Gazete insan: En Basit Hatlarıyla İnsanlık Tarihini Bir Anda Gözünüzün Önüne Getirecek Nefis Bir Özet

14 Nisan 2017 Cuma

En Basit Hatlarıyla İnsanlık Tarihini Bir Anda Gözünüzün Önüne Getirecek Nefis Bir Özet


Résultat de recherche d'images pour "first people"


En Basit Hatlarıyla İnsanlık Tarihini Bir Anda Gözünüzün Önüne Getirecek Nefis Bir Özet

İçine doğduğumuz dünyanın ve insanlığın gelişimi her zaman öğrenmeye değer bir cazibe unsuru.

1. iki ayak üzerinde yürümek (7 milyon yıl önce): ormanların azalmasıyla geliştiği, daha geniş alanlarda hareket edilmeye başlandığı aynı zamanda ellerin boş kalmasıyla el kullanımına imkan vermesi nedeniyle önemlidir.

2. alet yapmak (2.6 milyon yıl önce) (taş çağı): eller, özellikle de başparmak sayesinde, önce taşlar kullanılarak aletler yapılmaya başlandı. sadece el ile yapılabilecek olan işlerin yanında alet kullanabilmek insana neredeyse sınırsız sayıda değişik şekilde farklı işler yapabilme becerisi verdi. 

3. ateşi kontrol etmek (800.000 yıl önce): yemek pişirmeye olanak tanıyarak hem besinlerin sindirilmesini kolaylaştırdı hem de besinlerden alınabilen kalori miktarını artırarak, insanın başka hayvanlara kıyasla daha da güçlenebilmesini sağladı. ayrıca ateşin kontrolü çok güçlü bir silah olarak, insanların diğer hayvanlar ve doğa karşısında ilk defa ciddi derece üstünlük kurmasını ve neredeyse karşı konulamaz olarak besin piramidinin en üstüne çıkmasına neden oldu. bunun yanında metalleri eriterek başka başka aletler üretebilmeye imkan verdi.
4. dilin ortaya çıkışı (200.000 yıl önce): insanlar ve nesiller arası bilgi aktarıma olanak tanıyarak inanılmaz bir bilgi birikimine yol açtı. ilk iletişim devrimidir.

5. dünyaya yayılım (100.000 yıl önce): müthiş bir uyum yeteneği ile gezegenin her yerindeki koşullara uyum sağlayarak hayatta kalabildik.

6. bilişsel devrim (40.000 yıl önce): mağara resimleri ile kanıtlanan bu aşama ile insan zekasının evrimsel olarak devrim sayılabilecek şekilde soyut ve sembolik düşünebilmesinin ortaya çıkışıdır. insanların tür olarak diğer hayvanlardan ilk defa keskin şekilde farklılaşmasının tarihidir.

7. yerleşik yaşam (10.000 yıl önce): tarım devrimi ile çıkan bu dönemde yerleşik yaşam beraberinde iş bölümü, toplumsal hiyerarşi, hesaplama, yönetim, para gibi pek çok gelişmeyi de zorunlu kıldı. bu dönemde insanlara gelişimlerinde kritik faydası dokunan iki canlı türü tahıllar ve attır.

8. ticaret (m.ö. 5000): ticaret insanlığın doğuşundan beridir vardı ama kervanyolları ile gelişmesi iletişim konusunda çığır açarak uzak coğrafyalar arasında sadece malların değil fikirler ve bilgilerin de ticaret yoluyla aktarılmaya, bu şekilde de uygarlığın gelişiminin ivmelenmesine yol açtı. özellikle ipek yolu ile çin'in ortadoğu ve avrupa'ya bağlanması, o dönemde gelişmiş iki büyük uygarlık merkezinin birbirlerinden öğrenmesine ve hızlı gelişmeye neden olmuştur. ticaret eşekler, daha sonra da develer ile yapıldı.

9. yazı (m.ö. 4000): ikinci bir iletişim devrimine neden olarak düşünce ve bilgilerin saklanabilmesine ve taşınabilmesine olanak sağladı.

