Gazete insan: TÜRKİYE'DE IŞID HASTANESİNE HOŞGELDİNİZ

13 Mayıs 2017 Cumartesi

TÜRKİYE'DE IŞID HASTANESİNE HOŞGELDİNİZ


Résultat de recherche d'images pour "EL KAİDE HASTANESİNE HOŞGELDİNİZ"

TÜRKİYE'DE IŞID  HASTANESİNE HOŞGELDİNİZ
Tarih: 11 Mayıs 2013.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı saldırısını yaşadı.
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bomba yüklü aracın infilak etmesiyle, "resmi rakamlara" göre, 146'sı yaralı 52 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hayatını kaybetti.
Saldırının şüpheli "faili": El Nusra.
Yani El Kaide...
Yani, Rabıta...
Şimdi sizi Reyhanlı katliamından aylar sonrasına götüreceğiz.
Bu kez tarih: 2 Kasım 2013.
O gün, Cumhuriyet Gazetesi çarpıcı bir haberle çıktı.

YÖRÜK PANSİYON
Haberde, Tuluhan Tekelioğlu, "Bir yaralı askerin izinden gittim. Hastaneleri gezdim. Savaşın acı gerçeğini gördüm." diyor ve şöyle devam ediyordu:
"(...) Ancak bu hastanelerin üzerinde isimleri yoktu. Tam tersine kapısında pansiyon yazıyordu ve bir güvenlik görevlisi nöbet tutuyordu. 'Hollandalıyım' dedim. İçeri girdim... Reyhanlı’da böyle dört hastane bulunuyor. Kapısında Türkçe konuşan yerel bir güvenlik görevlisi var. Esad’a karşı savaşan yaralı askerlerin tedavisinin yapıldığı hastanelerde Arapça bilen doktorlar çalışıyor. Gezdiğim hastanelerden biri bir fizik tedavi merkeziydi. Başında Suriyeli bir başhekim bulunuyor. İlaçlardan fizik tedavi merkezinde kullanılan aletlere kadar her şeyin Suudi sivil toplum örgütü tarafından sağlandığını anlattı."



KAHVECİ NE DEMİŞ?
Araştırmacı gazeteci Hakkı Kahveci'nin geçen ay çıkan "Uğur Mumcu'dan Sonra Rabıta" isimli çalışmasından aktarıyoruz:
"Gezi parkı olaylarında 'cadı avına' uğrayarak işsiz kalan gazetecilerden Tuluyhan Tekelioğlu'nun Cumhuriyet'te yayımlanan röportajında: Hatay Reyhanlı'da Esad'a karşı savaşan askerlerin tedavisinin yapıldığı pansiyon diye faaliyet gösteren dört hastane bulunuyordu. Kapısında Türkçe konuşan bir güvenlik görevlisi vardı. Hastanelerde Arapça bilen doktorlar çalışıyor, başlarında Suriyeli bir başhekim bulunuyordu... Hastanenin duvarlarına Suudi sivil toplum örgütünün amblemi yapıştırılmış... Pansiyon görünümlü hastaneyi, Suudi Arabistan kökenli, Rabıtatül Alemi el İslami Uluslararası İmar ve Kalkındırma Kurumu finanse ediyordu. Rabıta'nın kollarından biri olan bu kurum, kişilik geliştirme ve meslek edindirme merkezi olarak geçiyor, buna imam hatipler ve Kuran kursları da dahil... İkinci bir tabelada 'Türkiye'deki 3. meslek edindirme merkezine hoşgeldiniz.' yazıyordu."
"Her zaman olduğu gibi, suç ortaya çıkınca Valilik inkar yoluna gidiyordu. Hatay'daki Rabıta hastaneleri konusu basına yansıyınca, devletin valisi konumundaki AKP'nin valiliğini yürüten makam, işlenen suçu yumuşatıyordu. O günlerde Hatay Valiliğinin resmi internet sitesinde, hastanelere ilişkin şu açıklama bulunuyordu: Yaralı olarak Türkiye'ye gelen ya da getirilen Suriyelilerin hastanelerde tedavilerinin ardından iyileşme dönemlerini geçirmek için, Reyhanlı'da pansiyon görünümündeki yerleri tercih ettikleri, ancak bu yerlerin hastane niteliği taşımadığı, buralarda tıbbi bir operasyon yürütülmemektedir..."

