Gazete insan: HSYK 2. Daire Başkanı'nın Erdoğan'dan özür dilemesi Anayasal bir suçtur.

29 Nisan 2017 Cumartesi

HSYK 2. Daire Başkanı'nın Erdoğan'dan özür dilemesi Anayasal bir suçtur.





HSYK 2. Daire Başkanı'nın Erdoğan'dan özür dilemesi Anayasal bir suçtur.

HSYK 2. Dairesi Başkanı Mehmet Yılmaz Tayyip Erdoğan'dan özür dileyemez.
Özür dilemesi bir suçtur, bunu hangi örtünün altına sokmaya çalışırsa çalışsın, mızrak çuvalı delmiş, hukuk çiğnenmiş, yaslar ancak ve ancak bizim gibi sıradan insanlar için var olmuştur.
Dokunulmazlar eliyle hem hukuk hem ülke batağa sürüklenmektedir.
Hafızaları zorlayarak başlayalım.

Hüseyin Karakullukçu, "Eyvah Hazreti İsa gökten iniyor herhalde dedim." 10 Mayıs 2013
Bu sözlerin gerekçesi yüksek yargı mensuplarının yukarıda oturuyor olmasıydı.
Birçok eleştirmen bunun yanlışlığına vurgu yaparken, “Millete tepeden bakmak” şeklinde yorumluyordu.
İlk görünüşte beyinlere doğru algısı yaratan bu açıklama, aslında birçok mesajı da barındırıyordu.
Örneğin; var olan düzenin yıkılması isteğinin, sinsice gizlenmiş olması gibi.
Peki, “Millete tepeden bakanlar” kimdir?
Yargı, yani adalet...
Peki, yargı kim adına karar veriyor?
Millet adına.
1960 cuntası bile yaptığı Anayasada (1961 madde 114) “İdarenin hiçbir eylem ve işlemi hiçbir halde, yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz” demekteyken ve son cunta yasasında yapılan değişikliklerle 1982 madde 125 "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" derken bile, şimdi yapılan adaletsizlik kadar haksızlık sergilememişken, nasıl olur da şimdiki yargı mensupları anlamını yitirmiş açıklamalarda bulunabilir?
Bakınız TBMM’nin yayınladığı “Hukuk Sempozyumu” konulu metinde nasıl ifade ediliyor.
"Gelişmiş toplumlarda yargının bağımsız ve tarafsız olması şüphesiz çok önemlidir. Bağımsız ve tarafsız bir yargı merciinden beklenen ise adil kararlar vermesidir. Ancak yargının tarafsızlığı, bağımsızlığı ve verdiği adil kararlar kadar önemli olan bir başka husus verilen bu kararların doğru, eşitlik ilkesine uygun ve hızlı bir şekilde uygulanmasıdır.
Yargı kararlarının uygulanması zorunluluğu hukuk devleti ilkesinin gereğidir ve ciddiyetle takip edilmesi gereken bir süreci gerektirmektedir.
Bir kamu kurumu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi de diğer kamu kurumlarında olduğu gibi idari yargı kararlarının muhatabıdır. Yargı kararlarına uygun hareket edilmesi anayasal ve yasal zorunluluk olmakla beraber, bu kararların uygulanması noktasında idareler zaman zaman problemlerle karşılaşmaktadır."
Anayasa Madde: 138 bu konuda ne diyor bakalım.
"Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. 
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. 
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. 
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
Hüseyin Karakullukçu’nun ifadelerinden, geliyoruz bu güne.
HSYK 2. Dairesi Başkanı Mehmet Yılmaz "Kamuoyundan Özür diliyorum, kararımız gecikti" 27 Nisan 2015 diyor. 
Velev ki haklıydı diyelim, olur ya, yargının üstünlüğünü saçma bulup göz seviyesine getirerek, Milli iradeyi tesis ettiler diyelim.
Üstelik bu söylemin özünün, ne denli saçma olduğu ortadayken...
O zaman sormak lazım, HSYK 2. Dairesi Başkanı Mehmet Yılmaz kimden özür dilemiştir?
Yılmaz bana göre açık ve net olarak "Tayyip Erdoğan’dan Özür diliyorum, kararımız gecikti" demiştir.
Neden öyle demiştir?
Çünkü Erdoğan, “HSYK'nın başlatmış olduğu toplantı geç kalmış bir toplantıdır” demektedir.
Öyleyse Mehmet Yılmaz’ın hemen akabinde yaptığı bu açıklama, açık ve net olarak Tayyip Erdoğan’dan dilenmiş bir özürdür ve bunu “Kamuoyu” kılıfıyla örtbas etmiştir.
Haklı olarak türbanla örtbas edecek durumları kalmamıştır, o nedenle şaşkınlık yaşamaktadırlar.
Aşağıda vereceğim haberlerin tarihlerine bakarsanız bunun böyle olduğunu kendi gözlerinizle göreceksiniz.
Hafızalarımız o denli çürümediyse, 12 Mayıs 2014 yılında Metin Feyzioğlu'nun konuşmasına yaptığı, "edepsiz" çıkışından sonra salonu terk etmek isteyen Erdoğan'ın önünde, iliksiz olmasına rağmen düğmelerini iliklemek için şaşkınlıktan ne yapacağını şaşıran Danıştay Başkanı Zerrin Güngör sanırım hafızalarımızdan silinmemiştir.
O dönemde Penguen Dergisi çizerlerinden çizerleri Bahadır Baruter ve Özer Aydoğan’ın Erdoğan’ın Köşk’e çıkışını konu alan karikatürüne 11 ay 20’şer gün hapis cezası verilmesiyse ayrı bir komedi ürünüydü.
Tüm bunların ardından HSYK 2. Dairesi Başkanı Mehmet Yılmaz çıkacak “Hiçbir kimsenin suç işleme özgürlüğü yok. Bu mahkemelerin bu kararları verme yetkisi yok” diyecek ve biz de buna inanacağız.
“Yok ya, geçekten mi” diye sorma lüksümüz bile olmayacak.
Ama onlar öyle dedikleri için biz onların dediklerine hamd edeceğiz, şükürler edeceğiz.
Sonra da tüm yandaşların koro halinde söylediklerine âmin demeye zorlanacağız.


Resim, kendi sayfasından...
Kim bu insan?
Gülen örgütüne 40 yıldan fazla bir süre hizmet eden, bir dönem bu hareketin Gülen'den sonra 2'nci isim olarak anılan, ancak daha sonra cemaatle yollarını ayıran Latif Erdoğan.
Siz yerseniz buyurun, ben almayayım…
Son olarak sorumu yineleyerek bitireyim.
“Millete tepeden bakmak” deyimine sadık kalanlara soruyorum, “Millete tepeden bakanlar kimlerdir?”
Bu da eşantiyon veya bonus olsun.



Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/