Gazete insan: Emekçiye yanmayan kefen sermayeye kıdem helal!

14 Haziran 2017 Çarşamba

Emekçiye yanmayan kefen sermayeye kıdem helal!



Yavuz Çobanoğlu’nun Cübbeli’nin sözlerine yorumu: Emekçiye yanmayan kefen sermayeye kıdem helal!

Emekçiye yanmayan kefen sermayeye kıdem helal!
Yurttaşlara zikirmatik ve kabir azabından koruyan kefen gibi ürünleri pazarlamasıyla bilinen Cübbeli Ahmet’in 5 yıl önce kıdem tazminatı istemenin caiz olmadığını söylediği ortaya çıktı. 

Söz konusu ifadeleri Sosyolog Yavuz Çobanoğlu tarikat ve cemaatlerin tarihsel misyonuyla açıklıyor

Ahmet Mahmut Ünlü kamuoyunun bildiği adıyla Cübbeli Ahmet’in 2012’de dile getirdiği ve önceki gün yine gündeme gelen ‘kıdem tazminatı istemek caiz değildir’ sözleri tartışılmaya devam ediyor. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Fethullahçıların devlet kademelerindeki yerlerine farklı tarikat ve cemaatlerin yerleştirildiği birçok kesim tarafından dile getiriliyor. Cübbeli Ahmet’in başında bulunduğu İsmailağa Cemaati de bunlardan bir tanesi olarak gösteriliyor. Türkiye’deki tarikat ve cemaatlerin egemen sınıflarla kurduğu ilişki tarihsel olarak güce yaslanma, güçlüden yana tavır alma biçiminde kendini gösteriyor. Ezilen, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren emekçiler için ‘Kabe’yi gösteren seccade’, ‘zikirmatik’ ya da ‘kabir azabından koruyan kefen’ dışında çözümü olmayan kesimler, söz konusu egemen sınıflar olunca en ‘derin’ bilgilerini konuşturmaktan geri durmuyor.



Cübbeli’nin sözleri…

2012’deki Cübbeli’nin kıdem tazminatı hakkında ifadeleri de tesadüfi biçimde dile getirilmiş bir ifade değil. İktidara yakın bir kanalda, Beyaz TV’de iktidarın söylemlerine paralel biçimde sözler eden Cübbeli’nin söz konusu ifadeleri Soma Katliamı sonrası alanlara çıkıp emekçi yakınlarına iktidarı eleştirmemesini dile getiren tarikat şeyhlerini akıllara getirdi. Cemaat ya da tarikatların isminin değişmesi özlerinin değişmediğini gösterirken Cübbeli’nin kıdem tazminatı helal değil şeklinde buyurması da bu sürecin doğal bir sonucu olarak karşımızda duruyor. Milyonlarca emekçinin kazanılmış hakkı olan kıdem tazminatının sermayenin istediği biçimde kaldırılması Cübbeli’yi mutlu etmiş olacak ki kıdem tazminatının helal olmadığını ifade ediyor. Türkiye’deki cemaat ve tarikat yapılanmaları içinde AKP ile sıkı ilişkileri bilinen İsmailağa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden Cübbeli Ahmet’in sözlerini meseleye yönelik kapsamlı çalışmalarıyla bilinen Tunceli Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Yavuz Çobanoğlu’na sorduk.



Çobanoğlu bir tarikat şeyhinin “herhangi bir mesele hakkında caiz olup olmama konusunda” konuşmasını şu ifadelerle açıklıyor:

Caizlik değerlendirmesinin “kıdem tazminatı” için yapılması başlı başına bir problem. Burada “neyin hak (helâl), neyin değil (haram)” olduğunu belirleme gayretinde olan ve değerlendirme ölçütlerimizi dindarlaştırmaya çalışan bir dil ile karşı karşıyayız. Yani bir kez daha buradaki meşruiyet kaynağının değiştirilmeye çalışıldığına, o kaynağın merkezine bir dinin yerleştirilme çabasına şahit oluyoruz. Kıdem tazminatının kaldırılma tartışmalarının yapıldığı bir dönemde, olası bir hak gaspına inanç üzerinden bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor.

Ve bu çabaların ulaştığı noktada çalışanlardan kendi emeklerinden inançları gereği gönüllü olarak vazgeçmeleri, bunu da politik anlamda desteklemeleri isteniyor. Kısacası yarın kıdem tazminatı kaldırılınca olası protestolarda kamuoyu nezdinde “zaten dinimizce caiz değil, haram, neyin peşinde bunlar?” etrafında öbeklenecek bir güç toplama amaçlanmakta.


Tarihsel rolleri
Çobanoğlu, tablonun anlaşılması için din adına konuşan insanların kapitalizmdeki tarihsel rollerini şu biçimde ifade ediyor:

Bu ve benzer durumlarda bu “yüce görevi” hep din adamlarının üstlenmesi de bir tesadüf değil. Kapitalizmin piramidini anımsayalım. Zenginlerin hemen altında din adamları yer alır ve sloganları da “sizi kandırırız”dır. Bu yüzden ulemanın kadim beklentisi, bir üst katmandan nemalanmaktır. Yine aynı nedenle bir asgari ücretlinin 1400 TL’ye tüm ay çalışması ve oradaki emek gaspı ulema için dert kapsamına girmez ama işçi işten çıkarılıp işsiz kaldığında bir süre geçimini sağlayacak tazminatı almaya gelince bu kesimin hassasiyetleri hep patrondan yanadır.

Söz konusu isimlerin emek gasplarına hak ihlallerine dönük eleştirilerinin bulunmamasına da dikkat çeken Çobanoğlu sözlerini şu biçimde noktalıyor: Dahası bu beyanatı veren kişinin “yanmayan kefen”, şifalı su ve terlik gibi alanlarda ticari faaliyette bulunduğu bilinmekte. Yani kapitalist piyasa ekonomisinin şartlarına tabi olarak bu işleri yapıyor. Mesela faizle işleyen ekonomiye dair herhangi bir ciddi eleştirileri, sözleşme dikeni üstünde çalışanlar ya da milyonlarca taşeron işçinin gasp edilen haklarıyla ilgili bu ve benzeri kişilerin bir “fetva”sına rastlayabilir miyiz? Esnek ya da sigortasız çalıştırmayla, işsiz bırakmayla veya yoksullukla terbiye etmeyle ilgili ne düşünüyorlar hiç öğrenemeyeceğiz.

Ciddiye alınmamalı

Sonuçta böylesi beyanatların kimse açısından ciddiye alınacak bir tarafı yok. Çünkü Türkiye’de dindarlık anlamdan ziyade dışarıdan bakan göze yönelik sembolik eylemler üzerinden sürdürülen bir durumun adıdır. Ahlaki sıkıntılar sembolik davranışlarla kapatıldığı için anlamın kaybı umursanmaz. Kısacası, işçi yasal olduğu sürece kıdem tazminatını alır, onun caiz olup olmamasının tartışılması da yine ulemaya kalır. Çünkü biz bunun bir benzerini KEY (Konut Edindirme Yardımı) hesaplarının tasfiyesinde de yaşadık. KEY hesaplarında biriken anapara milyonlarca kişiye faiziyle geri ödendi ama hiçbir kişinin “bu para haram ben almıyorum” dediğini duymadık.


Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/