günlerde 200'e yakın soydaşımız katil örgüt IŞİDtarafından katledilmiş, Azerbaycanlı soydaşlarımızın kanı dökülmüş, ne var ki uluslararası toplumdan en ufak kınama veya itiraz duyulmamıştır. CHP, FETÖ ve PKK'nın açılan zehirli kollarına doğru hevesle yürürken Bulgaristan'da Türklere yönelik baskı ve zulüm fazlalaşmış, ayrıca çetrefilleşen Katar krizi Türkiye'yi zora sokmuştur. CHP, Türkiye'nin yıkım ve bölünmesini projelendiren odaklara göz kırptıkça, dahası onlarla aynı hizada adımlar attıkça bunalım döngüsü alanını genişletmiştir. Terörizmin maskeli yüzleri adalet iddiasıyla anarşi ve asayişsizliğe doğru yürüdükçe Türkiye Doğu Akdeniz ve Ege'de stratejik engellemelerle karşılaşmıştır.
"CHP YÜRÜDÜKÇE HAİNLER ZEMİN KAZANMIŞTIR"
Güney sınırlarımız boyunca PKK-PYD'nin terör devleti kurmak için küresel güçlerden aldıkları destek ve yardım Afrin merkezli yeni bir açmazın, milli güvenliğimize yönelmiş yeni bir tahrikin somut ilanı olmuştur. Suriyeli mültecilerin neden olduğu kavga ve kutuplaşmalar ise çok tehlikeli bir sınıra dayanmıştır. CHP, kaybettiği adalet ve ahlakı yolda aradıkça toplumsal kaynama, sosyal gerginlikler kamçılanmıştır. CHPyürüdükçe zalimler el ovuşturmuş, hainler zemin kazanmış, hazımsızlar, husumet besleyenler, nefret salgınına tutulan yerli ve yabancı mihraklar Türkiye'nin belini kırmanın arayış ve çabasına koyulmuşlardır.
"AVRUPA PARLAMENTOSU'NUN TÜRK DÜŞMANLIĞI TESCİLLENMİŞTİR"
AP'nin Türkiye ile müzakereleri durdurma karaıyla ilgili ise Bahçeli şunları söyledi:
En son Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nun, AB Komisyonu 2016 Türkiye Raporu'na ilişkin kararı ibret ve esef verici olmasının ötesinde, hukuken yok hükmündedir. Avrupa Parlamentosu 6 Temmuz 2017 tarihinde yanlı, samimiyetten uzak, dürüst ve dostane olmaktan tamamen mahrum siyasi bir karara imza atarak Türk ve Türkiye karşıtlığını bir kez daha tescillemiştir. 25 Nisan 2017'de, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu'nda, 'Türkiye'nin siyasi denetim sürecine dahil edilmesine' dair karardan sonra yeni bir sübjektif ve sorunlu siyasi şuursuzluk karşımızdadır. Avrupa'nın Türkiye'ye bakışı hastalıklıdır. Müzakerelerin askıya alınmasıyla ilgili raporun onaylanması tam anlamıyla temelsiz, mesnetsiz, düşmanca bir yaklaşımdır.

