Gazete insan: Atatürk’e küfür etmekle çok şey olunur ama ‘Osmanlı Torunu’ olunmaz.

23 Mayıs 2017 Salı

Atatürk’e küfür etmekle çok şey olunur ama ‘Osmanlı Torunu’ olunmaz.





Atatürk’e küfür etmekle çok şey olunur ama ‘Osmanlı Torunu’ olunmaz. 
‘Osmanlı torunu olmak’ gibi bir iddianız varsa, o zaman ‘Ecdadın’ tarihini bileceksiniz….

Suud bir sülale adıdır. Suudi Arabistan’da kelime anlamıyla ‘Suudların Arabistanı’ manasına gelir.
Onun için Suudi Arabistan’da parlamento veya millet temsilcisi yoktur. Kanun kralın iki dudağı arasından çıkandır. Günümüzde aslında herkes için geçerli olması gereken temel insan haklarının hiç bir hükmü yoktur.

Bu durumun en bariz göstergesi özellikle kadınların toplumdaki yerlerinde görülür. Kadın yanında kocası, babası veya erkek kardeşi olmadan hastahaneye bile kabul edilmez. 11 Mart 2002’de Mekke’de 31 Nolu kız okulunda yangın çıktığında olay yerine gelen ‘din polisi’ Mutava yangından kaçan bazı kızların kıyafetleri uygun olmadığı ve yanlarında refakat edecek erkek olmadığı gerekçesi ile yanan binadan kaçmalarını ve etrafta ki halkın ve hatta itfayenin onlara yardıma yetişmelerini engelleyerek 15 kız çocuğunun diri diri yanarak ölüp 50’yi aşkın kız çocuğunun ağır yaralanmasına sebep olmuştur.
Suudlar vahabbi tarikarındandır. Vahabbilik ise 18. yy.’ın ortalarında çıkan ve İngilizler tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na karşı desteklenen bir harekettir. Kurucusu Muhammed bin Abdülvahhab’dır. Her türlü yeniliğe ve gelişmeye karşı olan vahabbiler, bulundukları bölgede mezar ve türbeleri yıkmaya başlayınca, tarikatın kurucusu Muhammed bin Abdülvahhab defalarca sürgüne gönderilmiştir.
Ona sahip çıkan Suud Kabilesinin lideri Muhammed bin Suud olmuştur. Bu ‘birliktelik’ 1744’te Deriye sözleşmesi ile mutabakat altına alınmış böylece vahabbi öğretisi siyasallaşmış ve bölgede bir İslam devleti kurmaya çalışan Suud kabilesinin meşru ideolojisi haline gelmiştir.
Suudlar o dönemler Osmanlı İmparatorluğu’nun Rus ve Farslarla uğraşmasını fırsat bilerek Basra Körfezi’nde hakimiyetlerini artırırlar.
1802’de Kerbela törenlerine katılan Şiileri kılıçtan geçirir, Hz. Hüseyin’in türbesini yağmalar ve akabinde Taif, Mekke ve Medine’yi ele geçirirler.
Kerbela’nın intikamını almak isteyen bir Şii tarafından öldürülen Abdülaziz’in yerine yine aynı isimde oğlu Abdülaziz bin Suud Medine’yi ele geçirir, vahabbiliği kabul etmeyenleri ölümle tehdit eder, şehirdeki türbe ve mezarları yakar ve Hz. Muhammed’in türbesini de yağmalar ve bir yıl sonra da Mekke’yi ele geçirir..
Kutsal topraklarda vahabbi terörünün hakim olmasına ve hac yolunun kapalı kalmasına seyirci kalamayan Osmanlı hükümdarı II. Mahmud, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya emretmesi üzerine, Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Tosun Paşa 1812-1813 yılları arasında Mekke, Medine ve Taif’i vahabbilerden kurtarır.
Suud bin Abdülaziz 1814’de ölür ve yerine de oğlu Abdullah geçer. Osmanlı tarafındaysa Tosun Paşanın vefaati dolayı ordunun başına kardeşi İbrahim Paşa geçmiştir. İbrahim Paşa vahabbilerin başkenti Diriye’yi kuşatır ve 1818’de ele geçirerek Abdullan bin Suud’u yakalar.
Abdullah bin Suud İstanbul’a gönderilir ve kafası Bostancıbaşı Halil Ağa tarafından Beyazıt Meydanı’nda, Sultan Mahmud’un huzurunda kesilir ve Topkapı Sarayı’nın surlarında sergilenir. Sadece Abdullah bin Suud değil, onunla beraber yakalanan başka Vahhabi alimleri de idam edilir. Bunların arasında Muhammed bin Abdülvahhab’ın torunu, Diriye Kadısı Süleyman bin Abdullah da vardır.

2015’de ölen ve ölümü sebebiyle Türkiye’de resmi yas ilan edilen Abdullah bin Suud 1818’de Osmanlı Padişahı II. Mahmud’un emriyle yakalanan ve huzurunda idam edilen Abdullan bin Suud’un torunudur.
Abdullan bin Suud’un oğlu Selman bin Abdülaziz el-Suud bugün Suudi Arabistan kralıdır.
Kendisine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Nisan 2016’da Ak Saray’da resmi bir törenle Devlet Nişan’ı verildi.
Ve yine geçen sene Selman bin Abdülaziz el-Suud’un İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim kampanyasını 80 milyon USD’le desteklediği ortaya çıkmıştı.
Bugün ise Selman bin Abdülaziz el-Suud ABD Başkanı Donald Trump’a Suudi Arabistan Devlet Nişanı’nı verdi.
Tabii bütün bunlar tarihte İngiltere’nin rolünü, ve bu rolü II. Cihan Harbi sonrası ABD’nin aldığını göz önünde bulundurunca daha bir mana kazanıyor.
Bunları neden mi yazdım?
Atatürk’e küfür etmekle çok şey olunur ama ‘Osmanlı Torunu’ olunmaz. ‘Osmanlı torunu olmak’ gibi bir iddianız varsa, o zaman ‘Ecdadın’ tarihini bileceksiniz….
kaynak: http://www.tahtapod.com/blog/torun

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/