Cumhuriyet tarihinin en kanlı bombalı saldırısına maruz kalan Türkiye, Suriye iç savaşına müdahil oluyor, Esad'a karşı çatışan militanları, Rabıta'nın finanse ettiği, pansiyon görünümlü hastanelerde tedavi ediyordu. Suriye'de Esad'a karşı savaşan örgütlerden biri de El Nusra... Yani Reyhanlı katliamının faili...
Tüm bunları ortaya çıkaran Tuluhan Tekelioğlu, geçtiğimiz günlerde Ulusal Kanal'da Gülgün Feyman Budak'a konuk oluyor ve Türkiye'deki Rabıta hastaneleri konusunu tekrar gündeme taşıyordu.
"İÇERİ GİRİYORSUNUZ BAMBAŞKA BİR YER"
"Ben mülteci kamplarını tek tek gezmeye başladım. Bölgeyi iyi tanıyorum ve bölgede yerel kaynaklarım var. O yerel kaynaklarımdan biri, aslında, beni Suriye'ye geçirecekti. Ama bir olay oldu... Sınırlar kapandı. Sonra, kaynağım, yaralı askerler var dedi. Bu yaralı askerler, dedi, Reyhanlı'daki mahallerde kalıyor. Dilerseniz, onlarla konuşturabilirim sizi dedi... Yaralı askerlerin bulunduğu mahallerden bahsediyor Reyhanlı'da. Bu beni çok şaşırttı. Kim asker? Hangi asker? ÖSO mu? Kim bu askerler, derken, bir tanesinin peşine takıldım. Yaralıydı, ve hastaneye pansumana gidiyordu. Kapıda arkadaşım diyerek geçirdi beni, kapıdaki görevli, kim diye sordu, İngilizce, Hollandalıyım, dedim. Çok rahat geçirdiler beni. Girdim. Kapıda Yörük Pansiyon yazıyor. Ama içeri giriyorsunuz; bambaşka bir yer... Bir hastane. İçeride kapalı hemşireler var. Suriyeli hemşireler, Suriyeli bir başhekim, ve kat kat insanlar odalarda tedavi görüyorlar."
"3. RABITA HASTANESİNE HOŞGELDİNİZ"
"Ve içeride El Nusra olduğunu söyleyen bir askerle röportaj yaptım. Başhekimle konuştum, bana, bu hastanenin birçok yaralı askere hizmet verdiğini İngilizce olarak söyledi. Hekim içeri gittiğinde, duvardaki çok farklı logolar vardı. Ben onları çektim... (Türkiye topraklarında bir hastane fakat) Kapısında Türk bayrağı yok... Afişlerde yazan şu: Rabıtatül Alemi el İslami... Yani dünyaya İslamiyeti hızla yaymak amacında olan Rabıta örgütünün hastaneleri çıtı ortaya... Ortasında Türk bayrağı olan afişte, 3. Rabıta Hastanesine Hoşgeldiniz, yazıyor. Dönemim Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, bu hastanelerin, şifahaneler olduğunu açıkladı. Ama bunlar tam teşekküllü hastanelerdi... Daha sonra tekrar gittim, Yörük Pansiyon yazan tabela kaldırılmış, daha fazla kamera konulmuş... Ama bu tür hastaneler devam ediyor hala orada. "
"AL SALAM SCHOOL"
"İki sene sonra tekrar bölgeye gittim ve başka bir şey gördüm. Bu sefer, özel okullar... Bu okulların özelliği şudur: Adı Alsalam School, bu Katar menşeli özel okullar... 2014 yılıydı... Bu haberde Cumhuriyet'te yer aldı. Utku Çakırözer'di Genel Yayın Yönetmeni. Bu kadar cesur olamadı o. Bu yüzden bu haberi manşet yapamadılar. Bu haber önemlidir. Şunu için önemlidir: Suriye savaşı öncesi, Suriyeli çocuklar laik eğitim görüyorlardı. Kızlar ve erkekler birlikte... Bu okulda mülteci çocuklar, kız ve erkekler olarak ayrılarak ve laik olmayan, tekke ve zaviye eğitimi görüyorlar. Şeriat eğitimi görüyorlar. Bu okullar Hatay İl Milli Eğitim Müdürüne soruldu. Müdürlükte böyle bir okulun kaydı yok... Reyhanlı'da üç katlı bir okul bu. Katar destekli bir okul. Kızların ve erkeklerin yarı mescidlerde namaz kıldığı, ayrı ayrı eğitim gördüğü bir okul."


"TÜRKLERİN GİRMESİ YASAK"
"...Müdiresi Kanada asıllı biriydi. Onunla konuştuğumda, daha sonra benim kartımı istedi. Ben sarı basın kartımı gösterince, yüzü çok tuhaf bir hale geldi. Bana dedi ki, siz Türksünüz.. Evet Türküm dedim. Türklerin buraya girmesi yasak, lütfen çıkın okulumuzdan, dedi. Ve biz apar topar okuldan çıkarıldık. Bir okulun Türkiye sınırları içerisinde varolabilmesi için bahçesinde Türk bayrağı olması gerekiyor. Bu okulun bahçesinde Türk bayrağı yoktu. Müdürünün türk asıllı olması lazım. Müdürü Türk değildi. Ve eğitimin de laik olması lazım, eğitimi laik değildi... Belki de bu eğitim bölgedeki Türk çocuklara da sıçrayacak. Ve bu okulda Türkçe öğretilmiyordu. Eğitim dili Arapçaydı."."
http://parlamentohaber.com/




Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/