"AVRUPA, KÖHNE VE KÖTÜRÜM BİR TUTUMA SAVRULMUŞTUR"
16 Nisan Halk oylamasını bir türlü kabullenemeyen, bir türlü içine sindiremeyen Avrupa köhne ve kötürüm bir tutuma savrulmuştur. Esasen Avrupa Parlamentosu'nun güdük, çürük ve çorak kararı Türk milletinin irade ve egemenlik haklarına tahammülsüzlüğün eser ve sonucudur. Bu itibarla bizim nezdimizde hiçbir itibar ve inandırıcılığı yoktur. 16 Nisan Halk oylamasında 18 maddelik anayasa değişikliğine onay veren tertemiz seçimiyle, şaşmaz demokratik tercihiyle Türk milletidir. Avrupa Parlamentosu'nun kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Kopenhag kriterlerini hatırlatarak müzakerelerin askıya alınmasıyla ilgili aldığı tavsiye kararı elbette hezeyan ve demokrasiyle ters düşen sapma halidir. Avrupa zihniyeti kendi kendisini yalanlamakta, sözde savunduğu değerlerle çelişmektedir. Kaldı ki, Hollanda'nın 15 Temmuz'la ilgili karartma politikası, Türkiye'yi temsilen bu ülkedeki Türklerle buluşacak hükümet üyelerine engel çıkarması bir nevi zorbalık, açıkça demokrasi ve özgürlük inkarıdır.
"İP İNCELDİĞİ YERDEN KOPMALIDIR"
Sistematik bir şekilde, belirli aralıklarla ülkemize Avrupa tarafından aba altından sopa gösterilmesi, küçümseme ve aşağılama teşebbüsünde bulunulması hiçbir değer ve insani mirasa sığmayacaktır. Türk milleti böylesi bir çirkin muamelenin muhatabı olmadığı gibi buna izin de vermeyecektir. AB'ye katılım müzakerelerinin durdurulması bağlamında ülkemizin tehdit edilmesi, şantaj altında tutulması asla iyi niyetli sayılamayacaktır. İp inceldiği yerden kopacaksa kopmalıdır. Türkiye hiç kimseye, hele AB'ye mahkum, mecbur ve muhtaç değildir. Hiçbir uluslararası yapı, oluşum, teşekkül, birlik veya kuruluş milletimize istikamet çizemeyecek, ayar veremeyecek, hizaya getirmeye cüret edemeyecektir. Türk milleti güçlüdür, egemendir, varlığına ve beraberlik hukukuna muhakkak surette sahip çıkacaktır. Milliyetçi Hareket PartisiAB'nin naz ve kaprislerine, haksız itham ve iftiralarına karşı devlet ve milletiyle yan yana, iç içedir. Bilinmelidir ki, 15 Temmuz melun işgal plan ve senaryosunu tamamlamak isteyenler; FETÖ, PKK ve yerli taşeronları üzerinden yeni denemeler peşine düşenler ya ezilecekler ya da gömüleceklerdir. Bunun başka yol ve çaresi kalmamıştır. Çünkü konu vatandır, konu millettir, konu bayraktır, konu devletin istikbal ve istiklalidir. Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'nin hak ve haysiyetinin, Türk milletinin tarihsel miras ve emanetlerinin can pahasına, fedakarca müdafaasından yanadır. Bu uğurda bir bedel varsa seve seve ödenecek, çile ve badirelere gönül huzuruyla katlanılacaktır.
 http://www.habererk.com/siyaset/bahceli-dort-sayfalik-aciklamada-akpye-tek-laf-etmedi-h35172.html

Darbeyi yöneten Adil Öksüz ile ilgili şok eden iddia





Darbeyi yöneten Adil Öksüz ile ilgili şok eden iddia
Ahmet Nesin, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit ismi olduğu açıklanan firari Adil Öksüz hakkında çarpıcı bir iddiayı köşesine taşıdı.
"Adil Öksüz'ün nasıl ve neden ve niçin serbest bırakıldığını ve şu anda Türkiye'de mi, yurt dışında mı olduğunu bilen yok. Yer yarıldı Adil Öksüz yerin dibine gitti, asker bilmiyor, polis bilmiyor, MİT bilmiyor, en kötüsü enişte de bilmiyor. Zaten enişte bile bilmiyorsa Adil Öksüz neden aranır ki, ne önemi vardır ki, bence gereksiz yere haftada bir Öksüz için ortalığı vesveseye veriyorlar, karıştırıyorlar. Gizli ve anidenbire yapılmaya kalkışılan bir darbeyi, darbe yapılan kişiye bildiren bir enişte, anidenbire yapılmaya çalışılan darbenin başındaki adamın yerini bilmiyorsa, o adam darbe girişiminin başındaki adam değildir, hatta bence darbe girişimi köyünden bilem değildir." diyen Ahmet Nesin'in ArtıGerçek'te yayımlanan yazısı şöyle:

15 Temmuz gecesinden önce kaç kişi Adil Öksüz'ü tanıyordu bilemem ama o günden beri adamın ismini 7'den 70'e ezberledik. Kendisiyle ilgili bilmediğimiz kalmadı gibi bişey, hangi dakika ne yaptığına kadar biliyoruz. Biliyoruz, çünkü adam heran elimizde, daha doğrusu elimizdeymiş ama 15 Temmuz'u 5 geçe ya da 10 geçe bir "PÜFFFF" olmuş, şimdi bulabilene Aşk olsun. Esasında Adil Öksüz yakalansa orta-doğu ve balkanların ve hatta dünyanın en traji-komik darbesi açıklanacak.

Kimin başlattığını Adil Öksüz biliyor, kimler kaytardı ya da hiç bulaşmadı, alayını o biliyor. İşte bütün sorun burada düğümlenecekken yakalanan Adil Öksüz'ün nasıl ve neden ve niçin serbest bırakıldığını ve şu anda Türkiye'de mi, yurt dışında mı olduğunu bilen yok. Yer yarıldı Adil Öksüz yerin dibine gitti, asker bilmiyor, polis bilmiyor, MİT bilmiyor, en kötüsü enişte de bilmiyor.