10. demir çağı (m.ö. 1200): demir ve çeliğin etkin kullanımı ile insanlar, hem diğer canlılara hem de kullanmayan diğer insan topluluklarına karşı, karşı konulmaz bir üstünlüğe sahip oldular.

11. tek tanrılı dinlerin gelişimi (m.ö. 500): büyük insan topluluklarını bir arada tutmak için etkili bir yol oldular.

12. matbaa (1455): düşüncelerin daha hızlı ve bol miktarda yayılımına neden olarak üçüncü bir iletişim devrimine neden oldu.
13. coğrafi keşifler (1492): amerika kıtasının da oyuna dahil olmasına neden olarak, insan uygarlığının tüm gezegen üzerindeki hükmünü pekiştirdi. bu konuda özellikle şeker üretimi yoğun bir mal ve köle ticareti yaratarak dünya insanlarını birbirleriyle daha çok ilişkili hale getirdi.

14. sanayi devrimi (1850): insanların üretim ve yaşayış şekillerini çok hızlı ve çok dramatik şekilde değiştirdi, insanın muazzam bir enerjiyi kontrol edebilmesine neden olarak elindeki gücü daha önce eşi benzeri olmayan şekilde artırdı. makineleşme, fosil yakıtlar, şehirleşme, sömürgecilik, seri üretim gibi önemli kavramlar ortaya çıktı. ikinci sanayi devrimi ile telgraf, telefon, elektrik, otomobil, uçak gibi muazzam teknolojik gelişmeler görüldü. daha sonraları nükleer enerji ve bilgisayarlar ile başka muazzam gelişmeler çıktı. insan nüfusu inanılmaz biçimde arttı. 

15. internet (1989): getireceği şeylerin tamamı halen belli değil ama insanlık tarihindeki dördüncü büyük iletişim devrimi olduğu kesin. (



bundan sonraki büyük adım ise muhtemelen ya yapay zeka ya da dünya dışı koloniler kurmak olacak.
daha da okumak isterseniz 
avrupa'nın gelişme sebepleri*

şükela: tümü | bugün1 entry daha
avrupa'nın dünyanın efendisi olmasının nedenleri, çok karmaşık ve içiçe geçmiş nedenlerin ortaya çıkardığı bir durumdur. batı avrupa bir bütün olarak, 15.yy'a kadar dünyanın geri kalan uygarlık merkezlerinden gerek ekonomik gerekse sosyal yönden çok farklı değildi. 15.yy'a kadar gelişkin uygarlık merkezleri akdeniz havzası ve mezopotamya ile çin ve hindistandı(sayarsak aztek ve inkaları da sayalım ama onlar çok çok izoleydiler ve dünyanın geri kalanında bir etkileri yoktu). bu merkezlerin ortak özelliği ılıman iklimde bulunmaları, topraklarının tarıma çok elverişli olması ile deniz ticaretine imkan verecek limanları olmasıydı.

amerika'nın keşfi, avrupa'nın dünya siyasetinde ön plana çıkışında önemli rol oynasa da, 15yy'ın büküm noktası olmasının belirleyici nedeni değildir. asıl nedenleri, daniel deudney'nin ortaya koyduğu şekliyle sıralayalım:
1)coğrafi konum: jepolitik teoride, asıl uygarlığın çıktığı yer olarak kabul edilen avrasyaya* göre batı avrupa'nın konumu, oradaki diğer uygarlıklarla etkileşimi hem çok kolay hem de çok ucuz kılacak denli iyiydi. hem karasal hem de akdeniz havzasıyla denizden ulaşım oldukça kolaydı ve bu diğer uygarlıklardan teknolojik ve yeni ortaya çıkan hastalıkların yayılması açısından geri kalmamasını sağlıyordu. kara veba salgını ve barutun avrupa'ya gelmesi feodal sistemi yıkıp insanların, kapitalist burjuvazinin gelişmesine olanak sağlayan şehirlere akmasına ve merkezi devletlerin gelişmesine neden oldu. ayrıca gene coğrafi konumu ve sık orman örtüsü, o dönem tüm avrasya'yı kasıp kavuran moğol istilasından korunmuş tek kara parçası olmasını sağladı.


tüm bunlar avrasya'dan izole olan amerika ve okyanusya kıtalarındaki az gelişmişliği açıklar. oradaki aztek ve inka uygarlıkları her ne kadar gelişmiş bir siyasi yapılanmaya ulaşmışlarsa da, avrasya'da gelişmiş teknolojiden ve de salgın hastalıklardan izole kaldıkları için, avrupalılar 15.yy'da amerika'ya ulaştığı zaman, onlara karşı koyma kapasiteleri olmamıştır.

