Gazete insan: Ülkenin çivisi çıktı artık. Sebep olanlar kına yakabilirler KAFAMI BOZAN ŞEYLER

25 Haziran 2017 Pazar

Ülkenin çivisi çıktı artık. Sebep olanlar kına yakabilirler KAFAMI BOZAN ŞEYLER





Ülkenin çivisi çıktı artık. Sebep olanlar kına yakabilirler

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Samsun’da üç çocuk muhtemelen 10 yaşın altında, belli ki pek trafik olmayan bir sokakta bisikletleriyle geziyor. Çocuklar mutlu, neşeli, keyifli.
O sırada bir adam beliriyor. Elleri arkasında. Bir elinde paket gibi bir şey tutuyor. Biraz dikkatli bakarsanız bunun bir parke taşı olduğu anlaşılıyor.
Adam çocuklara yaklaşıyor. Çocuklar muhtemelen o adamı fark etmiyor bile, eğlenmelerine devam ediyorlar.
Sonra adam bir anda elindeki parke taşı ile küçücük çocuklardan birinin başına vuruveriyor.
Gerisini haber ajanslarından öğreniyoruz. O adam hemen oradan kaçmış. Otogara gitmiş. Burada bir genç kıza sarkıntılık ederken çevredekilerin müdahalesi ile yakalanmış. Polis gelmiş. Gözaltına alınmış. Savcılığa sevk edilmiş. Derken mahkemeye çıkarılmış.
Mahkeme sanığın işlediği suça bakmış. “Taciz” demiş. Delil karartması gibi bir şeyin söz konusu olmadığına ve sanığın kaçmasının da mümkün olmadığına karar vermiş, serbest bırakmış.
Görüntüleri izleyip bu adamın serbest bırakıldığını öğrendiğimde adeta isyan ederek “Hay böyle adaletin” demekten alamadım kendimi.
İşte adalet sistemi bu hale geldi.
Sözcü gazetesinin muhabirleri, suçlandıkları yazı ortadayken “delillerin karartılmaması” ve “kaçmamaları” için tutuklanıyor bu alçak adam serbest bırakılıyor.
Onlarca gazeteci hapislerde süründürülüyor, bu adam elini kolunu sallayarak sokağa çıkabiliyor.
107 gündür açlık grevi yapan ve artık “ölüm sınırına” gelen akademisyenler hala hapiste tutuluyor bu adam özgürlüğün tadını çıkarıyor.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na öfke yağdırıyor saray ve iktidar. Yandaş yalakalar hayasızca saldırıyor. Neden? Çünkü adalet isteniyor.
Ve onlar adeta “adalet öyle olmaz böyle olur” diyerek bir sapığı serbest bırakmaktan çekinmiyor.
Tıpkı “oruçlu anımda dini duygularımı inciten giysiler giydiği için kendimi tutamadım” diyerek bir genç kızı tokatlayan ve daha sonra hem vergi kaçakçısı hem de uyuşturucu müptelası olduğu anlaşılan adamın serbest bırakılması gibi bu adamı da serbest bırakmaktan hiç vicdani sızı duymuyorlar.

İnsanlar “adalet için” yürüyor. Yürüyüşe katılanlar çığ gibi büyüyor. Muhtemelen 10 gün sonra bu sayı önce yüzbinlere sonra milyonlara ulaşacak.
Adaletin artık hiç kalmadığı ülkemizde bütün saydığım olayları bir kenara bırakın. Küçücük bir çocuğa hiçbir nedeni yokken parke taşıyla vuran adamın ve mahkeme tarafından anında serbest bırakılması bile milyonları sokağa dökecek kadar büyük bir olaydır.
Hatta öyle ki “yargı altın çağını yaşıyor, cumhuriyetin savcıları artık görev başında” diyenlere bile “yok artık, bu kadarı da olmaz” dedirtecek kadar büyüktür.
Bu alçak adamın görüntülerinin yayınlanmasından sonra doğan tepki üzerine mahkeme tekrar tutuklama kararı verebilir tabii. Ama ne fark eder ki? Bizi rahatsız eden adaletsizlik. Artık “yalama” haline gelen “tutukla, bırak, tutukla, tekrar bırak” saçmalıkları da adaletsizliğin kanıtlarıdır

Ülkenin çivisi çıktı artık. Sebep olanlar kına yakabilirler.
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Gösteri hakkı isteyene göre farklı demek ki
İstanbul Valiliği LGBTİ hareketinin bugün yapmayı planladığı “onur yürüyüşünü” yasakladı. Gerekçesi çok hoş.
Valilik açıklamasına göre “Taksim Meydanı ve çevresi” gösteri yapılacak yerler değilmiş.
Şöyle diyor valilik açıklamasında; “Söz konusu yürüyüş için çağrı yapılan Taksim Meydanı ve çevresi Valiliğimizce ilan edilen toplantı ve gösteri yürüyüşü alanları arasında bulunmamaktadır. Ayrıca Valiliğimize 2911 sayılı kanun hükümleri uyarınca usulüne uygun bir başvuru yapılmamıştır. Bu arada yine sosyal medya platformlarında bu çağrıya karşı toplumun farklı kesimlerinden çok ciddi tepki gösterildiği görülmektedir.”
Her demokratik ülkede olduğu gibi toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı “önceden izin almaya gerek duyulmadan” kullanılabilecek bir haktır. Özel güvenlik bölgesi olarak belirlenen (ki bu da kanunla düzenlenir) alanlar dışında hiçbir alan gösteri yapmaya kapatılamaz.
Tabii Taksim çok uzun yıllardır AKP iktidarının duyduğu rahatsızlık nedeniyle “kendilerinden olmayan” herkese kapalı.
Eğer gösteri yapmak isteyen “kendilerinden” olursa izne falan gerek kalmıyor. Daha bir hafta önce Katar’a ambargo protestosu Taksim’de yapıldı.
15 Temmuz’dan sonra bir ayı aşkın süre Taksim gösteri alanı halindeydi. Beyoğlu Belediyesi her akşam bu alanda sosyeteye davet verdi iftar saatlerinde.
LGBTİ hareketine karşı toplumda tepki olabilir. Nitekim ileri batı ülkelerinde de bu tepkilerin olduğunu görüyoruz. Ama demokratik bir ülkede hiç kimsenin aklına “Bazıları bunu istemiyor” diyerek kimseye yasak koymak gelmez.
Eğer toplumdaki tepkiler göz önüne alınacaksa hiç kimsenin gösteri yapma hakkı olmayacaktır, çünkü kim olursa olsun mutlaka onlardan ciddi rahatsızlık duyanlar vardır.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER
Çöpe atılan profesöre AKP’li bakandan ağır hakaret