Zaten enişte bile bilmiyorsa Adil Öksüz neden aranır ki, ne önemi vardır ki, bence gereksiz yere haftada bir Öksüz için ortalığı vesveseye veriyorlar, karıştırıyorlar. Gizli ve anidenbire yapılmaya kalkışılan bir darbeyi, darbe yapılan kişiye bildiren bir enişte, anidenbire yapılmaya çalışılan darbenin başındaki adamın yerini bilmiyorsa, o adam darbe girişiminin başındaki adam değildir, hatta bence darbe girişimi köyünden bilem değildir.

Aylardır tartışılan ama bulunamayan Adil Öksüz olayında beynim gerilere, 9 Mart 1971 darbe girişimine gitti. Mahir kaynaklardan aldığımız bilgiye göre darbe girişimi işinde başı Madanoğlu çekiyor. Cemal Madanoğlu 27 Mayıs darbesinin başındaki komutan. Daha sonra Talat Aydemir darbe girişimlerinde de var ama emekli edilip cumhurrbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Senato'ya atanıyor. 9 Mart darbe girişiminin de başında olduğu söyleniyor ve tutuklanıyor, darbenin başarısız komutanı hava kuvvetleri komutanı Muhsin Batur 12 Mart darbesini yapıp tutukluyor Madanoğlu'nu. Beraberinde İlhan Selçuk da tutuklanıyor ama en önemli kişi Mahir Kaynak.

Darbe girişiminden bikaç gün önce İlhan Selçuk, belki de ikna etmek amacıyla Aziz Nesin'i evine çağırıyor. Evin salonunda oturuyorlar ama İlhan Selçuk salonda dinleme aleti olduğundan şüphe ettiklerini ama bulamadıklarını söyleyip, konuşmayı yatak odasında yapmayı öneriyor. Selçuk'un bu önerisini Mahir Kaynak da onaylıyor ve yatak odasına geçiyorlar.

Aziz Nesin o günü gülerek anlatırdı: "İlhan dinleme aletinden şüphelenirken, biz 2 ayaklı dinleme aleti Mahir Kaynak'la beraber yatak odasına gittik ve bütün konuşmaları kaydetmesine tanıklık ettik..." diye anlatır. Bildiğiniz gibi Mahir Kaynak göstermelik olarak da olsa hapis yatmamak için hemen MİT'in çalışanı olduğunu açıklamış, ölene değin öğretim üyeliğine ve gazeteciliğe devam etmiştir. İşte "Mahir kaynaklardan aldığımız habere göre" espirisi o günlere aittir ve bu gibi durumlarda hâlâ kullanılır.

İşte bu ve buna benzer onca deneyimden sonra ben Adil Öksüz'ün bu darbe girişiminin Mahir Kaynak'ı olduğunu iddia ediyorum. Yazının başlığı için büyük bir iddia diyebilirsiniz ama ben Adil Öksüz'ün sarayın bin küsur odasından birinde saklandığını düşünüyorum. Bu sistem en kolay saklanma sistemidir aynı zamanda. Bilhassa 12 Mart darbesi sırasında bunun komik örnekleri de vardır. Polis Mahir Çayan'ları sakladığı gerekçesiyle Yılmaz Güney'in evine baskın yapar. Yılmaz Güney "Haklısınız, tavan arasındalar, gidip alın..." der gülerek.

Polisler o oyunculuk karşısında, Güney'le beraber gülüp ayrılırlar evden ve 10 dakika sonra Mahirler çıkarlar tavan arasından. Ulaş Bardakçı'nın da bisüre emniyetin önemli kişilerinden biri olan Ahmet Ateşli'nin üst katında kaldığı söylenir, apartman garantidedir ve gerçekten aranmaz... Bu düşünceye nereden geldim biliyor musunuz, çok kısaca açıklayayım. Bir darbe girişiminden dolayı bin küsur askeri öğrenciyle, bin küsur erat kaçamayıp tutuklanmışsa Adil Öksüz'ün kaçma şansı sıfırdır.

Bank Asya'nın şurekası dışarıdayken, şirket zoruyla maaşını almak için Bank Asya'dan kartı olanlar tutuklanıyorsa darbe lideri olduğu söylenen ve bütün bilgilere sahip birinin kaçma olasılığı yoktur. Necip Türk istihbaharatı kaçan herkesin yurt dışında oturduğu eve kadar biliyorsa, yurt dışında olsa Adil Öksüz'ün de nerede olduğunu bilir. Yaşadığımız koşullarda sadece biyer var ki, Türkiye'nin alayı gelse açıklayamazlar, o da sarayın bin küsur odasından biridir. Nediyeyim, mahir kaynaklardan aldığımız bilgiye göre adil düzenin öksüzü oralarda biyerlerde...