2) denizlere bağlantısı: erken dönem avrupa kapitalizminin ekseninde geliştiği ticaret deniz yollarıyla birebir ilişkiliydi. avrupa'nın kıyı/arazi oranı, girintili çıkıntılı yapısı, yarımadaları, adaları vesairesiyle çok fazla olduğundan, kıtanın içlerinde yaşayan insanların dahi denize bağlantı yolu çok uzak olmuyordu. bunun yanında kıtanın içlerine kadar ulaşan ve şelalesiz, girdapsız, sakin ve debisi yüksek nehirleriyle kıta içlerinden deniz kıyılarına ve oralardan da başka diyarlara ulaşım ve ticaret, dünyanın başka yerlerine kıyasla inanılmaz kolay ve ucuzdu. önce italyan kent devletleri ve hansa birligi, ardından da 15.yy'la birlikte okyanus aşırı ticaretin gelimesiyle ingiltere, hollanda, fransa, ispanya ve portekizin gelişmesi bu şekilde açıklanabilir.


diğer yerlerin kıyı/arazi oranının düşüklüğü ile özellikle afrika'daki bol şelaleli,kanyonlu, bataklıklı ve girdaplı akarsuların ticarete elverişsizliği ve buralarda bol miktarda yırtıcı hayvanın yaşaması gibi olumsuzluklar, avrupa'yı öne çıkaran etkenlerdir.
3) iklim: avrupa ılıman kuşakta oluşu ve çok değişik iklimsel özellikleri(dağ, step, orman, okyanus, akdeniz) barındırması nedeniyle her türlü tarıma dayalı ticari ürünü üretebilmesi, bu gibi ürün kalemlerinde hem başkalarına muhtaç olmamasına hem de bu geniş çeşitlilikteki ürünleri başkalarına pazarlayabilmesine olanak tanımıştır. 


ılıman iklimin bir başka özelliği de kış mevsimlerinin bulunmasıdır. bu mevsimler ılıman bölge insanını iklimsel zorluklarla başa çıkma, planlama ve biriktirme(yiyecek, malzeme) özellikleri aşılamıştır. ayrıca kışlar hastalık taşıyan zararlı parazitlerin her yıl ölmesine neden olmaktadır. böylece süreğen bir hastalık döngüsüyle iyice coşan ve yaşamı yer yer sürdürülmesi imkansız hale getiren salgın hastalıkların yayılımı önemli şekilde yavaşlar, hatta kaybolur.

iklimsel çeşitliliği çin, hindistan veya ortadoğu'da bulamayız. tropik bölgelerdeyse(afrika, güney asya) yiyeceğin sürekli ve bol olarak bulunması, sıcak ve nemli olması oralarda yaşayan insanların biriktirme, barınma, giyinme vs gibi sorunlarını öenmli ölçülerde hafifletmiştir. aynı şekilde gene tropik bölgelerdeki hastalıklar insanların yaşam sürelerini ve kalitelerini etkilemiş, gelişmlerine engel olmuştur(bkz: hastalık perdesi). yine benzer şekilde sıcak ve nemli havanın insan fizyolojisinde "mayıştırıcı" etkisi olduğunu ve sıcak bölge insanlarının(bizden mi bahsediyor yoksa?) daha tembel ve sakin oldukları iddiaları ortaya atılmıştır.
4) avrupa'nın parçalı topografisi: bol dağlı, ormanlı, geniş nehirlerle bezeli avrupa'nın coğrafyası, bu coğrafya üzerinde ulaşımı zorlaştırdığı için, geniş arazilere hükmedebilen tek parça politik birimlerin doğmasını engellemiştir. oluşan daha ufak birimler, yakınlıkları dolayısıyla sürekli olarak etkileşim ve rekabet içerisindedir, dolayısıyla bir izole kalma durumundan söz edilemez ama bu tip bir topografi, bağımsız birimlerin kolayca ele geçirilmesini de zorlaştırmıştır. gerçekten de, bugün bile dünya siyasi haritasında en küçük parçalı politik birimlerin(ülkelerin) avrupa'da kümelenmiş olduğu kolayca farkedilebilir. aynı şekilde en fazla ulus ve en fazla çeşitlilik gösteren diller de gene avrupa kıtasında bulunmaktadır.