Bir dönemlerin “yıldızıydı” profesör Baskın Oran. AKP’nin eteğine yapışıp karşı devrime su taşırken iktidarın ve yandaşlarının vazgeçilmez isimlerdendi.
AKP ve yandaşlarının “entelektüel açıklarını” kapatan gerçek entelektüellerden biriydi. Ama çıkarları gereği diğer pek çok liberal görünümlü isim gibi AKP’nin büyümesine ve sonunda Türkiye’yi ele geçirmesine çok ciddi katkılar sağlamıştı.
Sonra AKP iyice palazlandı. Artık “asla kendilerinden olmayan” ama “ziyadesiyle yararlanılan” bu kişilerin “son kullanma tarihi” geldi. Buruşturulup çöpe atıldılar.
Bunların çoğunun adını bile unuttuk. Ama AKP unutmuyor. Bu kişilerden en küçük bir eleştiri geldiğinde bile öfkeden deliye dönüyorlar.
İşte Baskın Oran’ın başına gelen de bu. Bir yazı yazmış bir yerde. İçişleri Bakanı da okumuş ve öfkelenmiş. “Teröristlere destek oluyor” diye düşünmüş. Hemen bir twit atmış. Demiş ki “Kendisini ilim adamı diye pazarlamış yazısının her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak Baskın Oran hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”
Eee, ne diyeyim, “beter olun” diyeceğim ama yine de vicdanım elvermiyor.
Bu arada, aklıma geldi, başta Baskın Oran olmak üzere bu tür pek çok kişi Habertürk, CNN, NTV gibi kanalların değişmez konuklarıydı. Şimdi hiç yoklar. Şşşşt anlı şanlı haber kanalları, niye çıkarmıyorsunuz artık bu kişileri?

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
İktidar artık gündem belirleyemiyor savunma yapıyor

Adalet yürüyüşü büyük başarı ile sürerken iktidar ve yandaşları bu eylemi kirletmek için elinden geleni yapıyor.
Başta saray olmak üzere AKP’nin bütün birimleri ve yandaş yalakaları CHP’ye, yürüyenlere, destekleyenlere saldırıyor.
Söyledikleri şu; “Bu yürüyüşü FETÖ düzenledi. FETÖ’nün kuyruğuna yapışanlar hainleri kurtarmaya çalışıyor.”
Hani bir laf vardır “kargalar bile güler” diye, inanın bu saçma sapan saldırılara kargaların bile gülmesi mümkün değil.
Ancak bilmem dikkatinizi çekti mi, bu büyük yürüyüşle ortaya ilginç başka bir gelişme daha çıktı.
AKP hep gündemi belirleyen, bütün muhalefeti de bunun peşinden sürüklemeyi başaran bir siyaset izliyordu bugüne kadar.
Ama bu yürüyüşle birlikte artık AKP gündem belirleyemiyor. Sürekli savunmada. “Adalet yokmuş, oysa var” diyorlar “Sizin zamanınızda adalet var mıydı?” diye akla ziyan bir soru sorarak adaletsiz olduklarını itiraf ediyorlar, yeni payandalarının bulduğu “yargı altın çağını yaşıyor” saçmalığına bile sığınıyorlar.
Belli ki artık AKP’nin kimyası bozuldu. Merkezde yaratılacak bir “vatanseverlik” hareketiyle “zorunlu” ve “çaresiz” oldukları için parti içinde sesini çıkaramayanlar da oturup düşünmek zorunda kalabilirler.

BUNU YAZMAK GEREK
Erdoğan “birlik ve beraberliği” sadece bayram söylemi zannediyor

Bugün bayram. Bayramınızı kutlarım. Bu bayramın daha adaletli, vicdan, namus ve samimiyetin öne çıkacağı günlerin müjdecisi olmasını dilerim.
Tayyip Erdoğan da “AKP Genel Başkanı” sıfatıyla bütün Türkiye’yi “birlik beraberlik” mesajı taşıyan billboardlarla donatmış. “AKP Genel Başkanı” sıfatı diyorum çünkü afişlerde cumhurbaşkanlığı forsu değil AKP amblemi var.

“Türkiye birlikte güçlü, bayram birlikte güzel” sloganı kullanılmış bu afişlerde.

İyi güzel de birlik ve beraberlik sadece bayramlara mahsus söylemler midir? Bayram mesajından bir gün önce “yürüyenleri terörist ilan edeceksiniz” sonra bayram günü “birlikte çok güçlüyüz” mesajı vereceksiniz.
Olmuyor işte.

Can Ataklı
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/