En azından benim içime öyle doğuyor, onlar da edindikleri deneyimlere göre bence Mahir Kaynak'da düştükleri yanlışa düşmek istemiyorlar. İkinci nedenim çok alışık olduğumuz bişey esasında, bu anlatacağımı eski kuşaklar da yaşadı, 68 kuşağı da, benim gibi 78 kuşağı da... Her örgütün içinde MİT'in ve K Masası'nın (Komünizm Masası) adamları vardı. Kimi şeyleri istediğin kadar inkar et, onlar tamamını bilmese de bitakım olayları biliyorlardı. Sistem biraz değişti ve bu gibi insanlar tam olarak deşifre edilmemek adına "İtirafçı" diye lanse edildiler. Bir kısmı da "Vay be, ben bunların bu kadar alçak olduklarını bilmiyordum!.." açıklamalarıyla herkesi şaşırttı. Bunlar son ana kadar herşeyin içinde olmalarına karşın, sanki bütün olayın yabancısıymış gibi onlarla aynı yağmur altında yürüyenler kadar şaşkındılar. Oysa biz hiçbirine şaşırmıyorduk, çünkü bu olacakları yıllasr öncesinden yazmıştık. Bu söylediklerime en iyi örnek Hüseyin Gülerce'dir. Gülerce Gülen hareketine sızmış bir ajan olmayabilir ama 17-25 Aralık operasyonundan sonra yaptıklarını bir ajan dahi onun kadar yapamazdı.

Gülerce bildiği ne varsa öttü, bir kısmı bizim bilmemiz kadarıydı ama bir de bizim bilmediklerimiz var ki, onlar yıllar içinde ortaya çıkacak zaten. Adil Öksüz olayına neden böyle baktığımı açıklamaya çalıştım. Adil Öksüz bir Gülerce mizanseni de olabilir, başka bişey de. Ama o Gülerce gibi bunu rahat bir şekilde yapamaz, çünkü onun üstünü örteceği bir gazetecilik gibi mesleği yok. Benim tahminim, Adil Öksüz'ün nerede olduğunu en iyi Recep Tayyip Erdoğan biliyor, dediğim gibi belki de çok yakınında.

Her yazımın sonunda yazdığım gibi bu dizi devam edecek ve sonraki yazımın başlığı "EŞYALARA ZARAR VERMEYEN F 16 BOMBALARI BURADA, GEL VATANDAŞ GEL"

SÜPER LOTO DA TEZGAH NASIL YAPILIYOR:





SÜPER LOTO DA TEZGAH NASIL YAPILIYOR:

Çekiliş başladığında oynanmamış bir sayı dizisi alınır ve onların çıkacağı söylenerek kazandırılacak numaraları oynamasını isterler. Sonuçta o rakamlar çıkartılır ve adam tek başına kazanır. Bu işlemde son dakikalarda yapılır. Başka birinin tesadüfen oynaması engellenir.
Sistemde oynanmamış olan numaralar dan bir tanesi hazırlanır. O sayılar çıkarılır. Bayide bekleyen adam aranır ve ondan oynaması istenir. Adam hemen oynar. Çünkü o sırada bayinin hattı açıktır. En kolay yol budur. Bayide eşek değil ya ona da 1 milyon atarsın iş biter.
37 Trilyonu yiyecekler.

Bunlara komplo teorisi inanmayan diyen geri zekalılar neden Televizyondaki çekiliş kaldırıldı. Bunu düşünsün. Ayrıca bu kurum denetlenmiyor… Devletin Altın Yumurtlayan Tavuğu daha ne olsun
Ali BEKTAN
http://www.gundeminiz.com/?p=30751

DERGAHTA ALEM VAR




DERGAHTA ALEM VAR
İbrahim Tatlıses’le zikir çekip göbek attılar
Mücahit Cihad Han, İbrahim Tatlıses’in “Gülüm Benim” şarkısıyla zikir çekip göbek attıkları bir video yayınladı.
Youtube kanalında yaptığı sokak röportajları ile tanınan Mücahid Cihad Han’ın Twitter hesabından paylaştığı dergahta eğlence görüntüleri sosyal medyada yayıldı.
Sosyal medya kullancıları arasında hızla yayılan videoda, tarikat mensuplarının, İbrahim Tatlıses’in “Gülüm benim” şarkısını davul zurna ile çalıp hep bir ağızdan seslendirdikleri görülüyor. Tarikat mensupları şarkının nakaratını, “Gülüm benim, şeyhim benim. Ayırmasın Mevlam bizi, budur inan tek dileğim!” şeklinde değiştirmeyi de ihmal etmedi.
Video oynatıcı
1. “İbrahim Tatlısesle zikir çekip göbek attılar”


Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/