coğrafyanın sonucu olarak doğmuş bu "etkileşimli çoğulcu devlet sistemi*" özel mülkiyet ve kapitalizm kavramlarının doğmasına yol açmıştır zira birikmiş sermaye ve nitelikli işgücünün, eğer bulunduğu devlette rahatı kaçarsa, hemen bir yandaki ülkeye kaçabilmesi çok kolaydır, bu da devletleri mutlakiyetçi* bir anlayıştan daha liberal bir politika izlemeye zorlamış, bu da demokrasiyi doğurmuştur.

aynı şekilde böyle bir yapı zayıf kalanın anında yandaki devlet tarafından ezilmesi durumunu getirmiş ve bu nedenle ölümüne bir rakabetçi anlayışı yaratmıştır. bu durum teknolojik gelişmleri kamçılamak yanında avrupa'nın kurumsal yapısının gelişmesini de tetiklemiştir.

geniş düzlüklerin yer aldığı asya steplerinde, ortadoğu'da, çin'de veya hindistan'da aynı tip bir politik parçalanmışlıktan söz edilemez.
devam etmek istiyor musunuz ?

sanayi devrimi

şükela: tümü | bugün23 entry daha
sanayi devrimi aslinda enerji ile dogrudan baglantilidir; makinelesmeyle ortaya cikan bir enerji devrimidir diyebiliriz. bu devrim öncesinde üretim icin kullanilabilecek hareket enerjisini üretebilen sadece insan gücü ile cesitli hayvanlarin gücleriydi. su degirmeni ile hidro enerji, yel degirmeni ile de rüzgar enerjisi de kullanilmaktaydi belki ama bu iki enerji türünün kullanim alanlari bu enerji tiplerinin kullanim zorlugundan dolayi cok kisitliydi. bunun yaninda odun gibi yakitlardan elde edilen isi enerjisini hareket enerjisine cevirecek bir yöntem de bilinmiyordu. dolayisiyla üretim miktari düsüktü. sanayi devrimine kadar dünyanin tüm bölgelerindeki üretim hacmi ve gsmh hemen hemen ayniydi.

sanayi devriminin öncusu olarak makinelesme öncesi cottage industry denilen evden üretim tekniklerinin gelisimi ve ingiltere'deki toprak reformu olan çitleme kanunu kabul edilse de, devrimi asil tetikleyen unsur buhar makinasinin icadidir. buhar makinasi ile ilk defa isi enerjisihareket enerjisine dönüstürülebilmistir. bukar makinasi, uretimi ilk defa yayginlasan bir fosil yakit olan kömür kullanimi ile birlesince hem inanilmaz bir üretim gücü ortaya cikmis hem de buharli lokomotif ve buharli geminin gelistirilmesiyle tasimacilik, dolayisiyla cok genis topraklarin hammaddelerini kullanabilme olanagi dogmustur. verimliligi %1 gibi cok düsük olan ilk üretilen makinelerle dahi bir anda 300 iscinin yapabilecegi is yapilmaktaydi. 18.yy'in son yarisinda ingiltere'de, manchesterda, yakit olarak kömür kullanan buhar makineleri önce tekstil sektöründe calismis, ardindan demir-celik sanayisi gelismistir. 19.yy'da diger bati avrupa ve kuzey amerika ülkelerine yayilmistir. 

18.yy'in ikinci yarisinda ingiltere'de baslayan ve 19yy.da hizla bati avrupa'ya yayilan nehirleri su kanallarinin yapimiyla birlestirerek kara iclerinde ulasimi kolaylastirmak ve bu bölgelerde uretilen tarim urunlerinin toplanmasiyla hinterlandlari genisletme isi, 1830'lardan itibaren yayginlasmaya baslayan demiryollari ve telgraf teknolojisinin gelismesi ile iletisim ve ulasim konusunda inanilmaz bir devrim yaratmistir. yuk tasiyan bir at arabasiyla bir gunde gidebileceginiz yol 30 km civariyken, trenlerle bir gunde gidebildiginiz mesafe önceleri 500 km civarina, birinci dunya savasindan hemen önceki zamanlarda ise 1000 km civarina cikmistir. trenler ayni zamanda belli bir duzende bilinen zamanlarda ve dakik olarak calistiklari icin sanayi uretimi icin cok önemli hale gelmislerdir. telgraf teknolojisinin gelisimi de iletisimi isik hizina ulastirmis, atlantik'i gecen telgraf hattinin 1866'da kurulmasiyla dunyanin bir ucundan diger ucuna aninda haber gondermek mumkun olmustur. 

19.yy'in ikinci yarisinda petrol ve elektrik enerjisinin isin icine girmesiyle ikinci bir dalga baslamistir. sanayi üretimindeki inanilmaz artis hammadde arayislarini, üretilen ürünleri satacak pazar arayislarini ve sömürgeciliki getirmistir. 19.yy'da sanayilesen ülkelerin gsmh'si diger ülkeleri onlarca katlamis, dünyadaki zengin-yoksul ayrimini inanilmaz derinlestirmistir.

öte yandan sanayi devrimi tarim devriminden sonraki insanlik tarihindeki hemen hemen herseyde degisiklige yol acan ikinci önemli devrimdir, etkileri hayatin her alaninda hissedilmistir. sehirlesme sanayi devriminin en önemli sosyal sonuclarindan biridir. insanlar tarim ekonomisini birakip sehirlere dolmuslar, tarihte ilk defa sehirlerde yoksullar da oturmaya baslamis, isci sinifinin ortaya cikisiyla feodal sinif sistemi yokolmus, feodal toplumlardaki genis aile ve akrabalik baglari yerini sehirlerde sikisik sekilde yasayan cekirdek ailelere birakmis, bireysellesme, sinif bilinci, bireysel özgürlükler gibi kavramlar ve bunlarla beraber asiri emek sömürüsünün tetikledigi sosyalizm gibi ciddi etkileri olmus akimlar ortaya cikmistir. yogun sanyilesme ayni zamanda ciddi bir kapital ihtiyaci yaratmis, gunumuz modern bankacilik sistemi yine bu dönemde ortaya cikmistir. sanayi devrimi ayni zamanda insanin dogayi ilk defa ciddi sekilde bozmaya basladigi zaman olmustur ama cevre bilincinin gelismesi zaman alacaktir. kadinlarin da sanayi üretimine katilmasi kadinin toplumdaki önemini arttirmis, kadin hareketleri de yine bu dönemde ortaya cikmistir. sanayilesen ülkelerde önemli bir nüfus patlamasi görülmüs, ortalama ömür ciddi sekilde artmis, ilk metropoller gene bu dönemde londra, paris ve new york olarak ortaya cikmistir. bu dönem ayni zamanda ilk örgün eğitimin ciktigi ve yayginlastigi dönem olmustur.

sanayi devrimi ve etkileri günümüzde halen sürerken, bir zamanlarin sanayilesmis ülkeleri, sahip olduklari sanayilerin postfordizm ile emegin daha ucuz oldugu ülkelere kaymasiyla sanayisizlesme dönemine girmislerdir. öte yandan, su anda etkisinin belki de sanayi devriminden bile daha kapsamli ve karmasik olmasi beklenen bir sayisal devrim ile karsi karsiya oldugumuz söylenmektedir. internetin ortaya cikisi da bu devrimin miladidir ve insanligin yine cok farkli bir sosyal baskalasima girmesi beklenmektedir.
iyiy di başka yok mu derseniz
gelir eşitsizliği
mutlak gelir eşitliği, gelirleri sadece devletin toplayıp eşit paylaştırdığı ideal komünizmde bulunmakta. bu da dünya tarihinde neredeyse hiç olmadığından, her zaman gerek toplumun bireyleri, gerekse toplumlar arasında gelir eşitsizliği olmuş. öte yandan dünya ekonomisinde, sanayi devrimine kadar aşağı yukarı her toplum ortalama olarak üç aşağı beş yukarı yakın gelirlere sahip olmuşlar. elbette toplumların içinde zenginler ve yoksullar, toprak ağaları ve serfler, yöneticiler ve tebaa şeklinde bir sınıfsal dolayısıyla da gelirsel ayrım olmuş. aynı zamanda dünyanın farklı köşelerinde iyi tüccar toplumlar ile çifçi toplumlar arasında da gelir farkları olmuş fakat sanayi devrimine kadar bu farklar çok da atla deve farklılığında olmamış.

ne var ki gün gelmiş, sanayi devrimi önce ingiltere'de, ardından batı avrupa'da yayılmış, inanılmaz sayıda çok ürün inanılmaz ucuzlukta yapılmaya başlamış, o zaman dengeler dehşet bozulmaya başlamış. üstelik bu trend yıllar geçtikçe daha da açılmış, günümüz dünyası, dünya tarihinde gelir eşitsizliği konusunda en derin ayrımın yaşandığı çağ olm
Son olarak.
sanayi devrimi sonrası avrupa'da yaşananlar
buharin kesfi, kimyanin kullanim sahalari ve elektrigin inkar edilemez gucu, komur ve petrolun urettigi enerji ile degismek zorunda olan dunya gidisati ile ilgili olaylardir. on planda insan gucunu azaltan sanayilesme yeni toplum sorunlarini dogurmus sehirlere ve sanayi merkezlerine akin eden insanlari o zamana degin alisilmadik zor, mesakkatli bir tempo icine itmistir. gecim derdindeki aile tum fertleriyle 18 saate varan calisma mecburiyetinde birakildigi icin olumler cogalmis, henuz duzene girmemis isci haklarinin olmayisi, en yok edici darbelerini cocuk iscilerin uzerine indirmistir. 
havalandirma sartlarinin elverissiz oldugu fabrikalarda, yun, pamuk, toz, gibi maddelerin insan sagligina verdigi zararla mill fever denilen sanayi hastaligi insanlari telef etmis ve tuberkuloz salgin hale gelerek insanlari kirip gecirmistir.
bu arada kucuk toprak sahipleri, sanayi gucu karsinda yok olurken, devlesmeye yuz tutmus sirketlerin ham madde kaynagini teskil eden diger kitalarda hakimiyet kurma ihtiyacini dogurmustu. bu nedenle bati avrupa sanayi ile yukselirken, somurgecilik had safhaya gelmis, dunya devletleri arasinda dengesizlik baslamisti. sanayinin gelismesiyle bati avrupada yeni bir sosyal piramit olusmus, fabrikatorler altinda, endustri ekspertleri, doktorlar, hukuk temsilcilerinin bir alt basamagi olarak,mudurler, menejerler, kalifiye isciler ve isciler toplum icinde yerlerini almistir. 
zenginler ve fakirler arasinda gitgide acilan ucurum nihayet meyvesini vermis, maaslarini duzgun alamayan vasifsiz isciler ve uretimine sekte vurulmus kucuk esnaf ayaklanmis luddite isyanlarilarini baslatmistir. 
ingiltere de yasanan luddite korkusu yaninda, fransa iscilerinin yasadigi zulum de kral louis philippe i surgune yollamistir. 
ve iste tam bu arada karl marx tum heybetiyle fikirlerini insanliga iletmek icin ayaklanmistir....
butun bunlardan sonra avrupa ikinci sanayi devrimini yasamis, yukselmis, duzene girmis ve " artik hasta adam meselesini halletmeliyiz " dusuncesiyle, sampanya bardaklarinin serefe kaldirildigi gorkemli salonlarda planlar, projeler cizilmeye baslanmistir.......

Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/